Abdulbasit Abdussamed – Kasas Suresi

Kasas suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. ta sım mım
2. tilke ayatül kitabil mübın
3. netlu aleyke min nebei musa ve
Fir’avne bil hakkı li kavmiy yü’minun
4. inne fir’avne ala fil erdı ve
Ceale ehleha şiyeay yestad’ıfü
Taifetem minhüm yüzebbihu
Ebnaehüm ve yestahyı nisaehüm
İnnehu kane minel müfsidın
5. ve nürıdü en nemünne
Alellezınestud’ıfu fil erdı ve
Nec’alehüm eimmetev ve
Nec’alehümül varisın
6. ve nümekkine lehüm fil erdı ve
Nüriye fir’avne ve hamane ve
Cüundehüma minhüm ma kanu
Yahzerun
7. ve evhayna ila ümmi musa en
Erdııyh fe iza hıfti aleyhi fe
Elkıyhi fil yemmi ve la tehafı ve
La tahzenı inna radduhü ileyki ve
Caıluhü minel murselın
8. feltekatahu alü fir’avne li
Yekune lehüm adüvvev ve hazena
İnne fir’avne ve hamane ve
Cünudehüma kanu hatıın
9. ve kaletimraetü fir’avne
Kurratü aynil lı ve lek la
Taktüluhü asa ey yenfeana ev
Nettehızehu veledev ve hüm la
Yeş’urun
10. ve asbeha füadü ümmi musa
Fariğa in kadet le tübdı bihı
Levla er rabatna ala kalbiha li
Tekune minel mü’minın
11. ve kalet li uhtihı kussıhi fe
Besurat bihı an cünübiv ve hüm
La yeş’urun
12. ve harramna aleyhil meradıa min
Kablü fe kalet hel edüllüküm ala
Ehli beytiy yekfülunehu leküm ve
Hüm lehu nasıhun
13. fe radednahü ila ümmihı key
Tekarra aynühaa ve la tahzene ve li
Ta’leme enne va’dellahi hakkuv ve
Lakinne ekserahüm la ya’lemun
14. ve lemma beleğa eşüddehu
Vesteva ateynahü hukmev ve ılma ve
Kezalike neczil muhsinın
15. ve dehalel medınete ala hıyni
Ğafletim min ehliha fe vecede fıha
Racüleyni yaktetilani haza min
Şıatihı ve haza min adüvvih
Festeğasehüllezı min şıatihı
Alellezı min adüvvihı fe vekezehu
Musa fe kada aleyhi kale haza min
Ameliş şeytan innehu adüvvüm
Müdıllüm mübın
16. kale rabbi innı zalemtü nefsı
Fağfirlı fe ğafera leh innehu
Hüvel ğafurur rahıym
17. kale rabbi bima en’amte aleyye fe
Lem ekune zahıral lil mücrimın
18. fe asbeha fil medıneti haifey
Yeterakkabü fe izellezistensarahu
Bil emsi yestasrihuh kale lehu musa
İnneke le ğaviyyüm mübın
19. fe lemma en erade ey yebtışe
Billezı hüve adüvvül lehüma
Kale ya musa e türıdü en
Taktülenı kema katelte nefsem bil
Emsi in türıdü illa en tekune
Cebbara fil erdı ve ma türıdü en
Tekune minel muslihıyn
20. ve cae racülüm min aksal
Medıneti yes’a kale ya musa innel
Melee ye’temirune bike li yaktüluke
Fahruc innı leke minen nasıhıyn
21. fe harace minha halifey
Yeterakkabü kale rabbi neccinı
Minel kavmiz zalimın
22. ve lemma teveccehe tilkae
Medyene kale asa rabbı ey
Yehdiyenı sevaes sebıl
23. ve lemma verade mae medyene
Vecede aleyhi ümmetem minen nasi
Yeskune ve veced min
Dunihimümraeteyni tezudan kel ma
Hatbüküma kaleta la neskıy hatta
Yusdirar riaü ve ebuna şeyhun
Kebır
24. fe seka lehüma sümme tevella
İlez zılli fe kale rabbi ninı lima
Enzelte ileyye min hayrin fekıyr
25. fe caethü ıhdahüma temşı
Alestıhyain kalet inne ebı yed’uke
Li yecziyeke ecra ma sekayte lena
Felemma caehu ve kassa aleyhil
Kasasa kale la tehaf necevte minel
Kavmiz zalimın
26. kalet ihdahüma ya ebetiste’cirhü inne
Hayra meniste’certel kaviyyül emın
27. kale innı ürıdü en ünkihake
Ihdebneteyye hateyni ala en
Te’cüranı semaniye hıcec fe in
Etmente aşran fe min ındik ve ma
Ürıdü en eşükka aleyk
Setecidünı in şaellahü minas
Salihıyn
28. kale zalike biynı ve beynek
Eyyemel eceleyni kadaytü fe la
Udvane aleyy vallahü ala ma nekulü
Vekıl
29. felemma kada musel ecele ve sara
Bi ehlihı anese min canibit türi
Nasa kale li ehlihimküsu innı
Anestü naral leallı atıküm minha
Bi haberin ev cezvetim minen nari
Lealleküm tastalun
30. felemma etaha nudiye min
Şatııl vadil eymeni fil buk’atil
Mübaraketi mineş şecerati ey ya
Musa innı enellahü rabbül alemın
31. ve en elkı asak felemma raaha
Tehtezzü keenneha cannüv vella
Müdbirav ve lem yüakkıb ya musa
Akbil ve la teh0af inneke minel
Aminın
32. üslük yedeke fi ceybike tahruc
Beydae min ğayri su’iv vadmün
İleyke cenahake miner rahbi fe
Zanike bürhanani mir rabbike ila
Fir’avne ve meleih innehüm kanu
Kavmen fasikıyn
33. kale rabbi nnı kateltü minhüm
