Müminun Suresi

Abdulbasit Abdussamed – Müminun Suresi

Müminun suresi
Bismillahirrahmanirrahim
1. kad eflehal mü’minun
2. ellezıne hüm fı salatihim haşiun
3. vellezıne hüm anil lağvi mu’ridun
4. vellezıne hüm liz zekati faılun
5. vellezıne hüm li fürucihim hafizun
6. illa ala ezvacihim ev ma meleket
Eymanühüm fe innehüm ğayru melumın
7. fe menibteğa verae zalike
Fe ülaike hümül adun
8. vellezıne hüm li
Emanatihim ve ahdihim raun
9. vellezıne hüm ala
Salevatihim yühafizun
10. ülaike hümül varisun
11. ellezıne yerisunel
Firdevs hüm fıha halidun
12. ve le kad halaknel insane
Min sülaletim min tıyn
13. sümme cealnahü nutfeten
Fı kararim mekın
14. sümme halaknen nutfete alekaten
Fe halaknel alekate mudğaten fe
Halaknel mudğate ızamen fe
Kesevnel ızame lahmen sümme
Enşe’nahü halkan ahar fe
Tebarakellahü ahsenül halikıyn
15. sümme inneküm ba’de
Zalike le meyyitun
16. sümme inneküm yevmel
Kıyameti tüb’asun
17. ve le kad halakna fevkaküm seb’a taraika
Ve ma künna anil halkı ğafilın
18. ve enzelna mines semai maem bi
Kaderin fe eskennahü fil erdı ve
İnna ala zehabim bihı le kadirun
19. fe enşe’na leküm bihı
Cennatim min nehıyliv ve a’nab
Leküm fıha fevakihü kesıratüv
Ve minha te’külun
20. ve şeceraten tahrucü min turi
Seynae tembütü bid dühni ve
Sıbğil lil akilın
21. ve inne leküm fil en’ami le
Ibrah nüskıyküm mimma fı
Bütuniha ve leküm fıha menafiu
Kesıratüv ve minha te’külun
22. ve aleyha ve alel fülki tuhmelun
23. ve le kad erselna nuhan ila
Kavmihı fe kale ya
Kavmı’büdüllahe mal leküm min
İlahin ğayruh e fe la tettekun
24. fe kalel meleüllezıne keferu
Min kavmihı ma haza illa beşerum
Mislüküm yürıdü ey yetefeddale
Aleyküm ve lev şaellahü le enzele
Melaikeh ma semı’na bi haza fı
Abainel evvelın
25. in hüve illa racülüm bihı
Cinnetün fe terabbesu bihı hatta hıyn
26. kale rabbinsurnı bima kezzebun
27. fe evhayna ileyhi enisnaıl
Fülke bi a’yünina ve vahyina fe
İza cae emruna ve farat tennuru
Feslük fıha min küllin
Zevceynisneyni ve ehleke illa men
Sebeka aleyhil kavlü minhüm ve la
Tühatıbnı fillezıne zalemu
İnnehüm muğrakun
28. fe izesteveyte ente ve mem meake
Alel fülki fe kulil hamdü
Lillahillezı neccana minel kavmiz
Zalimın
29. ve kur rabbi enzilnı münzelem
Mübarakev ve ente hayrul münzilın
30. inne fı zalike le ayativ ve
İn künna le mübtelın
31. sümme enşe’na mim
Ba’dihim karnen aharın
32. fe erselna fıhim rasulem
Minhüm enı’büdüllahe ma leküm
Min ilahin ğayruh e fe la tettekun
33. ve kalel meleü min
Kavmihillezıne keferu ve kezzebu bi
Likail ahırati ve etrafnahüm fil
Hayatid dünya ma haza illa beşerum
Mislüküm ye’külü mimma
Te’külune minhü ve yeşrabü mimma
Teşrabun
34. ve lein eta’tüm beşeram
Misleküm inneküm izel lehasirun
35. e yeıdüküm enneküm iza
