Ahzab Suresi

Abdulbasit Abdussamed – Ahzab Suresi

Ahzab suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ya eyyühen nebiyyüttekıllahe
Ve la tütııl kafirıne vel
Münafikıyn innellahe kane alımen
Hakıma
2. vettebı’ma yuha ileyke mir rabbik
İnnellahe kane bima ta’melune habıra
3. ve tevekkel alellah ve
Kefa billahi vekıla
4. ma cealellahü li racülim min
Kalbeyni fı cevfih ve ma ceale
Ezvacekümüllaı tüzahirune
Minhünne ümmehatiküm ve ma ceale
Ed’ıyaeküm ebnaeküm zaliküm
Kavlüküm bi efvahiküm vallahü
Yekulül hakka ve hüve yehdis
Sebıl
5. üd’uhüm li abaihim hüve akseu
Indellah fe il lem ta’lemu abaehüm
Fe ıhvanüküm fid dıni ve
Mevalıküm ve leyse aleyküm
Cünahun fıma ahta’tüm bihı ve
Lakim ma teammedet kulubüküm ve
Kanellahü ğafurar rahıyma
6. ennebiyyü evla bil mü’minıne
Min enfüsihim ve ezvacühu
Ümmehatühüm ve ülül erhami
Ba’duhüm evla bi ba’dın fı
Kitabillahi minel mü’minıne vel
Mühacirıne illa en tefalu ila
Evliyaiküm ma’rufa kane zalike fil
Kitabi mestura
7. ve iz ehazna minen nebiyyıne
Mısakahüm ve minke ve min nuhıv
Ve ibrahıme ve musa ve ıysebni
Memeryeme ve ehazna minhüm mısakan
Ğalıza
8. li yes’eles sadikıyne an sıdkıhim ve
Eadde lil kafirıne azaben elıma
9. ya eyyühellezıne amenüzküru
Nı’metellahi aleyküm iz caetküm
Cünudün fe erselna aleyhim rıhav
Ve cünudel lem teravha ve
Kanellahü bima ta’melune besıyra
10. iz cauküm min fevkıküm ve
Min esfele minküm ve iz zağatil
Ebsaru ve beleğatil kulubül
Hanacira ve tezunnune billahiz
Zununa
11. hünalikebtüliyel mü’minune ve
Zülzilu zilzatlen şedıda
12. ve iz yekulül münafikune
Vellezıne fı kulubihim meradum ma
Veaddenellahü ve rasulühu illa
Ğurura
13. ve iz kalet taifetüm minhüm ya
Ehle yesribe la mükame leküm
Farciu ve yeste’zinü ferıkum
Minhümün nebiyye yekulune inne
Büyutena avratüv ve ma hiye bi
Avrah iy yürıdune illa firara
14. ve lev dühılet aleyhim min
Aktariha sümme süilül fitnete le
Atevha ve ma telebbesu biha illa
Yesıra
15. ve le kad kanu ahedüllahe min
Kablü la yüvellunel edbar ve kane
Ahdüllahi mes’ula
16. kul ley yenfeakümül firaru in
Ferartüm minel mevti evil katli ve
İzel la tümetteune illa kalıla
17. kul men zellezı ya’sımüküm
Minellahi in erade biküm suen ev
Erade biküm rahmeh ve la yecidune
Lehüm min dunillahi veliyyev ve la
Nesıyra
18. kad ya’lemüllahül
Müavvikıyne minküm ve kailıne li
Ihvanihim helümme ileyna ve la
Ye’tunel be’se illa kalila
19. e şıhhaten aleyküm fe iza
Cael havfü raeytehüm yenzurune
İleyke teduru a’yünühüm kellezı
Yuğşa aleyhi minel mevt fe iza
Zehebel havfü selekuhüm bi
Elsinetin hıdadin eşıhhaten alel
Hayr ülaike lem yü’minu fe
Ahbetallahü a’malehüm ve kane
Zalike alellahi yesıra
20. yahsebunel ahzabe lem yezhebu ve
İy ye’til ahzabü yeveddu lev
Ennehüm badune fil a’rabi yes’elune
An embaiküm ve lev kanu fıküm ma
Katelu illa kalıla
21. le kad kane leküm fı
Rasulillahi üsvetün hasenetül li
Men kane yercüllahe vel yevmel
Haıra ve zekerallahe kesıra
22. ve lemma rael mü’minunel ahzabe
Kalu haza ma veadenellahü ve
Rasulühu ve sadekallahü ve
Rasulühu ve ma zadehüm illa
Imanev ve teslıma
23. minel mü’minıne ricalün
Sadeku ma ahedüllahe aleyh fe
Minhüm men kada nahbehu ve minhüm
Mey yentezıru ve ma beddelu
Tebdıla
24. li yecziyellahüs sadikıyne bi
Sıdkıhim ve yüazzibel
Münafikıyne in şae ev yetube
Aleyhim innellahe kane ğafurar
Rahıyma
25. ve raddellahüllezıne keferu bi
Ğayzıhim lem yenalu hayra ve
Kefallahül mü’minınel kıtal ve
Kanellahü kaviyyen azıza
26. ve enzelellezıne zaheruhüm min
Ehlil kitabi min sayasıyhim ve
Kazefe fı kulubihimür ru’be
Ferıkan taktülune ve te’sirune
Ferıka
27. ve evraseküm erdahüm ve
Diyarahüm ve emvalehüm ve erdal
Lem tetauha ve kanellahü ala külli
Şey’in kadıra
28. ya eyyühen nebiyyü kul li
Ezvacike in küntünne türidnel
Hayated dünya ve zıneteha fe
Tealeyne ümettı’künne ve
Üserrıhkünne serahan cemıla
29. ve in küntünne türidnellahe
Ve rasulehu ved daral ahırate fe
İnnellahe eadde lil muhsinati
Minkünne ecran azıyma
30. ya nisaen nebiyyi mey ye’ti
Minkünne bi fahışetim
Mübeyyinetiy yudaaf lehel azabü
D’feyn ve kane zalike alellahi
Yesıra
31. ve mey yaknüt minkünne lillahi
Ve rasulihı ve ta’mel salihan
Nü’tiha ecraha merrateyni ve
A’tedna leha rizkan kerıma
32. ya nisaen nebiyyi lestünne ke
Ehadim minen nisai inittekaytünne
Fe la tahda’ne bil kavli fe
Yatmeallezı fı kalbihı meraduv ve
Kulne kavlem ma’rufa
33. ve karne fı büyutikünne ve la
Teberracne teberrucel cahiliyyetil
Ula ve ekımmes salete ve atınez
Zekate ve etı’nellahe ve rasuleh
İnnema yürıdüllahü li yüzhibe
Ankümür ricse ehlel beyti ve
Yütahhiraküm tathıra
34. vezkürne ma yütla fı
Büyutikünne min ayatillahi vel
Hıkmeh innellahe kane latıyfen
Habıra
35. innel müslimıne vel
Müslimati vel mü’minıne vel