Nefsen fe ehafü ey yaktülun
34. ve ehıy harunü hüve efsahu
Minnı lisaen fe ersilhü meıye
Rid’ey yüsaddikunı innı ehafü ey
Yükezzibun
35. kale seneşüddü adudeke bi
Ehıyke ve nec’alü leküma
Sültanen fe la yesılune ileyküma
Bi ayatina entüma ve menit
Tebeakümel ğğalibun
36. felemma caehüm musa bi ayatina
Beyyinatin kalu ma haza illa sıhrum
Müfterav ve ma semı’na bihaza fı
Abainel evvelın
37. ve kale musa rabbı a’lemü bi
Men cae bil hüda min ındihı ve
Men tekunü lehu akıbetüd dar
İnnehu la yüflihuz zalimun
38. ve kale fir’avnü ya eyyühel
Meleü ma alemtü leküm min ilahin
Ğayrı fe evkıd lı ya hamanü
Alet tıyni fec’al lı sarhal
Leallı ettaliu ila ilahi musa ve
İnni le ezunnühu minel kazibın
39. vestekbera hüve ve cünudühu
Fil erdı bi ğayril hakkı ve zannu
Ennehüm ileyna la yurceun
40. fe ahaznahü ve cünudehu
Fenebeznahüm fil yemm fenzur keyfe
Kane akıbetüz zalimın
41. ve cealnahüm eimmetey yed’une ilen nar
Ve yevmel kıyameti la yünsarun
42. ve etba’nahüm fı hazihid
Dünya la’neh ve yevmel kıyameti
Hüm minel makbuhıyn
43. ve le kad ateyna musel kitabe
Mim ba’di ma ehleknel kurunel ula
Besaira lin nasi ve hüdev ve
Rahmetel leallehüm yetezekkerun
44. ve ma künte bi canibil
Ğarbiyyi iz kadayna ila musel emra
Ve ma künte mineş şahidın
45. ve lakinna enşe’na kurunen fe
Tetavele aleyhimül umür ve ma
Künte saviyen fı ehli medyene
Tetlu aleyhim ayatina ve lakinna
Künna mursilın
46. ve ma künte bi canibit turi iz
Nadeyna ve lakir rahmetem mir
Rabbike li tünzira kavmem ma
Etahüm min nezırim min kablike
Leallehüm yetezekkerun
47. ve lev la en tusiybehüm
Müsıybetüm bima kaddemet eydıhim
Fe yekulu rabbena lev la erselte
İyna rasulen fe nettebia yatike ve
Nekune minel mü’minın
48. felemma caehümül hakku min
Indina kalu levla utiye misle ma
Utiye musa e ve lem yekfüru bima
Utiye musa min kabl kalu sıhrani
Tezahera ve kalu inna bi küllin
Kafirun
49. kul fe’tu bi kitabim min
Indillahi hüve ehda minhüma
Etebı’hü in küntüm sadikıyn
50. fe il lem yestecıbu leke fa’lem
Ennema yettebiune ehvaehüm ve men
Edallü mimmenittebea hevahü bi
Ğayri hüdem minellah innellahe la
Yehdil kavmez zalimın
51. ve le kad vessalna lehümül
Kavle leallehüm yetezekkerun
52. ellezıne ateynahümül kitabe min
Kablihı hm bihı yü’minun
53. ve iza yütla aleyhim kalu
Amenna bihı innehül hakku mir
Rabbina inna künna min kablihı
Müslimın
54. ülaike yü’tevne ecrahüm
Merrateyni bima saberu ve yedraune
Bil hasenetis seyyiete ve mimma
Razaknahüm yünfikun
55. ve iza semiullağve a’adu anhü
Ve kalu lena a’malüna ve leküm
A’malüküm selamün aleyküm la
Nebteğıl cahilın
56. inneke la tehdı men ahbebte ve
Lakinnellahe yehdı mey yeşa’ ve
Hüve a’lemü bil mühtedın
57. ve kalu in netteblıl hüda
Meake nütehattaf min erdına e ve
Lem nümekkil lehüm haramen aminey
Yücba ileyhi semeratü külli
Şey’ir rizkam mil ledünna ve
Lakinne ekserahüm la ya7lemun
58. ve kem ehlekna min karyetim
Betırat meıyşeteha fe tilke
Mesakinühüm lem tüskem mim
Ba’dihim illa kalıla künna nahnül
Varisın
59. ve ma kane rabbüke mühlikel
Kura hatta yeb’ase fı ümmiha
Rasuley yetlu aleyhim ayatina ve ma
Künna mühlikil kura illa ve
Ehlüha zalimun
60. ve ma utıtüm min şey’in fe
Metaul hayatid dünya ve zınetüha
Ve ma ındellahi hayruv ve ebka e fe
La ta’kılun
61. e fe mev veadnahü va’den
Hasenen fe hüve lakıyhi ke mem
Metta’nahü metaal hayatid dünya
Sümme hüve yevmel kıyameti minel
Muhdarın
62. ve yevme yünadıhim fe yekulü eyne
Şürakaiyellezıne küntüm tez’umun
63. kalellezıne hakka aleyhimül
Kavlü rabbena haülaillezıne
Ağveyna ağveynahüm kema ğaveyna
Teberra’na ileyke ma kanu iyyana
Ya’büdun
64. ve kıyled’u şürakaeküm fe
Deavhüm fe lem yestecıbu lehüm ve
Raevül azab lev ennehüm kanu
Yehtedun
65. ve yevme yünadıhim fe yekulü
Maza ecebtümül murselın
66. fe amiyet aleyhimül embaü
Yevmeizin fe hüm la yetesaelun
67. fe memma men tabe ve amene ve
Amile salihan fe asa ey yekune minel
Müflihıyn
68. ve rabbüke yahlüku ma yeşaü
Ve yahtar ma kane lehümül hıyerah
Sübhanellahi ve teala amma
Yüşrikun
69. ve rabbüke ya’lemü ma
Tükinnü suduruhüm ve ma yu’linun