Mittüm ve küntüm türabev ve
Izamen enneküm muhracun
36. heyhate heyhate lima tuadun
37. in hiye illa hayatüned dünya nemutü
Ve nahya ve ma nahnü bi meb’usın
38. in hüve illa racülüniftera
Alellahi kezibev ve ma nahnü lehu
Bi mü’minın
39. kale rabbinsurnı bima kezzebun
40. kale amma kalılil le
Yusbihunne nadimın
41. fe ehazethümüs sayhatü bil
Hakkı fe cealnahüm ğussa fe
Bu’del lil kavmiz zalimın
42. sümme enşe’na mim
Ba’dihim kurunen aharın
43. ma tesbiku min ümmetin
Eceleha ve ma yeste’hırun
44. sümme erselna rusülena tetra
Küllema cae ümmeter rasulüha
Kezzebuhü fe etba’na ba’dahüm
Ba’dav ve cealnahüm ehadıs fe
Bu’del li kavmil la yü’minun
45. sümme erselna musa ve ehahü harune
Bi ayatina ve sültanim mübın
46. ila fir’avne ve meleihı
Festekberu ve kanu kavmen alın
47. fe kalu enü’minü li beşerayni
Mislina ve kavmühüma lena abidun
48. fe kezzebuhüma fe kanu
Minel mühlekın
49. ve le kad ateyna musel
Kitabe leallehüm yehtedun
50. ve cealnebne meryeme ve ümmehu
Ayetev ve aveynahüma ila rabvetin
Zati karariv ve meıyn
51. ya eyyüher rusülü külu minet
Tayyibati va’melu saliha innı bima
Ta’melune alım
52. ve inne hazihı ümmetüküm ümmetev
Vahıdetev ve ene rabbüküm fettekun
53. fetekkatau emrahüm beynehüm zübüra
Küllü hızbim bima ledeyhim ferihun
54. fezerhüm fı
Ğamratihim hatta hıyn
55. e yahsebune ennema nümiddühüm
Bihı mim maliv ve benın
56. nüsariu lehüm fil
Hayrat bel la yeş’urun
57. innellezıne hüm min
Haşyeti rabbihim müşfikun
58. vellezıne hüm bi ayati
Rabbihim yü’minun
59. vellezıne hüm bi
Rabbihim la yüşrikun
60. vellezıne yü’tune ma atev ve
Kulubühüm veciletün ennehüm ila
Rabbihim raciun
61. ülaike yüsariune fil
Hayrati ve hüm leha sabikun
62. ve la nükellifü nefsen illa
Vüs’aha ve ledeyna kitabüy
Yentıku bil hakkı ve hüm la
Yuzlemun
63. vel kulubühüm fı ğamratim
Min haza ve lehüm a’malüm min duni
Zalike hüm leha amilun
64. hatta iza ehazna mütrafıhim
Bil azabi iza hüm yec’erun
65. la tec’erul yevme
İnneküm minna la tünsarun
66. kad kanet ayatı tütla aleyküm fe
Küntüm ala a’kabiküm tenkisun
67. müstekbirıne bihı
Samiran tehcürun
68. e fe lem yeddebberul kavle em caehüm
Ma lem ye’ti abaehümül evvelın
69. em lem ya’rifu rasulehüm
Fe hüm lehu münkirun
70. em yekulune bihı cinneh bel
Caehüm bil hakkı ve ekseruhüm lil
Hakkı karihun
71. ve levittebeal hakku ehvaehüm
Le fesedetis semavatü vel erdu ve
Men fıhinn bel eteynahüm bi
Zekrihim fe hüm an zikrihim
Mu’ridun
72. em tes’elühüm harcen fe haracü
Rabbike hayruv ve hüve hayrur razikıyn
73. ve inneke le ted’uhüm ila
Sıratım müstekıym
74. ve innellezıne la yü’minune bil
Ahırati anis sıratı lenakibun
75. ve lev rahımnahüm ve keşefna
Ma bihim min durril leleccu fı
Tuğyanihim ya’mehun
76. ve le kad ehaznahüm bil azabi fe