Mü’minati vel kanitıne vel
Kanitati ves sadikıyne ves sadikati
Ves sabirıne ves sabirati vel
Haşiıyne vel haşiati vel
Mütesaddikıyne vel mütesaddikati
Ves saimıne ves saimati vel
Hafizıyne fürucehüm vel hafizate
Vez zakirınellahe kesırav vez
Zakirati eaddelahü lehüm
Mağfiratev ve ecran azıyma
36. ve ma kane li mü’miniv ve la
Mü’minetin iza kadallahü ve
Rasulühu emran ey yekune lehümül
Hıyeratü min emrihim ve mey
Ya’sıllahe ve rasulehu fe kad dalle
Dalalem mübına
37. ve iz tekulü lillezı
En’amellahü aleyhi ve en’amte
Aleyhi emsik aleyke zevceke
Vettekıllahe ve tuhfı fı nefsike
Mellahü mübdıhi ve tahşen nas
Vallahü ehakku en tahşah felemma
Kada zeydüm minha vetaran
Zevvecnakeha li key la yekune alel
Mü’minıne haracün fi ezvaci
Ed’ıyaihim iza kadav minhünne
Vetara ve kane emrullahi mef’ula
38. ma kane alen nebiyyi min haracin
Fıma feradallahü leh sünnetellahi
Fillezıne halev min kabl ve kane
Emrullahi kaderam makdura
39. illezıne yübelliğune
Risalatillahi ve yahşevnehu ve la
Yahşevne ehaden ilellah ve kefa
Billahi hasıba
40. ma kane muhammedün eba ehadim
Mir ricaliküm ve lakir rasulellahi
Ve hatemen nebiyyın ve kanellahü
Bi külli şey’in alıma
41. ya eyyühellezıne
Amenüzkürullahe zikran kesıra
42. ve sebbihuhu bükratev ve esıyla
43. hüvellezı yüsallı aleyküm
Ve melaiketühu li yuhriceküm minez
Zulümati ilen nur ve kane bil
Mü’minıne rahıyma
44. tehıyyetühüm yevme yelkavnehu
Selam ve eadde lehüm ecran kerıma
45. ya eyyühen nebiyyü inna erselnake
Şahidev ve mübeşşirav ve nezıra
46. ve daıyen ilellahi bi
İznihı ve siracem münıra
47. ve beşşiril mü’minıne bi enne
Lehüm minellahi fadlen kebıra
48. ve la tütııl kafirıne vel
Münafikıyne ve da’ ezahüm ve
Tevekkel alellah ve kefa billahi
Vekıla
49. ya eyyühellezıne amenu iza
Nekahtümül mü’minati sümme
Tallaktümuhünne min kabli en
Temessuhünne femaleküm aleyhinne
Min ıddetin ta’tedduneha fe
Mettiuhünne ve serrihuhünne
Serahan cemıla
50. ya eyyühen nebiyyü inna
Ahlelna leke ezvacekellatı ateyte
Ücurahünne ve ma meleket
Yemınüke memma efaellahü aleyke
Ve benati ammike ve benati ammatike
Ve benati halike ve benati
Halatikellatı hacerne meake
Vemraetem mü’mineten iv vehebet
Nefseha lin nebiyyi in eraden
Nebiyyü ey yestenkihaha halisatel
Leke min dunil mü’minın kad alimna
Ma feradna aleyhim fı ezvacihim ve
Ma meleket eymanühüm li keyla
Yekune aleyke harac ve kanellahü
Ğafurrar rahıyma
51. türcı men teşaü minhünne ve
Tü’vı ileyke men teşa’ ve
Menibteğayte mimmen azelte fe la
Cünaha aleyk zalike edna en tekarra
A’yünühünne ve la yahzenne ve
Yerdayne bima ateytehünne
Küllühünn vallahü ya’lemü ma
Fı kulubiküm ve kanellahü alımen
Halıma
52. la yehıllü leken nisaü min
Ba’dü ve la en tebeddele bihinne
Min ezvaciv ve lev a’cebeke
Husnühünne illa ma meleket
Yemınük ve kanellahü ala külli
Şey’ir rakıyba
53. ya eyyühellezıne amenu la
Tedhulu büyuten nebiyyi illa ey
Yü’zene leküm ila taamin ğayra
Nazırıne inahü ve lakin iza
Düıytüm fedhulu fe iza taımtüm
Fenteşiru ve la müste’nisıne li
Hadıs inne zaliküm kane yü’zin
Nebiyye fe yestahyı minküm
Vallahü la yestahyı minel hakk ve
İza seeltümuhünne metaan
Fes’eluhünne miv verai hıcab
Zaliküm atheru li kulubiküm ve
Kulubihinn ve ma kane leküm en
Tü’zu rasullellahi ve la en tenkihu
Ezvacehu mim ba’dihı ebeda inne
Zaliküm kane ındellahi azıyma
54. in tübdu şey’en ev tuhfuhü fe
İnnellahe kane bi külli şey’in alıma
55. la cünaha aleyhinne fı
Abaihinne ve la ebnaihinne ve la
Ihvanihinne ve la ebnai
Ihvanihinne ve la ebnai
Ehavatihinne ve la nisaihinne ve la
Ma meleket eymanühünn
Vettekıynellah innellahe kane ala
Külli şey’in şehıda
56. innellahe ve melaiketehu
Yüsallune alen nebiyy ya
Eyyühellezıne amenu sallu aleyhi
Ve sellimu teslıma
57. innellezıne yü’zunellahe ve
Rasulehu leanehümüllahü fid
Dünya vel ahırati ve eadde lehüm
Azabem mühına
58. vellezıne yü’zunel mü’minıne
Vel mü’minati bi ğayri mektesebu
Fe kadıhtemelu bühtanev ve ismem
Mübına
59. ya eyyühen nebiyyü kul li
Ezvacike ve benatike ve nisail
Mü’minıne yüdnıne aleyhinne min
Celabıbihinn zalike edna ey
Yu’rafne fe la yü’zeyn ve
Kanellahü ğafurar rahıyma
60. le il lem yentehil münafikune
Vellezıne fı kulubihim meraduv vel
Mürcifune fil medıneti le
Nuğriyenneke bihim sümme la
Yücaviruneke fıha illa kalila
61. mel’unıne eyne ma sükıfu
Ühızu ve kuttilu taktila
62. sünnetellahi fillezıne halev
Min kabl ve len tecide li
Sünnetillahi tebdıla
63. yes’elüken nasü anis saah kul
İnnema ılmüha ındellah ve ma
Yüdrıke lealles saat tekunü
Karıba
64. innellahe leanel kafirıne
Ve eadde lehüm seıyra
65. halidıne fıha ebeda la
Yecidune veliyyev ve la nesıyra
66. yevme tükallebü vücuhühüm
Fin nari yekulune ya leytena
Eta’nellahe ve eta’ner rasula
67. ve kalu rabbena inna eta’na sadetena