70. ve hüvellahü la ilahe illa hu
Lehül hamdü fil ula vel ahırati
Ve lehül hukmü ve ileyhi türceun
71. kul eraeytüm in cealellahü
Aleykümül leyle sermeden ila
Yevmil kıyameti men ilahün
Ğayrullahi ye’tiküm bi dıya’ e fe
La tesmeun
72. kul eraeytüm incealellahü
Aleykümün nehara sermeden ila
Yevmil kıyameti men ilahün
Ğayrullahi ye’tıküm bi leylin
Teskünune fıh e fe la tübsırun
73. ve mir rahmetihı ceale
Lekümül leyle ven nehara li
Teskünu fıhi ve li tebteğu min
Fadlihı ve lealleküm teşkürun
74. ve yevme yünadıhim fe yekulü eyne
Şürakaiyellezıne küntüm tez’umun
75. ve neza’na minkülli ümmetin
Şehıden fe kulna hatu bürhaneküm
Fe alimu ennel hakka lillahi ve
Dalle anhüm ma kanu yefterun
76. inne karune kane min kavmi masu
Fe beğa aleyhim ve ateynahü minel
Künuzi ma inne mefatihahu le tenuü
Bil usbeti ülil kuvveti iz kale
Lehu kavmühu la tefrah innellahe la
Yühıbbül ferihıyn
77. vebteğı fıma atakellahüd
Daral ahırate ve la tense
Nesıybeke mined dünya ve ahsin
Kema ahsenellahü ileyke ve la
Tebğıl fesade fil ard innellahe la
Yühıbbül müfsidın
78. kale innema utıtühu ala ılmin
Indı e ve lem ya7lem ennellahe kad
Ehleke min kablihı minel kuruni men
Hüve eşeddü minhü kuvvetev ve
Ekseru cem’a ve la yüs’elü an
Zünubihimül mücrimun
79. fe harace ala kamihı fı
Zınetih kalellezıne yürıdunel
Hayeted dünya ya leyte lena misle
Ma utiye karunü innehu lezu hazzın
Azıym
80. ve kalellezıne utül ılme
Veyleküm sevabüllahi hayrul li men
Amene ve amile saliha ve la
Yülekkaha illes sabirun
81. fe hasefna bihı ve bidarihil
Erda fe ma kane lehu min fietiy
Yensurunehu min dunillahi ve ma kane
Minel müntesırın
82. ve asbehallezıne temennev
Mekanehu bil emsi yekulune veyke
Ennellahe yebsütur rizka li mey
Yeşaü min ıbadihı ve yakdir lev
La em mennellahü aleyna le hasefe
Bina veykeennehu la yüflihul
Kafirun
83. tilked darul ahıratü
Nec’alüha lillezıne la yürıdune
Ulüvven fil erdı ve la fesada vel
Akıbetü lil müttekıyn
84. men cae bil haseneti fe lehu
Hayrum minha ve men cae bis seyyieti
Fe la yüczellezıne amilüs
Seyyiati illa ma kanu ya’melun
85. innellezı ferad aleykel
Kur’ane le raddüke illa mead kur
Rabbı a’lemü men cae bil hüda ve
Men hüve fı dalalüm mübın
86. ve ma künte tercu ey yülka
İleykel kitabü illa rahmetem mir
Rabbike fe la tekunenne zahıral lil
Kafirın
87. ve la yesuddünneke an
Ayatillahi ba’de iz ünzilet ileyke
Ved’u ila rabbike ve la tekunenne
Minel müşrikın
88. ve la ted’u meallahi ilahen ahar
La ilahe illa hüve küllü şey’in
Halikün illa vecheh lehül hukmü
Ve ileyhi türceun
Meali
28 – kasas sûresi
Mekkede nâzil olmuş olup 88
Ayettir. hz. mûsâ (a.s.)’ın
Kıssasının kur’ân-ı kerimde en
Tafsilatlı anlatıldığı bir
Sûre olması itibariyle el-kasas
Adını almıştır. gerçekten, bu
Sûre-i şerifede hz. mûsâ
(a.s.)’ın doğumu, mısır’dan
Çıkmaya mecbur kalması, medyen’e
Hicreti, orada evlenmesi, kendisine
Ve kardeşi harun’a (a.s.) risalet
Verilmesi, firavun’a gidip ona
Tebliğde bulunmaları, firavunun
Sihirbazları toplaması, onların
Yarışta mağlup olup hz.
Mûsâ’yı tasdik etmeleri, karun
Kıssası, hz. mûsâ’nın
İsrailoğullarını kurtarıp
Mısır’dan çıkarması, onları
Takib eden firavun ve ordusunun
Denizde boğulmaları anlatılır.
Kur’ân, hz. peygamber’i (a.s.) hz.
Mûsâ’ya benzetir. hz. mûsâ’ya
İnanmanın, hz. peygambere de (a.s.)
İmanı gerektirdiğini vurgular.
48-52 pasajı, bu hususu açıklar.
Sûre, son kısmında, hz.
Peygamberin tebliğinin muzaffer
Olacağını açıkça haber verir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – tâ. sîn. mîm
2 – işte şunlar gerçeği
Açıklayan kitabın ayetleridir.
3 – inanacak kimseler için, sana
Mûsâ ile firavun’un arasında
Geçen olayların bir kısmını,
Gerçeğe tam uygun olarak
Anlatacağız.
4 – doğrusu firavun, ülkesinde
(mısır’da) zorbalık yaptı,
Büyüklük tasladı. halkını
Çeşitli fırkalara ayırdı.
Onlardan bir topluluğu, erkek
Evlatlarını kesmek, kız
Evlatlarını ise hayata atmak
Suretiyle özellikle zayıflatmak
İstiyordu. o, bozguncunun teki idi.
Mısır’lılar, ibranîlerin
Dıştan gelecek bir tehlike ile
İşbirliği yapacağı endişesi ile
İbranî nüfusunu azaltıyorlardı.