Ve küberaena fe edallunes sebıla
68. rabbena atihim dı’feyni minel
Azabi vel’anhüm la’nen kebıra
69. ya eyyühellezıne amenu la
Tekunu kellezıne azev musa fe
Berraehüllahü mimma kalu ve kane
Indellahi vecıha
70. ya eyyühellezıne
Amenüttekullahe ve kulu kavlen
Sedıda
71. yuslıh leküm a’maleküm ve
Yağfir leküm zünubeküm ve mey
Yütııllahe ve rasulehu fe kad
Faze fevzen azıyma
72. inna aradnel emanete ales
Semavati vel erdı vel cibali fe
Ebeyne ey yahmilneha ve eşfakne
Minha ve hamelehel insan innehu kane
Zalumen cehula
73. li yüazzibellahül
Münafikıyne vel münafikati vel
Müşrikıne vel müşrikati ve
Yetubellahü alel mü’minıne vel
Mü’minat ve kanellahü ğafurar
Rahıyma
Meali
33 – ahzâb sûresi
Medine’de hicri 5. yılın
Sonlarında nâzil olmuştur. 73
Âyettir. ‘birleşik düşman
Grupları (ahzab) veya hendek
Savaşı bu sûre-i şerifenin en
Çok yer ayırdığı bir konu
Olduğundan, sûre bu isimle
Adlandırılmıştır. bu sûre
Birtakım içtimai esasları,
Özellikle hz. peygamber (a.s.) ın
Örnek aile hayatını vesile ederek
Bildirir. tebennî (evlat edinme),
Zıhar gibi bazı gelenekleri
Kaldırır. peygambere karşı
Müminlerin davranışı,
Kadınların örtünmeleri, aile
Hayatı, gerçek müminlerin
Vasıfları, münafıkların
Karakteristik davranışları
Anlatılır. insanın büyük
Emaneti yüklenip, müminlerin buna
Sadık kaldıkları, münafık ve
Kâfirlerin ise hıyanet ettikleri
Bildirilerek sûre sona erdirilir.
Ahzab: grup, bölük, parti
Mânasına gelen hizb’in
Çoğuludur. hicri 5. yılda mekke
Müşrikleri, diğer müşrik
Kabilelerle güç birliği yaparak
Medine şehrini kuşatıp
İslâmiyeti imha etmeye teşebbüs
Etmişlerdi. bu itilaf kuvvetlerinin
Hücûmundan bahseden sûre, bu
İsimle anılmıştır. neticede
Umduklarının aksi oldu, perişan
Olup kaçtılar. bu tarihten sonra
Müslümanlara bir taarruz hareketi
Yapamadılar.
Büyük çoğunluğu h. 5. yılda bu
Hadiselerin olduğu sıralarda
Nâzil olan sûre, islâmiyet
Aleyhinde, çokça kullanılmak
İstenen iki silahla, ayrıntılı
Olarak meşgul olur. birincisi:
Maddî silahları, ikincisi: hz.
Peygamberin aile hayatının
Temizliğine dokunmak. sûre bu
Emelde olanların sonlarının
Hüsran olduğunu bildirmektedir.
Sûrenin geniş bir bölümü de hz.
Peygamberin aile hayatına karşı
Yapılan saldırıları anlatır.
Onun hayatındaki nezahet ve
Sadelik, bu itirazlara karşı en
Kuvvetli cevaptır. ahzab harbinin
Vaki olduğu sıralarda islâm
Toplumu kuvvet kazanma yoluna
Girmişti. refah vesileleri ortaya
Çıkmıştı. ezvac-ı tahirat da
Bu refahtan yararlanmak istediler.
Hz. peygamber yaşadığı sade
Hayattan ayrılmadığı gibi, ev
Halkının da bu prensibe sadık
Kalmalarını istiyordu. o,
Kendisinin ve ailesinin geçim
Seviyesinin, yoksul müminlerin
Hayat standardından yukarıda
Olmasını hiç uygun bulmadı.
Dolayısıyla, dünya refahını
Tercih edecek eşlerinin kendisiyle
Yaşamaktan vazgeçmeleri
Gerekiyordu. onları bu hususta
Serbest bıraktı. onun bütün arap
Yarımadasına hükmettiği sırada
Bile yaşadığı bu sade hayat ve
Eşlerine karşı olan bu tutumu,
Onun ruhanî ve manevî faziletlere,
Rabbine ve âhiret mutluluğuna
Nasıl kuvvetle bağlı olduğunun
Müşahhas delilidir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – ey peygamber, allah’a karşı
Sorumluluklarını yerine getirmeye
Devam et, kâfirlere ve
Münafıklara itaat etme. muhakkak
Ki allah her şeyi bilir, tam
Hüküm ve hikmet sahibidir.
2 – rabbinden sana vahyolunan
Buyruklara uy, allah ne
Yapıyorsanız onların hepsinden
Haberdardır.
3 – yalnız allah’a dayanıp güven.
Koruyucu olarak allah yeter.
4 – allah, hiçbir adamın içinde
İki kalb yaratmamıştır.
Kendilerine zıhar yaptığınız
Eşlerinizi anneleriniz
Kılmamıştır.
Evlatlıklarınızı da öz
Oğullarınız kılmamıştır.
Bunlar ağızlarınızla
Söylediğiniz mânasız sözlerden
İbarettir. allah gerçeği söyler
Ve doğru yola iletir. [58,2;
33,37-40; 4,23]
Bu âyet cahiliye devrinin iki
Âdetini kaldırmaktadır. bunlardan
Biri zıhar olup mücadile
Sûresinde daha geniş şekilde yer
Alacaktır. zıhar ‘sırt, arka”
Anlamına gelen zahr’dan gelip,
Kocanın eşine ‘senin sırtın,
Annemin sırtı gibi olsun”
Diyerek bir nevi boşaması idi. o
Devirde bu durumdaki kadınla
Zevciyet ilişkisi kalmaz, bununla
Beraber kocasının evinden ayrılma
Hürriyeti de olmadığı için,
Kadın iyice zor durumda kalırdı.
Kaldırılan ikinci âdet tebenni
(evlat edinme) kurumu olup,
Müteakip âyet onu bildirmektedir.
5 – öyleyse evlatlara
Babalarını esas alarak isim verin.
Böyle yapmak allah nezdinde daha
Doğrudur. eğer babalarını
Bilmiyorsanız, bu takdirde onları
Kardeş veya mevlâ olarak kabul
Edin. yanılarak isimlerde
Yaptığınız hatalardan ötürü
Size vebal yoktur, ama kalplerinizin
Kasden yaptıklarında vebal
Vardır. allah gafurdur, rahîmdir
(çok affedicidir, merhamet ve
İhsanı boldur). [2,286]
Mevla kelimesi birçok anlama gelir.