[12,43]
5-6 – biz ise o ülkedeki
Güçsüzlere ihsanda bulunmak,
Onları dünyada örnek şahsiyetler
Yapmak ve ülkeye onları vâris
Kılmak, onlara dünya hâkimiyeti
Vermek; firavun’u, haman’ı ve
Onların ordularını ise
Korktuklarına uğratmak istiyorduk.
[7,137; 26,59; 29,39; 40,24]
Haman, muhtemelen, özel bir isim
Olmayıp eski mısır dininde tanrı
Amon’a mensup başrahibe verilen ha
Amen ünvanının arapçasıdır. bu
Sûrenin 38. âyeti ile 40,36-37.
Ayetleri de bunu destekler.
7 – bunun içindir ki mûsâ dünyaya
Gelince annesine şöyle ilham ettik:
‘onu bir süre emzir, şayet onun
Başına bir şey geleceğinden
Endişe edersen, ırmağa bırak,
Hiç endişe etme, hiç üzülme;
Zira biz onu sana kavuşturacağız ve
Onu resullerden yapacağız.”
8 – firavun’un ailesi onu,
Kendilerine ileride bir düşman ve
Başlarına bir dert olması için
Irmakta bulup yanlarına aldılar.
Doğrusu firavun da, haman da,
Askerleri de yanılıyorlardı.
9 – firavun’un hanımı onu
Sandıktan çıkarınca, kocasına:
‘bana da, sana da göz bebeği
Olacak sevimli bir çocuk
Öldürmeyin onu, olur ki bize fayda
Sağlar, bakarsın biz onu evlat da
Ediniriz” diyordu.
Kendileri açısından, yanlış bir iş
Yaptıklarının farkında değillerdi.
Son cümledeki zamir firavun
Ailesine ait olabileceği gibi genel
Olarak insanlar, özellikle saray
Mensuplarına da ait olabilir. bu
Son ihtimale göre, maksatları şu
İdi: ‘halk, işin farkına varmaz,
Bizim çocuğumuz sanırlar.”
10 – mûsâ’nın annesi,
Çocuğunun firavun’un eline
Geçtiğini öğrenince aklı
Başından gitti, onun dışındaki
Her şeyi unuttu.
Eğer, biz vaadimize inananlardan
Olması için kalbine sabır kuvveti
Vermeseydik, nerdeyse işi açığa
Vuracak, gidip çocuğa sahip
Çıkacaktı.
11 – işte bu haldeyken
Mûsa’nın annesi, kızkardeşine:
‘sen, çaktırmadan onu izle”
Dedi.
O da, kendisini ele vermeksizin
Kardeşini uzaktan gözetledi.
12 – biz daha ilk günden
İtibaren, onun süt emziren
Kadınların memelerinden emmesini
Önlemiştik.
Kız kardeşi bu durumu
Öğrenince onlara:
‘ona güzelce bakabilecek, onun
İyiliğine olan her işi yapacak bir
Aile tavsiye etmemi ister
Misiniz?” dedi.
13 – böylece onu annesine
Kavuşturduk ki gözü aydın olsun,
Tasalanmasın ve allah’ın vaadinin
Gerçek olduğunu, fakat insanların
Çoğunun bunu anlamadıklarını
Öğrensin.
14 – mûsâ yiğitlik çağına
Erip olgunlaşınca biz ona hikmet
Ve ilim verdik.
Biz iyilik edenleri işte böyle
Mükafâtlandırırız.
15 – mûsa, bir gün, halkın habersiz
Olduğu bir sırada şehre girdi.
İki adamı, birbiriyle kavga eder
Vaziyette gördü. onlardan biri
Kendi kavminden, öbürü ise
Düşmanının kabilesinden idi.
Hemşehrisi, düşman olana
Karşı yardım istedi.
Mûsa da bir yumruk atıp
Onu öldürdü.
Arkasından: ‘bu, dedi, şeytanın
İşindendir, kötü bir iştir. o
Gerçekten saptırıcı açık bir
Düşmandır.”
16 – ‘ya rabbi, ben kendime yazık
Ettim, affeyle beni?” dedi.
Allah da onu bağışladı.
Çünkü o gafurdur, rahimdir.
17 – ‘ya rabbî dedi, bana
Lütfettiğin bu nimetler hakkı
İçin, artık suçlulara asla arka
Çıkmam.”
18 – sabaha kadar endişe içinde,
Etrafı kontrol ederek geceyi geçirdi.
Sabahleyin, bir de baktı ki dün
Kendisinden yardım isteyen
Soydaşı, yine imdadına
Çağırıyor. mûsa ona: ‘belli ki
Sen azgının tekisin ” dedi.
19 – bununla beraber mûsa, hem
Kendisinin hem de soydaşının
Hasmı olan adamı tutmak isterken
Soydaşı:
‘ne o, mûsa dedi, dün bir adam
Öldürdüğün yetmemiş gibi
Bugün de beni mi öldürmek
İstiyorsun?
Senin tek isteğin ülkede bir zorba
Olmaktır, asla ıslah etmek, ara
Bulmak istemiyorsun.”
20 – derken, şehrin öte başından bir
Adam koşarak geldi ve dedi ki:
‘ne yapıyorsun mûsa? yetkililer
İdam istemi ile senin hakkında
Karar vermek üzere toplantı
Halindeler. beni dinlersen derhal
Şehri terket
Ben, hakikaten senin
İyiliğini isteyen biriyim ”
21 – hemen oradan ayrılıp, hep
Etrafını kontrol ederek endişe
İçinde şehirden çıktı ve:
‘şu zalimler güruhunun elinden beni halas
Eyle ya rabbi ” diye yalvardı.
22 – medyen tarafına yönelince:
‘umarım rabbim beni doğru yola
Yöneltir.” dedi.
23 – medyen’in su kuyularına
Varınca orada davarlarını suvaran
Bir grup insan buldu.
Onların gerisinde de, kendi
Hayvanlarını uzakta tutmaya
Çalışan iki kadın gördü
‘siz niçin
Bekliyorsunuz?” diye
Sordu.