Burada: ‘köle iken hürriyetine
Kavuşmuş, âzatlı”
Mânasınadır.
6 – peygamberin müminler
Üzerinde haiz olduğu hak, onların
Bizzat kendileri hakkında haiz
Oldukları haktan daha fazladır.
(o, bir baba konumunda olduğundan)
Onun eşleri de müminlerin
Anneleridir. akrabalar miras
Bakımından allah’ın kitabında,
Birbirlerine diğer müminlerden ve
Muhacirlerden daha yakındırlar.
Ancak dostlarınıza bir iyilik
Yapmanız müstesna, yani dostunuza
Vasiyetle bir mal bırakabilirsiniz.
Bunlar kitapta yazılıdır. [4,65;
8,72]
7-8 – bir vakit, biz
Peygamberlerden, kuvvetli bir söz
Almıştık: senden, nuh’tan,
İbrâhim’den, mûsâ’dan ve
Meryem’in oğlu îsa’dan.
Evet onlardan pek sağlam söz
Almıştık ki vakti gelince o,
Sadıklara sözlerine
Bağlılıklarını sorsun.
Kâfirlere ise gayet acı bir azap
Hazırladı. [3,81; 42,13; 5,109;
7,6]
Bu söz, elçilik görevini yerine
Getirmek, dinî tebliğ ve öbür
Peygamberleri tasdik etmek
Konusundadır. allah risaletlerini
Tebliğ ve ifa etme konusunda
Sözlerine gösterdikleri
Bağlılığı, ümmetleri önünde
Açıklayacaktır.
9 – ey iman edenler allah’ın
Üzerinizdeki nimetini hatırlayın.
Hani birleşik ordular üzerinize
Saldırmıştı da, biz onlara
Karşı, bir rüzgar ve sizin
Göremediğiniz ordular
Göndermiştik. allah yaptığınız
Her şeyi görüyordu.
Hicretin 5. yılında kureyş,
Bütün arap yarımadasındaki
Gayr-i müslimleri medine şehir
Devletinde yerleşmiş olan
Müslümanlar aleyhinde harekete
Geçirerek, aklı sıra, kesin imha
İşini planlamıştı. gatafan,
Eşca, mürre, fezare, süleym, sa’d
Ve esed kabilelerinden başka
Büyük bir yahudi kabilesi olan
Benî nadîr de bu koalisyona
Girmişti.
Medinede oturmaları itibariyle
Müslümanlarla aynı kaderi
Paylaştıklarına dair kesin
Akitleri olan benî kurayza
Yahudileri de, bu kuvvetlerin
Müslümanların işlerini
Bitireceği fikrine
Kapıldıklarından, bilahere onlar
Da, hıyanet edip düşman
Saflarına geçtiler. böylece
Birleşik düşman askerleri
12.000’den fazla oldular.
Müslümanların sayısı ise
3.000’i geçmiyordu.
Hz. peygamber medine çevresine
Hendek kazdırıp çıkan toprağın
Arkasına askerlerini mevzilendirdi.
Bir ay kadar süren kuşatma
Sırasında yardım alamayan
Müslümanlar iyice bunaldılar.
Allah teâlanın gönderdiği soğuk
Fırtına düşman güçlerinin
Çadırlarını söktü, ateşlerini
Söndürdü, karargâhlarını
Darmadağın etti. canlarının
Derdine düşerek dağılıp
Gittiler. görünmeyen ordular,
Müslümanlara itminan veren melaike
Ordularıdır.
10 – o vakit onlar hem
Üstünüzden, hem alt
Tarafınızdan gelmişlerdi.
Gözleriniz şaşkınlıktan
Ötürü kaymış, yüreğiniz
Ağzınıza gelmişti.
Siz de allah hakkında türlü türlü
Zanlar beslemeye başlamıştınız.
11 – işte orada müminler çetin
Bir imtihana tâbi tutulmuş,
Şiddetle silkelenmiş ve kuvvetli
Bir şekilde sarsılmışlardı.
12 – hani münafıklar ve
Kalplerinde hastalık (şüphe)
Olanlar: ‘allah ve resulünün bize
Zafer vaad etmesi, meğer bizi
Aldatmak içinmiş ” diyorlardı.
13 – bir kısmı: ‘ey yesribliler
Burada düşmâna karşı
Koyamazsınız, mevzilerinizi
Bırakıp evlerinize dönünüz ”
Diyordu.
Onlardan bir başka bölük:
‘evlerimiz korunmasız ” diyerek
Peygamberden izin istiyorlardı.
Halbuki gerçekte evleri tehlikeye
Mâruz değildi, onlar sadece
Savaştan kaçmak istiyorlardı.
Hicrete kadar medinenin ismi yesrib
İdi. daha sonra medinetu’n-nebî
(peygamberin şehri) oldu.
14 – demek medine’nin her
Tarafından hücum edilseydi ve
Kendilerinden islâm’dan dönmeleri
İstenseydi, hiç tereddüt
Etmeksizin, bunu derhal
Yapacaklardı
15 – halbuki daha önce,
Düşmandan kaçmayacaklarına dair
Allah’a yemin ederek, söz
Vermişlerdi. allah’a karşı
Verilen o ahitlerin hesabı elbette
Sorulacaktır.
16 – de ki: eğer ölümden veya
Öldürülmekten kaçıyorsanız,
Kaçmak asla size fayda vermez.
Faraza başarsanız bile hayatta
Kalacağınız süre, nihayet çok
Sınırlıdır. [4,77-78; 62,8]
17 – de ki: ‘allah size bir
Felaket dilese, sizi allah’a karşı
Korumak kimin haddine düşmüş?”
Yahut o size bir rahmet dilese,
Bunu kim engelleyebilir ki?
Onlar, kendileri için allah’tan
Başka ne bir koruyucu, ne de bir
Yardımcı bulamazlar.
18 – allah içinizden
Bozgunculuğa meyledip savaştan
Alıkoymak isteyenleri ve
Kardeşlerine: ‘bize gelin”
Diyenleri elbet biliyor. zaten
Bunlardan ancak pek az bir kısmı
Savaşa geliyorlardı.
19 – savaşa katıldıklarında da
Size karşı pek cimri ve kıskanç
Davranırlar. hücum eden
Düşmanın ortalığa saldığı
Büyük korku gelince, ölüm
Sekeratına düşmüş kimsenin
Bakışı gibi, gözleri dönmüş
Bir tarzda sana baktıklarını
Görürsün.
Korku hali geçince, allah yolunda
Harcamada cimrice bir tavır
İçinde, keskin dilleriyle sizi
İncitirlerdi.
İşte onlar iman etmemişler, allah
Da onların yaptıkları bütün
İşleri boşa çıkarmıştır. bu,
Allah’a göre kolaydır.
20 – münafıklar birleşik
Kuvvetlerin çekilip gitmediklerini
Sanıyorlardı.