Onlar da: ‘çobanlar hayvanlarını suvarıp
Ayrılmadıkça, biz suvarmayız.
Babamız da hayli yaşlı olduğundan iş
Bize kalıyor” diye cevapladılar.
24 – bunun üzerine onların
Davarlarını suvardı, sonra
Gölgeye çekilip: ‘ya rabbi bana
Lütfedeceğin her türlü nimete
Muhtacım ” diye dua etti.
25 – az sonra o iki kızdan biri
Utangaç bir tavırla yürüyerek
Çıkageldi ve
‘bize sunduğun suvarma hizmetinin
Ücretini vermek üzere babam seni
Dâvet ediyor” dedi.
Mûsâ onun yanına girip başından
Geçen olayları anlatınca o zat:
‘endişe etme, o zalimlerin elinden
Artık kurtuldun ” dedi.
26 – kızlardan biri:
‘babacığım, dedi, bunu işçi
Olarak tut, zira senin
Çalıştıracağın en iyi adam,
Böyle kuvvetli ve güvenli biri
Olmalıdır.”
27 – babaları ona: ‘kızlarımdan
Birini seninle evlendirmek istiyorum.
Buna karşılık sen de sekiz yıl
Yanımda çalışırsın; şayet
Süreyi on yıla çıkarırsan, o da
Senin ikramın olur.
Ben seni zahmete sokmak istemem.
İnşaallah benim dürüst bir insan
Olduğumu göreceksin.”
28 – mûsa: ‘bu seninle benim
Aramızdaki bir sözleşmedir.
Bu iki müddetten hangisini yerine
Getirirsem buna itiraz edilemez.
Yaptığımız bu sözleşmeye allah
Da şahit olsun.” dedi.
29 – mûsâ müddeti tamamlayıp
Ailesiyle mısır tarafına doğru
Yolda giderken, dağ tarafında bir
Ateş fark etti.
Ailesine: ‘durun, dedi, ben
Bir ateş farkettim.
Gideyim belki yol hakkında
Bir bilgi alır,
Veya bir ateş koru getiririm de
Ateş yakıp ısınma imkânı
Bulursunuz.” [20,10]
Hz. mûsâ kıssasında geçen
Dağ, sina dağıdır.
30 – oraya varınca kutlu
Mekândaki vâdinin sağ tarafında
Bulunan ağaçtan şöyle nida
Edildi:
‘ey mûsa rabbülalemin
Olan allah ben’im.”
31 – ‘haydi asânı yere bırak.”
Mûsâ onun çevikçe hareket eden
Bir yılana dönüştüğünü
Görünce derhal kaçtı, bir kere
Olsun dönüp arkasına bile
Bakmadı.
‘gel mûsâ endişe etme, çünkü sen
Güven içinde olanlardansın.”
32 – ‘elini koynuna sok
Şimdi çıkar:
İşte kusursuz, pırıl
Pırıl ışık saçıyor.
Yılana karşı korkudan ötürü
Tavır alma saikiyle kanat gibi
Açılan kollarını kendine çekip
Toparlan, korkma artık
İşte bunlar, rabbin tarafından
Firavun ile onun ileri gelen
Yetkililerine gönderilen iki
Mûcizedir.
Onlar gerçekten iyice yoldan
Çıkmış bir gürûhtur.”
33 – ‘ya rabbî dedi, ben
Yanlışlıkla onlardan bir adam
Öldürdüm, bu yüzden beni
Öldürmelerinden korkuyorum.”
34 – ‘kardeşim harun’un ifadesi
Benimkinden daha düzgündür,
Onu da benimle beraber yardımcı olarak
Görevlendir ki beni tasdik etsin,
Doğrusu beni yalancı saymalarından
Endişe ediyorum.” [20,26-30]
35 – allah teâla şöyle buyurdu:
‘seni kardeşinle destekleyeceğiz,
Size öyle bir kudret vereceğiz ki
Ayetlerimiz sayesinde onlar size el
Uzatamayacaklardır.
Siz de size tâbi olanlar da,
Mutlaka galip geleceksiniz.”
[20,36; 19,51; 5,67; 33,69; 58,21;
40,51-52]
36 – mûsa o açık
Belgelerimizle, mûcizelerimizle
Onlara geldiğinde: ‘bu,” dediler,
‘sırf uydurma bir sihir hem
Böylesi bir iddianın, peygamberlik
Dâvasının veya sihrin, önce
Yaşamış atalarımız zamanında
Bulunduğunu da işitmedik ”
37 – mûsa da: ‘kimin kendi
Tarafından hidâyet getirdiğini ve
Bu dünya hayatının sonunda
Hayırlı âkıbetin kime nasib
Olacağını rabbim pek iyi biliyor.
Şu bir gerçektir ki zalimler iflah
Olmazlar. allah’ın cezasından
Kurtulamazlar.
38 – firavun da dedi ki: ‘ey benim
Danışmanlarım ve devlet
Adamlarım ben sizin benden başka
Bir ilahınız olduğunu
Bilmiyorum.hâman haydi benim için
Tuğla ocağını tutuştur,
Balçığı pişir, fazlaca tuğla
İmal ettirip benim için öyle
Yüksek bir kule yap ki, belki de
Onun vasıtasıyla yükselip
Mûsâ’nın (varlığını iddia
Ettiği) tanrısını görürüm
Aslında, ben onun yalancının biri
Olduğu görüşündeyim ya
(neyse )” [26,29; 43,54; 79,23-24]
Merhum elmalili m. hamdi yazir bu
Âyetin tefsirinde söyle der:
‘firavun çok iyi bilirdi ki su
Mahlûkati yaratan kendisi degildir,
Kendisini de bir yaratan vardir.