Şayet birleşik kuvvetler tekrar
Gelecek olsa, çok isterler ki
Çöldeki göçebeler içinde
Bulunsunlar da sizin savaşınız
Hakkındaki haberleri uzaktan
Sorsunlar.
Esasen, yanınızda bulunsalardı dahi,
Onlardan pek azı savaşırlardı.
21 – hakikaten, allah’ın
Resulünde sizler için, allah’a ve
Âhiret gününe kavuşmayı
Bekleyenler ve allah’ı çok
Zikredenler için en mükemmel bir
Nümune vardır.
Hislerine kapılan bazı kimseler,
Hz. peygamber (a.s.m)’ın mekke’de
Müşriklerin baskı ve takibatına
Mâruz kaldığı zaman asil bir
Örnek olduğunu, fakat medine’ye
Hicretten sonra savaşlar, birçok
Evlilik, ganimet, dünya hâkimiyeti
İle manevî tarafının
Azaldığını ileri sürerler.
Fakat resul-i ekremin gelmesinden
Maksat, bu hislerine mağlup
İnsanları memnun etmek, onlara
Pratik kıymetten mahrum birtakım
Esaslar öğretmek değildi. hz.
Muhammed’in hedefi, bu dünyada
Yaşayan, çalışan insanlara
Yaşayışlarında
Uygulayabilecekleri kuralları
Öğretmek, onlara bu kuralları
Kendi yaşayışıyla izah ve tarif
Etmekti.
Ordu kurmasa, yaptırım gücü
Kazanmasa, hükümler koymasa,
Evlenmese, dâvaları hükme
Bağlamasa, düşmanları mağlup
Ettikten sonra onları affetmese,
İnsanlara tam örnek olamazdı.
Asıl bu gibi bütün beşerî
Faaliyetleri yapması, onların her
Birinde örnek tutumun ne olduğunu
Sözleriyle ve uygulamalarıyla
Göstermesi ile en mükemmel nümune
Olmuştur.
22 – müminler saldıran o
Birleşik kuvvetleri karşılarında
Görünce: ‘işte bu, derler, allah
Ve resulünün bize vaad ettiği
Zafer
Allah da, resûlü de elbette doğru
Söylemişlerdir.” müminlerin,
Düşman birliklerini görmeleri
Onların sadece, iman ve
Teslimiyetlerini artırdı.
23 – müminlerden öyle yiğitler
Vardır ki allah’a verdikleri sözü
Yerine getirip sadakatlarını ispat
Ettiler.
Onlardan kimi adağını ödedi,
Canını verdi, kimi de şehitliği
Gözlemektedir. onlar verdikleri
Sözü asla değiştirmediler.
24 – allah, böylece sadık
Kalanları, doğruluklarına
Karşılık ödüllendirecek,
Münafıkları da dilerse azaba
Uğratacak veya tövbe nasib edip
Tövbelerini kabul buyuracaktır.
Çünkü allah gafurdur, rahîmdir
(çok affedicidir, merhamet ve
İhsanı boldur). [3,179; 47,31]
25 – allah, o kâfirleri, elleri
Boş olarak, kin ve öfkeleriyle
Geri çevirdi.
Müminlerin savaşmasına hacet
Bırakmadı. herkes anladı ki allah
Pek kuvvetlidir, mutlak galiptir.
26 – o kâfir düşmanlara
İçeriden destek vererek hıyanet
Eden ehl-i kitaptan beni kurayza’yı
Da kulelerinden indirdi ve
Kalplerine korku saldı, bir
Kısmını öldürüp, diğer bir
Kısmını da esir aldınız.
Kurayza yahudilerinin hz.
Peygamberle yaptıkları anlaşmaya
Göre kureyş ve müttefikleri
Medine’ye hücum ederlerse kurayza
Bu saldırıya karşı koyacaktı.
Fakat kurayza savaş ortasında
Hıyanet etti. içeriden
Düşmanları destekledi.
Kuşatmacı düşman çekilince,
Yahudiler hıyanet suçunun
Cezasını çekeceklerini
Beklediklerinden, zaten savaş
Vaziyetine geçip medine
Civarındaki kalelerine
Girmişlerdi. hz. peygamber,
Düşman çekilince, müslümanlar
Daha dinlenmeden kurayza üzerine
Yürüme emri verdi. onları
Kuşatma ise 25 gün kadar sürdü.
Sonunda ensarın önderlerinden sa’d
İbn muaz’ı hakem seçip hükmüne
Razı olacaklarını bildirdiler.
Hz. peygamberin hükmüne razı
Olsalardı, o daha önce benî
Kaynuka yahudi kabilesine
Uyguladığı cezayı uygulardı.
Sa’d onlara kendi tevrat
Şeriatlarının hükmünü
Uyguladı (tesniye, 20,10-15).
Savaşa katılanların
Öldürülmelerine, geride kalan
Kadın, çocuk ve yaşlıların esir
Edilmelerine hükmetti. onlardan 400
Kadar savaşçı öldürülüp
Arazileri müslümanların eline
Geçti.
27 – onların arazilerine,
Yurtlarına, mallarına, hatta sizin
Ayak bile basmadığınız
Topraklara sizi vâris yaptı. allah
Her şeye kadirdir.
28 – ey peygamber, eşlerine de
Ki: ‘eğer dünya hayatını ve
Süsünü istiyorsanız, gelin size
Boşanma bedellerinizi vereyim ve
Sizi güzelce boşayayım.”
29 – ‘yok, eğer allah’ı,
Resulünü ve âhiret mülkünü
İsterseniz, haberiniz olsun ki allah
Sizin gibi iyi hanımlara büyük
Mükâfat hazırlamıştır.”
Sûrenin tefsirinin baş tarafında
Belirttiğimiz gibi, bu tarihlerde,
Yani hicretin 5. yılından sonra,
Müslüman toplumunun maddî
Şartları nisbeten iyileşti.
Ezvac-ı tahirat da bu refahtan
Biraz yararlanmak istediler. hz.
Peygamber isteseydi bunları temin
Ederdi. fakat o zühd prensibini,
Yoksul müslümanların hayat
Standardlarını esas aldığından,
İlahî irşadla buna razı olmadı.
Hatta ciddî bir imtihan geçirdi.
Bu âyetin talimatıyla bütün
Eşlerini boşamak durumu ile
Karşı karşıya geldi. onları ya
Alışageldikleri sade hayata devam,
Ya da boşanma arasında muhayyer
Bıraktı. onlar neticede dünya
Refahını değil, hz. peygamberle
Olan beraberliği tercih ettiler.
30 – ey peygamber hanımları
İçinizden kim çirkinliği
Aşikâr bir günah işlerse, onun
Cezası, iki kat olur. bu, allah’a
Göre kolaydır.
31 – ama kim allah ve resulüne
İtaat eder, güzel ve makbul işlere
Devam ederse
Ona da mükâfatını iki misli
Verir ve ona cennette kıymetli bir
Nasip hazırlarız.
32 – ey peygamber hanımları siz
Herhangi bir kadın gibi değilsiniz.
Takvâ sizin sıfatınız olduğuna
Göre, namahrem erkeklere hitab
Ederken tatlı ve cilveli bir eda
İle konuşmayın ki
Kalbinde hastalık bulunan bir şahıs,
Şeytanî bir ümide kapılmasın.
Ciddi, ölçülü konuşun.
33 – hem vakarla evinizde durun da,
Daha önceki cahiliye döneminde olduğu
Gibi süslenip dışarı çıkmayın,
Namazı hakkıyla ifa edin,
Zekâtınızı verin,
Hülasa allah ve resulüne itaat edin.
Ey peygamberin şerefli hane
Halkı, ey ehl-i beyt
Allah sizden her türlü kiri giderip
Sizi tertemiz yapmak istiyor.
Âyette geçen ehl-i beyt,
Resulullahın ev halkıdır. yani
Ezvac-ı tahirat (eşleri),
Evlatları, damadı hz. ali ile
Torunları hasan ile hüseyin
(r.anhüm) buna dahildirler.
34 – oturun da evlerinizde okunan
Allah’ın âyetlerini ve
Resulullahın hikmetlerini anın.
Allah muhakkak ki latif ve habirdir (ilmi en
Gizli şeylere bile nüfuz eder).
35 – allah’a teslim olan erkekler
Ve teslim olan kadınlar,
İslâm dinine iman eden erkekler
Ve iman eden kadınlar,
Taate devam eden erkekler ve
Taate devam eden kadınlar,
Dürüst erkekler ve dürüst kadınlar,
Sabreden erkekler ve sabreden kadınlar,
Mütevazi erkekler ve
Mütevazi kadınlar,
Hayır yolunda infak eden erkekler
Ve infak eden kadınlar,
Oruç tutan erkekler ve
Oruç tutan kadınlar,
Irzlarını koruyan erkekler ve
Irzlarını koruyan kadınlar,
Allah’ı çok zikreden erkekler ve
Çok zikreden kadınlar var ya,
İşte allah onlara mağfiret ve
Büyük bir mükâfat
Hazırlamıştır. [49,14; 39,9;
2,238; 3,43; 30,26]
36 – allah ve resûlü herhangi bir
Meselede hüküm bildirdikten sonra,
Hiçbir erkek veya kadın müminin o
Konuda başka bir tercihte bulunma
Hakları yoktur.
Kim allah’a ve resulüne isyan ederse
Besbelli bir sapıklığa
Düşmüş olur. [4,65; 24,63]
37 – hani hem allah’ın nimet ve
İhsanına, hem de senin iyiliğine
Nail olmuş olup da hanımını
Boşamaya karar vermiş olarak sana
Danışmaya gelmiş olan kişiye
Sen:
‘eşini yanında tut
Allah’tan kork” demiştin.
Allah’ın açığa çıkaracağı
Bir durumu içinde saklamıştın,
Çünkü insanlardan çekinmiştin.
Halbuki allah’tan daha çok
Çekinmen gerekirdi.
Neticede, zeyd eşini boşayıp onunla
İlişkisini kestikten sonra,
Biz onu sana nikahladık ki, bundan
Böyle evlatlıkları, eşleriyle
İlişkilerini kestikleri, onları
Boşadıkları zaman, o kadınlarla
Evlenmek hususunda müminlere bir
Güçlük olmasın.
Allah’ın emri her zaman
Gerçekleşir. [4,23]
Allah’ın ve peygamberimizin
İhsanlarına nail olan şahıs, zeyd
İbn harise (r.a)’dır. çocuk iken
Esir düşüp köle olarak satılan
Zeyd’i hz. hatice (r.a) almış,
Daha sonra hz. peygamber (a.s.) ile
Evlendiği zaman ona hediye
Etmişti. bilahere ailesi fidye
Vererek geri almak istedi.
Peygamberimiz, isterse fidyesiz
Olarak ailesine gitmesi hususunda
Onu muhayyer bıraktı. o ayrılmak
İstemeyince hz. muhammed (a.s.m.)
Onu evlat olarak ilan etti.
Hz. peygamber, zeyd’in, halası
Ümeyme’nin kızı zeyneb ile
Evlenmesine vesile oldu. fakat
Zeyneb, köle asıllı olan zeyd’i
Kendisine denk saymadığından,
İşin başından beri onunla uyum
Sağlayamadı. sonunda zeyd hz.
Peygambere gelip evliliğe son
Vermek istediğini söyledi. durumu
İzleyen hz. peygamber (a.s.m) bu
Neticeyi yerinde bulmakla beraber
Zeyd’in yüzüne karşı söylemek
De istemedi. ‘eşini yanında
Tut ” diye asıl temennisini dile
Getirdi.
Zeyd boşayıp iddetini doldurunca
Zeyneb serbest kaldı. peygamberimiz
Çekinmesine rağmen, allah onunla
Evlenmesini emretti. böylece
Evlatlık kurumunu ilga işinde hz.
Peygamber, kendi nefsinden örnek
Vermek imtihanı ile karşı
Karşıya kaldı. hz. peygamberin,
Bir gün zeyneb’in güzelliğinin
Farkına varması neticesinde
Zeyd’in onu boşadığı zannını
Uyandıran ve nakil yönünden de
Sahih olmayan rivayetin, muhtevası
Da makul değildir. zira halası
Kızı olarak öteden beri tanıyıp
Evlenmelerinde de tam bir aracılık
Yapan hz. peygamber’in onu yeni fark
Ettiği iddiasını doğru bulmak
Mümkün değildir.
38 – allah’ın, kendisine takdir
Edip helâl kıldığı bir hususu
Yerine getirmekte peygambere
Herhangi bir vebal, güçlük
Yoktur.
Sizden önce gelip geçen
Peygamberler hakkında da alahın
Kanunu böyle cari olmuştur.
Allah’ın emri, mutlaka yerini bulan
Bir kaderdir.
39 – onlar öyle seçkin
Kimselerdir ki allah’ın
Buyruklarını tebliğ ederler, o’nu
Sayıp çekinirler, ondan başka
Kimseden çekinmezler. hesaba çeken
Olarak allah yeter. [6,124]
40 – muhammed içinizden hiçbir
Erkeğin babası değildir, lâkin
Allah’ın resulü ve peygamberlerin
Sonuncusudur. allah her şeyi
Hakkıyla bilir.
41-42 – ey iman edenler allah’ı
Çok zikredin, onu sık sık anın.
Sabah akşam onu takdis ve tenzih
Edin. [30,17-18]
43 – o’dur ki sizi karanlıklardan
Aydınlığa çıkarmak için feyiz
Ve rahmet indirir, melaikesi de
Sizler için dua ederler. o,
Müminlere gerçekten pek
Merhametlidir. [2,151-152; 40,7-9]
44 – allah’a kavuşacakları gün:
‘selam ” iltifatı ile karşılanırlar.