Fakat uluhiyetin yalniz allah’in
Oldugunu tanimiyor. yaratmak ve
Yaraticilik kavramlarina haksizlik
Ediyor. hukuk ve yasama yetkisi
Kendi iradesinden ibaret imis,
Hukuku kendisi koyarmis ve kendi
Diledigi gibi yaparmis, ne isterse o
Olurmus, hükmünü ve idaresini
Bozacak üst bir makam ve kuvvet
Yokmus gibi gösteriyor.
Bu sebepten, insanlar onun idaresine
Boyun egmekten baska bir sey
Tanimasin, hep onu sevsin, hep ondan
Korksun, hep ona kul olsun, ona
Tapsin istiyor, hem mâbudluk iddia
Ediyor, hem de sizin için benden
Baska ilahiniz oldugunu
Bilmiyorum” diye insafli
Görünmek istiyor. göklerin ve
Yerin rabbi, sanki gökyüzünü
Arastirmakla görünmesi gereken bir
Cisim ve cismi varmis gibi
Zannettirerek halka karsi ilim ve
Fen yolunda bir oyun ve tuzak yapmak
Üzere kule yapmayi emrediyor.”
39 – böylece o ve orduları,
Haksız yere ülkede büyüklük
Tasladılar ve huzurumuza dönüp
Hesap vermeyeceklerini zannettiler.
[85,13-14]
40 – biz de kendisini de,
Ordularını da yakalarından
Tuttuğumuz gibi denize
Fırlatıverdik. işte bak,
Zalimlerin sonunun ne olduğunu
Gör
41 – onları insanları ateşe
Çağıran önderler yaptık. bu
Dünyada halkı çalıştırıp
Desteklerini sağlasalar da,
Kıyamet günü en ufak bir yardım
Bile görmeyeceklerdir.
42 – bu dünyada arkalarına bir
Lânet taktık, kendilerine lânet
Yağdırılıyor. kıyamette, o
Büyük duruşma gününde ise, en
Çok nefret edilenlerden
Olacaklardır. [85,13-14; 47,13;
11,98-99]
43 – biz daha önceki bazı
Nesilleri imha ettikten sonra,
İnsanların vicdanlarını
Aydınlatacak, basiretlerini açacak
Bir delil, bir hidâyet rehberi ve
Bir rahmet tezahürü olmak üzere
Mûsa’ya tevrat’ı verdik ki
Düşünüp ibret alsınlar. ama
Bunu yapmadılar.
44 – sen ise ey resulüm, mûsa’ya
Emrimizi vahyettiğimiz sırada sen
O vâdinin batı tarafında
Bulunmuyordun. o devirde olup
Bitenlere şahit olanlardan da
Değildin. [3,44; 12,102; 11,49]
45 – bilakis, biz onlarla senin
Aranızda birçok nesiller yarattık
Ve onlardan sonra birçok çağlar
Geçip gitti.sen medyen halkı
Arasında oturmuş da, âyetlerimizi
Onlardan okuyarak öğrenmiş de
Değilsin.fakat seni resul olarak
Biz gönderdik ve bunları biz
Vahyettik de o sebeple biliyorsun.
46 – hem biz mûsa’ya
Seslendiğimiz zaman sen dağın
Yanında da değildin, fakat
Düşünüp ders alsınlar diye,
Daha önce kendilerini uyarmak
Üzere peygamber gelmemiş olan bir
Halkı uyarıp aydınlatman için,
Rabbin tarafından bir rahmet eseri
Olarak seni resul yapıp orada
Cereyan eden şeyleri sana
Bildirdik. [26,10; 79,16; 19,52]
47 – eğer senin halkın inkâr ve
İsyanları yüzünden kıyamet
Günü duruşmasında başlarına
Azap geldiğinde:’ey ulu rabbimiz,
Dünyada iken bize de peygamber
Göndermiş olsaydın, biz de
Âyetlerine uyarak müminler
Arasına dâhil olurduk ”
Demesinler diye seni resul
Gönderdik. [6,156-157; 5,19; 4,165]
48 – buna rağmen yine de
Kendilerine tarafımızdan hakikat,
(yani kur’ân ve peygamber) gelince:
‘mûsa’ya verilen mûcizelerin
Benzeri ona da verilse ya ”
Diyorlar.oysa daha önce mûsâ’ya
Verilen vahyi de inkâr etmemişler
Miydi?ve hatta: ‘bunlar, birbirini
Destekleyen iki sihir (aldatmaca)
Biz hepsini reddediyoruz ”
Demişlerdi. [10,78; 23,48; 74,24]
49 – de ki: bu iddianızda
Tutarlı iseniz, bu iki kitaptan
Daha doğru, daha mûteber olup,
Allah tarafından gelmiş olan
Başka bir kitap gösterin ona tâbi
Olayım ” [6,91-92; 6,155; 5,44;
46,30]
50 – eğer senin bu dâvetini
Kabul etmezlerse, bil ki onlar
Sadece heva ve heveslerine
Uymaktadırlar. halbuki allah
Tarafından bir delil olmaksızın
Kendi heva ve hevesine tâbi olandan
Daha şaşkın ve sapkın kimse
Olabilir mi?allah, zulmü kendine
Meslek edinen kimseleri hidâyet
Etmez, emellerine ulaştırmaz.
51 – düşünüp ibret almaları
İçin biz, sözümüzü birbiri
Ardından getirdik.
52 – daha önce kendilerine kitap
Verdiğimiz ilim sahipleri buna da,
Kur’âna da inanırlar. [2, 121;
3,199; 17,107-108; 5,82-83]
53 – kendilerine kur’ân okununca
Şöyle derler: ‘ona iman ettik, o
Rabbimizden gelen gerçeğin ta
Kendisidir. biz zaten daha önce de
Allah’a teslim olmuş
Kimselerdik.”
54 – işte onlar, gösterdikleri
Sabır ve sebattan dolayı çifte
Mükâfat alırlar. onlar
Kötülüğe iyilikle mukabele eder
Ve kendilerine nasib ettiğimiz
Mallardan, allah yolunda harcarlar.