O, onlara pek değerli ve
Cömertçe, bir mükâfat
Hazırlamıştır. [36,58; 10,10]
45-46 – ey şanlı peygamber biz
Seni insanlar hakkında şahit,
Müjdeci, uyarıcı,
Allah’ın izniyle o’nun yoluna
Dâvet eden bir peygamber ve
Aydınlatan bir lamba olarak
Gönderdik. [ 2,143]
47 – sen, müminlere allah’tan
Büyük bir lütfa nail
Olacaklarını müjdele
48 – sakın kâfirlere,
Münafıklara itaat etme, onların
Verdikleri sıkıntılara şimdilik
Aldırma ve yalnız allah’a dayan.
Koruyucu olarak allah yeter.
49 – ey müminler mümin
Kadınlarla nikâh akdi yapıp da
Onlara dokunmadan kendilerini
Boşayacak olursanız, onların
İddet beklemelerini isteme
Hakkınız yoktur.
Bu durumda onlara müt’alarını
Vererek güzel bir şekilde
Boşayın. [2,236-237]
Müt’a: koca tarafından
Boşadığı karısının gönlünü
Almak için vermesi gereken mal,
Para, elbise gibi şeylerdir.
50 – ey peygamber, biz, şu gruplara
Dâhil kadınları sana helâl kıldık:
Mehirlerini verdiğin eşlerin,
Allah’ın sana ganimet olarak
Verdiği elinin altındaki
Cariyeler, seninle beraber hicret
Eden amcakızların, halakızların,
Dayı ve teyzekızların.
Bir de kendisini mehir istemeksizin
Peygambere hibe eden ve peygamberin
De kendisini nikâhlamak istediği
Mümin kadını, diğer müminlere
Değil, sadece sana mahsus olmak
Üzere helâl kıldık.
Bizim, müminlerin eşleri ve
Ellerinin altındaki cariyeler
Hakkında gerekli kıldığımız
Mehir gibi hususlar, zaten malumumuz
Olup onları bildirmiştik.
Hibe yoluyla mehirsiz evlenmeyi sana
Mahsus kılmamız, nikâh konusunda
Senin için bir güçlük olmaması
İçindir. allah gafurdur, rahîmdir
(çok affedicidir, merhamet ve
İhsanı boldur).
Bildirilen hükümler: iznin en
Fazla sınırının dört hanım ile
Sınırlandırılması, velisiz,
Şahitsiz, mehirsiz evlilik akdi
Yapılmamasıdır. diğer taraftan
Evlenmede şartlar müsait olursa,
Bir erkek en fazla dört kadınla
Evlenebilir. kur’ân’ın
İndirildiği toplumda olsun, yahudi
Ve hıristiyan şeriatlarında
Olsun, sınırsız kadınla aynı
Anda evlenme imkanı dörde
İndirilmiştir. şayet birden fazla
Kadınla evli olursa adaleti
Uygulama farzı getirilmiştir.
Bildirilen evlilik hükümleri
Özetle bunlardır.
51 – ey peygamber, eşlerinden
Dilediğini boşarsın, dilediğini
Yanında tutarsın.
(ric’i talakla) boşayıp
Ayırdığını da yanında tutmak
İstersen, bunda sana bir vebal
Yoktur.
Bu hal onların sevinmeleri, mahzun
Olmamaları, yaptığın muameleden
Hepsinin hoşnud olmaları
Yönünden daha münasiptir.
Allah kalplerinizde olan her şeyi
Bilir. allah alîmdir, halîmdir
(her şeyi hakkıyla bilir,
Müsamahası boldur).
Bu âyette tam kapsamlı bir taksim
Yapılmıştır. zira insan eşini
Ya yanında tutar yahut boşar.
Nikâh altında tutarsa ya eşiyle
Yatar yahut terk eder, kasm (nöbet
Uygulaması) yapar veya kasm yapmaz.
Boşaması durumunda da ya onu
Serbest bırakır yahut tekrar
Almayı arzu eder.
Rivayete göre bu âyetin
İndirilmesinden sonra hz. peygamber
(a.s.m) eşlerinden sevde,
Cüveyriye, safiyye, meymûne ve
Ümmü habîbe’yi (r.anhünne) geri
Bırakmış, şu dört hanımı hz.
Âişe, hafsa, ümmü seleme ve
Zeynebi ise (r.anhünne) yanına
Almıştır. allah hepsinden razı
Olsun. demek ki azami dört hanım
Hükmünü böylece uygulamıştır.
52 – bundan böyle artık başka
Kadınlarla nikâhlanman, bunları
Başka hanımlarla değiştirmen,
Kendilerini güzel bulup beğensen
Bile, sana helâl değildir.
Ancak elinin altındaki cariyeler
Bunun dışındadır. allah her
Şeyi gözetlemektedir.
53 – ey iman edenler
Yemeğe izin verilmeksizin,
Vaktine de bakmaksızın,
Peygamberin evine girmeyiniz.
Fakat dâvet edildiğinizde hemen girin.
Yemeği yiyince hemen dağılın,
Yemekten sonra sohbete dalmayın.
Çünkü bu hareketiniz peygamberi
Rahatsız ediyor, lâkin
Utandığından, size karşı bir
Şey söylemiyordu.
Oysa allah, gerçeği
Açıklamaktan çekinmez.
Eğer müminlerin annelerinden bir
Şey soracak veya isteyecek
Olursanız, onu perde arkasından
İsteyiniz.
Böyle yapmanız, hem sizin hem de onların
Kalpleri yönünden daha nezihtir.
Sizin allah’ın resulünü
Rahatsız etmeniz
Ve kendisinin vefatından sonra onun
Eşlerini nikâhlamanız asla helâl
Değildir.
Çünkü bu, allah katında
Büyük bir günahtır.
54 – herhangi bir şeyi açığa
Vursanız da, gizleseniz de bilin ki
Allah her şeyi pek iyi bilir.
[40,19]
55 – peygamberin eşlerine
Ve mümin kadınlara:
Babaları, oğulları, kardeşleri,
Kardeşlerinin oğulları,
Kızkardeşlerinin oğulları,
Müslüman kadınları ve
Malik oldukları köleler
Hakkında bir günah yoktur.
Bunlar onların evlerine gelebilir ve
Onlarla karşılaşabilirler.
Bununla beraber, ey peygamber
Eşleri, allah’a karşı gelmekten
Sakının, çünkü allah her şeye
Şahittir. [24,31]
56 – muhakkak ki allah ve melekleri
Peygambere hep salat ederler.
Ey iman edenler siz de ona salat
Edin ve tam bir içtenlikle selam
Verin. [33,41-43; 2,157]
Allah’ın salatı: nebîsini
Rahmetine mazhar etmesi, onun
Şanını yüceltmesidir. meleklerin
Salatı hz. peygamberin şanını
Yüceltme, müminler için duadır.