55 – anlamsız, çirkin sözler
İşitince yüzlerini çevirip uzak
Durur ve şöyle derler:’bizim
İşlerimiz bize, sizinkiler de size
Aittir. selâm olsun size, hoşça
Kalın cahillerle arkadaşlık
Etmeyi arzulamayız biz” [25,72]
56 – sen dilediğin kimseyi doğru
Yola eriştiremezsin, lâkin ancak
Allah dilediğini doğruya
Ulaştırıro, hidâyete gelecek
Olanları pekiyi bilir. [2, 272;
12,103]
57 – ‘doğru söylüyorsun, ama
Biz sana tâbi olup o doğru yolu
Tutarsak, yerimizden yurdumuzdan
Olur, burada barınamayız”
Dediler. oysa tarafımızdan bir
Rahmet olarak biz, onları her
Türlü ürünün getirilip
Toplandığı, güvenli, dokunulmaz
Bir yere (mekke-i mükerreme’ye)
Yerleştirmedik mi? ne var ki
Onların çoğu bu nimetin kadrini
Bilmezler.
Kureysliler, ıslâm’a girmeleri
Halinde diger kabileler tarafindan
Dinlerinden dönmekle suçlanarak
Ülkelerinden çikarilacaklarini
Zannediyorlardi. onlarin bu sözü,
Bütün dönemlerde, yeni bir
Çagrinin isabetli oldugunu fark
Etmekle beraber çevresi ile arasini
Açacagini düsünen insanlarin
Hakki tanimakta gösterdikleri
Tereddüdü de ifade eder.
58 – bununla beraber biz,
Kazançlarının çokluğu sebebiyle
Şımarmış pek çok memleketi
Helâk ettik. işte yerleri
Kendilerinden sonra oralarda pek az
Oturuldu. bütün onlara biz vâris
Olduk (hepsi geçti, bâki biz’iz).
59 – senin rabbin ülkelerin
Anakentlerinde halka âyetlerimizi
Okuyan bir elçi göndermedikçe o
Ülkeleri imha etmez. biz zaten,
Ahalisi zulmü meslek edinmiş
Olandan başkasını imha etmeyiz.
[6,92; 7,158; 42,7; 46,27]
60 – size verilen nimetler,
Geçici dünya metâı, dünyanın
Süsüdür. allah’ın size
Sakladığı âhiret mükâfatı ise
Daha hayırlı, daha devamlıdır.
Hâlâ aklınızı
Çalıştırmayacak mısınız?
[16,96; 3,198; 13,26; 87,16-17;
2,166,167; 16,52-53]
61 – kendisine güzel bir vaadde
Bulunduğumuz ve ona kavuşacak olan
Mutlu kimsenin hali, dünyada
Geçici olarak yaşatmamızın
Ardından kıyamet günü hesap ve
Azap için tutuklu olarak getirilen
Kimsenin haline hiç benzer mi?
62 – o gün allah
Müşriklere:’nerede benim
Ortaklarım olduğunu iddia
Ettiğiniz şerikler?” diye
Seslenir. [6,94; 19,81; 46,5-6;
29,25]
63 – (şeytanlardan ve insanlardan
Putlaştırılmış oldukları
İçin) kendileri hakkında azap
Hükmü kesinleşmiş olanlar:’ulu
Rabbimiz işimiz meydanda,
Azdırdığımız kimseler işte
Karşımızda, inkâr edemeyiz. ama
Sırf kötülük olsun diye değil,
Kendimiz azdığımız gibi onları
Da azdırdık. onları zorlamadık.
Onların iddiaları ile, onların
Bizi putlaştırmaları ile hiçbir
İlişkimiz olmadığını ilan
Ediyoruz, sana sığınıyoruz.
Zaten aslında onlar bize
Tapmıyorlardı, kendi hevalarına
Tapıyorlardı.”
Ebu’s-suûd efendi azap hükmü
Kesinlesmis olanlarla ilgili olarak
Der ki: bunlar seytanlardan olan
Serikleri veya allah’tan baska rab
Edindikleri liderler ve
Önderleridir. onlari rab saymalari,
Verdikleri her emirde,
Yasakladiklari her hususta
Kendilerine itaat etmeleridir.
64 – bu defa onları
Putlaştıranlara hitaben: ‘haydin,
Şeriklerinize yalvarın da onlardan
Yardım isteyin ”
Denir.yalvarırlar ama onlar bunlara
Cevap veremezler.fakat cevap olarak,
Karşılarına çıkan azabı
Görürler.ne olurdu yani, dünyada
İken bu gerçeği anlayıp hakkı
Kabul etselerdi ..
65 – nitekim o gün kâfirlere
Allah: ‘size gönderilen resullere
Ne gibi bir cevap vermiştiniz,
Tutumunuz ne olmuştu?” diye
Seslenir.
66 – birden dünyaları kararır,
Bir tek kelime ile olsun cevap
Veremezler; birbirlerine soracak
Halleri de kalmaz.
67 – ama inkârdan dönüş yapıp
İman eden, güzel ve makbul işler
Yapan kimseler felah bulanlardan
Olmayı umabilirler.
68 – senin rabbin dilediğini
Yaratır, dilediğini seçer.
Onların ise seçme hakları yoktur.
Allah, onların uydurdukları
Şeriklerden münezzehtir, yücedir.
[33,36]
Müfessirlerin ekserisi böyle
Anlarken, taberî ile zemahserî
Söyle mâna verirler: ‘senin rabbin
Diledigini yaratir ve insanlar için
En iyi olani seçer.”
69 – senin rabbin onların gerek
Kalplerinin gizledikleri, gerek
Açıkladıkları her şeyi bilir.
[13,10]
70 – o’dur allah. o’ndan başka
Yoktur ilah. başta da sonda da,
Dünyada da âhirette de bütün
Hamdler, güzel övgüler o’nadır.
Hüküm yetkisi o’nundur. sonunda
Varacağınız yer de o’nun
Huzurudur.
71 – de ki: ‘söyleyin bakalım,
Eğer allah geceyi ebedî olarak
Uzatıp kıyamete kadar karanlık
Yapsa, allah’tan başka size
Gündüzü getirecek tanrı var
Mıdır? hâlâ dinleyip kabul
Etmeyecek misiniz?”
72 – de ki: ‘söyleyin bakalım
Gündüzü ebedî olarak uzatıp
Kıyamete kadar gündüz yapsa,
Allah’tan başka, koynunda istirahat
Edip sükûnet bulacağınız geceyi
Getirecek tanrı var mıdır? hâlâ
Gerçeği görmeyecek misiniz?”
73 – o, rahmetinin eseri olarak
Gece ile gündüzü var etti ki,
Geceleyin istirahat edesiniz,
Gündüzün de hayatınız için
Çalışıp allah’ın lütfundan
Nasibinizi arayasınız ve o’nun
Nimetlerine şükredesiniz. [25, 62]
74 – allah’ı bir tanımayıp o’na
Şükür yerine şirke girenlere ise
Gün gelecek o, şöyle
Seslenecek:’ortağım olduğunu
İddia ettiğiniz şerikleriniz
Nerede, ortaya çıksınlar
Bakalım ”
75 – o gün her ümmetten birer
Şahit çıkarırız. resulleri
Yalancı sayanlara da:’haydi
Bakalım, varsa delilinizi ortaya
Koyun ” deriz.o zaman onlar, hak
Ve hakikatin allah’a ait olduğunu
Kesinlikle anlar ve uydurdukları
Tanrılar ise ortada görünmez
Olur.
76 – yoldan sapanlardan biri olan
Karun da mûsa’nın ümmetinden olup
Onlara karşı böbürlenerek
Zulmetmişti.ona hazineler dolusu
Öyle bir servet vermiştik ki o
Hazinelerin anahtarlarını bile
Güçlü kuvvetli bir bölük zor
Taşırdı.halkı ona: ‘servetine
Güvenip şımarma, böbürlenme
Zira allah böbürlenenleri
Sevmez ” demişti.
77 – ‘allah’ın sana ihsan ettiği
Bu servetle ebedî âhiret yurdunu
Mâmur etmeye gayret göster, ama
Dünyadan da nasibini unutma
(ihtiyacına yetecek kadarını
Sakla).allah sana ihsan ettiği gibi
Sen de insanlara iyilik et, sakın
Ülkede nizamı bozma peşinde olma
Çünkü allah bozguncuları
Sevmez.”
78 – karun ‘ben bu servete ilmim
Ve becerim sayesinde kavuştum.”
Dedi.peki şunu da bilmiyor muydu ki
Allah, daha önce kendisinden daha
Güçlü ve serveti daha fazla olan
Kimseleri helâk etmişti?ama suç
İşlemeyi meslek edinen sicillilere
Artık suçları hakkında soru
Sorulmaz. [39,49; 41,50]
79 – karun bir gün, yine bütün
İhtişam ve şatafatıyla halkının
Karşısına çıktı.dünya
Hayatına çok düşkün
Olanlar:’keşke bizim de karun’unki
Gibi servetimiz olsaydı. adamın
Amma da şansı varmış, keyfine
Diyecek yok ” dediler.
80 – âhirete dair ilimden nasibi
Olanlar ise:’yazıklar olsun size
Bu dünyalıkların böylesine
Peşine düşmeye değer mi? oysa
İman edip güzel ve makbul işler
Yapanlara allah’ın cennette
Hazırladığı mükâfat elbette
Daha hayırlıdır. buna da ancak
Sabredenler nail olur.”
81 – derken biz onu da, sarayını
Da yerin dibine geçiriverdik.ne
Yardımcıları allah’a karşı
Kendisine yardım edip, onu
Kurtarabildi, ne de kendi kendisini
Savunabildi.krş. km, sayılar, 16
82 – daha dün onun yerinde olmaya
Can atanlar bu sabah şöyle
Dediler:’ vah bize meğer allah
Dilediği kimsenin rızkını bol
Bol verir, dilediğinin rızkını
Kısarmış şayet allah bize
Lütfedip korumasaydı, bizi de
Yerin dibine geçirirdi.vah vah
Demek ki gerçekten kâfirler iflah
Olmazmış ”
83 – ama âhiret diyarına
Gelince:biz orayı dünyada
Büyüklük taslamayanlara,
Fesatçılık ve bozgunculuk
Peşinde olmayanlara veririz.
Hayırlı âkıbet, günahlardan
Sakınanlarındır.
84 – kim iyilik yaparsa, âhirette
Ondan çok daha iyi bir karşılık
Görür.kim kötülük işlerse,
Bilesiniz ki kötülük işleyenler
Ancak yaptıkları kötülük kadar
Ceza görürler. [27,90]
85 – kur’ân’ı sana indirip onu
Okumanı, tebliğ etmeni ve
Muhtevasına göre hareket etmeni
Farz kılan allah, elbette seni
Varılacak yere döndürecektir. de
Ki: ‘kimin hidâyet getirdiğini,
Kimin besbelli sapıklık içinde
Olduğunu rabbim pekiyi
Bilmektedir.” [7,6; 5,109; 39,69]
*
86 – sen bu kitabın senin kalbine
İndirileceğini hiç ümid etmiş
Değildin. o, ancak rabbinden bir
Rahmet eseri olarak gönderildi. o
Halde sakın kâfirlere arka
Çıkma
87 – allah’ın âyetleri sana
İndirildikten sonra, sakın onlardan
Seni hiç kimse vazgeçirmesin. sen
İnsanları rabbine ibadet etmeye
Dâvet et ve sakın müşriklerden
Olma
88 – allah ile beraber başka
Hiçbir ilaha yalvarma ondan başka
İlah yoktur. o’nun vechi (zatı)
Hariç, her şey yok olacaktır.
Hüküm o’nundur ve hepiniz o’nun
Huzuruna götürüleceksiniz.
[55,26-27]