Müminlerin salatı da, duadır.
Selamları ise ona güven verme, ona
Kendileri tarafından vaki
Olabilecek zarar, saygısızlık
Gibi olumsuz durumlardan teminat
Verme anlamına gelir.
Demek ki salat-u selam, hz.
Peygamberin allah teâla tarafından
Getirdiği ne kadar ahkâm varsa
Hepsini kabul edip, devamlı
Sûrette ona verilen biatı yenileme
Mânasına gelir. evet, her salavat
Bir tecdid-i biattır.
Hatıra gelen bir soru da hz.
Peygamberin salata, dua ve rahmete
İhtiyacı olmadığı halde bunun
Üzerinde önemle durmanın
Sebebidir. şöyle denilebilir:
Ümmetin hz. resulullaha ihtiyacı
Fazladır. hele bu ihtiyaç uzun ve
Tehlikeli, meşakkatli âhiret
Hallerinde son derece fazla
Olacaktır. resul-i ekrem (a.s.m)
In bu itibarı, tabir caiz ise
Allah teâla nezdindeki bu kredisi,
Ne kadar artarsa, bu imkânların
Kullanılması o derece
Fazlalaşacaktır. her bir
Müslümanın ondan istifadesi daha
Da artacaktır. demek ki salavat,
Nihayetsiz ümmetin, nihayetsiz
İhtiyaçları ile ilgili olduğu
İçin, ne kadar yapılsa yeridir.
Ayrıca salavatla müminler hz.
Peygambere karşı görevlerini daha
Sık hatırlamakta, onun
Buyruklarıyla irtibata geçme ve
Ona olan sevgilerini artırma
Vesilesi bulmaktadırlar.
57 – allah ve resûlünü çirkin
İddia ve davranışlarıyla
İncitenlere allah dünyada da,
Âhirette de lânet etmiş ve
Onları zelil eden bir azap
Hazırlamıştır.
58 – mümin erkek ve mümin
Kadınlara haksız yere, kötü söz
Ve hareketleriyle eziyet edenler,
Bir iftira ve aşikâr bir
Günah yüklenmişlerdir.
59 – ey peygamber eşlerine,
Kızlarına ve mümin kadınlara söyle:
Ev dışına çıktıkları zaman dış
Elbiselerini üzerlerine salıversinler.
Böyle yapmaları onların iffetli
Tanınmaları ve kendilerine
Sarkıntılık edilerek
İncitilmemeleri yönünden en uygun
Bir davranıştır. allah gafurdur,
Rahîmdir (çok affedicidir,
Merhamet ve ihsanı boldur). [24,31]
Cahiliye araplarında kadınlar
Örtünmezdi. erkeklerin
Dikkatlerini çekecek tarzda
Açılıp saçılan kadınlar fazla
İdi. böyle kadınlar erkeklere
Ümit verdiklerinden, onlar
Tarafından ilgi görürlerdi.
İslâm kadının haysiyetini
Yüceltmek ve ahlâksız erkekler
Tarafından rahatsız edilmelerini
Önlemek için, iffetlerinin bir
Alameti olarak örtünmelerini
Emretti. cilbab (dış elbise)
Gözler açık olsa da yüzün
Büyük kısmını, gerdanı ve
Bütün bedeni örten elbisedir.
60-61 – münafıklar, kalplerinde
Bir hastalık bulunanlar ve şehirde
Müminlerin kusurlarını arayarak
Kötü haber yayanlar, bu
Hallerinden vazgeçmezlerse,
Biz onlara seni musallat ederiz de
Sonra orada ancak az bir zaman sana
Komşuluk edebilirler.
Lânetlenirler, nerede
Rastlanırlarsa yakalanıp
Öldürülürler.
62 – allah’ın daha önce gelip
Geçenler hakkındaki nizamı budur.
Allah’ın nizamında asla bir
Değişiklik bulamazsın.
63 – insanlar senden
Kıyamet saatini sorarlar.
De ki: ona dair bilgi
Allah’ın nezdindedir.
Ne bilirsin belki de o saat
Yakındır [16,1; 54,1; 21,1]
64 – allah kâfirlere lânet
Etmiş ve onlara harlı bir ateş
Hazırlamıştır.
65 – onlar onun içinde
Devamlı kalacak
Ve kendileri için ne bir koruyucu ne de
Bir yardımcı bulamayacaklardır.
66 – yüzleri ateşte gâh bu yana, gâh
Öbür yana çevirileceği gün:
‘ah derler, ah ne olurdu
Keşke allah’a itaat etseydik,
Keşke peygambere itaat
Etseydik ” [25,27-29]
67 – ‘ey ulu rabbimiz derler,
Sözün doğrusu, biz
Önderlerimizin ve büyüklerimizin
Dediklerine uyduk, ama onlar bizi
Yoldan saptırdılar.”
68 – ‘ey ulu rabbimiz onlara
Azabın katmerlisini ver, en
Dehşetli lânetle lânet et
Onlara ”
69 – ey iman edenler mûsâ’ya
Eziyet edenler gibi olmayın.
Eziyet ettiler de, allah onu,
Onların dediklerinden akladı, beri
Olduğunu ortaya koydu.
O, allah nezdinde pek
İtibarlı bir kişi idi.
70-71 – ey iman edenler allah’a
Karşı gelmekten sakının ve hep
Doğru söz söyleyin ki
Allah da işlerinizi ve hallerinizi
Düzeltsin, günahlarınızı affetsin.
Kim allah’a ve resulüne itaat
Ederse, pek büyük bir mutluluk ve
Başarıya nail olmuş olur.
72 – biz emaneti göklere, yere,
Dağlara teklif ettik de
Onlar bunu yüklenmekten kaçındılar.
Zira sorumluluğundan korktular,
Ama onu insan yüklendi.
İnsan (bu emanetin hakkını
Gözetmediğinden) cidden çok
Zalim, çok cahildir.
Emanet: farzlar, yükümlülükler,
Allah’a itaat, akıl ve düşünme
Kabiliyeti şeklinde tefsir
Edilmiştir. kader sırrı yani
Allah’ın takdirine razı olmaktır,
Diyenler de vardır. insana verilen
Benlik de emanetin bir unsurunu
Teşkil eder. benlik bütün
Mahlûklar içinde yalnız insana
Verilmiştir. eğer insandaki ene
(ben) gerçek mahiyetini anlayıp
Rabbine yönelmezse dünyayı
Zulüm, inkâr ve şirkin dehşeti
İle dolduran bir mahiyete
Dönüşür. vallahü a’lem
73 – bunun varacağı sonuç da,
Allah’ın münafık erkekleri ve
Münafık kadınları, müşrik
Erkek ve müşrik kadınları
Cezalandırması, mümin erkek ve
Mümin kadınların ise tövbelerini
Kabul buyurması olacaktır.
Allah gerçekten gafurdur, rahîmdir
(çok affedicidir, merhamet ve
İhsanı boldur).