Mestekanu li rabbihim ve ma yetedarraun
77. hatta iza fetahna aleyhim baben za azabin
Şedıdin iza hüm fıhi müblisun
78. ve hüvellezı enşee lekümüs
Sem’a vel ebsara vel ef’ideh
Kalılem ma teşkürun
79. ve hüvellezı zeraeküm fil
Erdı ve ileyhi tuhşerun
80. ve hüvellezı yuhyı ve
Yümiytü ve lehuhtilafül leyli ven
Nehar e fe la ta’kılun
81. bel kalu misle ma kalel evvelun
82. kalu e iza mitna ve künna türabev
Ve ızamen e inna le meb’usun
83. le kad vüıdna nahnü ve
Abaüna haza min kablü in haza illa
Esatıyrul evvelın
84. kul li menil erdu ve men
Fıha in küntüm ta’lemun
85. seyekulune lillah kul
Efela tezekkerun
86. kul mer rabbüs semavatis
Seb’ı ve rabbul arşil azıym
87. seyekulune lillah kul
E fe la tettekun
88. kul mem bi yedihı melekutü
Külli şey’iv ve hüve yuciru ve la
Yücaru aleyhi in küntüm ta’lemun
89. seyekulune lillah kul
Fe enna tüsharu
90. bel eteynüham bil hakkı
Ve innehüm le kazibun
91. mettehazellahü miv velediv ve
Ma kane meahu min ilahin izel le
Zehebe küllü ilahüm bima haleka
Ve leala ba’duhüm ala ba’d
Sübhanellahi amma yasıfun
92. alimil ğaybi veş şehadeti
Fe teala amma yüşrikun
93. kur rabbi imma türiyennı ma yuadun
94. rabbi fe la tec’alnı
Fil kavmiz zalimın
95. ve inna ala en nüriyeke ma
Neıdühüm lekadirun
96. idfa’ billetı hiye ahsenüs
Seyyieh nahnü a’lemü bi ma yasıfun
97. ve kur rabbi euzü bike min
Hemezatiş şeyatıyn
98. ve euzü bike rabbi ey yahdurun
99. hatta iza cae ehadehümül
Mevtü kale rabbirciun
100. leallı a’melü salihan fıma
Teraktü kella inneha kelimetün
Hüve kailüha ve miv veraihim
Berzehun ila yevmi yüb’asun
101. fe iza nüfiha fis suri fe la ensabe
Beynehüm yevmeiziv ve la yetesaelun
102. fe men sekulet mevazinühu fe
Ülaike hümül müflihun
103. ve men haffet mevazınühu fe
Ülaikellezıne hasiru enfüsehüm
Fı cehenneme halidun
104. telfehu vücuhehümün naru
Ve hüm fıha kalihun
105. e lem tekün ayatı tütla
Aleyküm fe küntüm biha tükezzibun
106. kalu rabbena ğalebet aleyna
Şıkvetüna ve künna kavmen dallın
107. rabbena ahricna minha fe
İn udna fe inna zalimun
108. kalahşeu fıha ve la tükellimun
109. innehu kane ferıkum min
Ibadı yekulune rabbena amenna
Fağfir lena varhamna ve ente hayrur
Rahımın
110. fettehaz tümuhüm sıhriyyen
Hatta ensevküm zikrı ve küntüm
Minhüm tadhakun
111. innı cezeytühümül yevme bima
Saberu ennehüm hümül faizun
112. kale kem lebistüm fil
Erdı adede sinın
113. kalu lebisna yevmen ev ba’da
Yevmin fes’elil addın
114. kale il lebistüm illa kalılel
Lev enneküm küntüm ta’lemun
115. e fe hasibtüm ennema halaknaküm
Abesev ve enneküm ileyna la türceun
116. fe teallellahül melikül hakk la
İlahe illa hu rabbül arşil kerım
117. ve mey yed’u meallahi ilahen
Ahara la bürhane lehu bihı fe
İnnema hısabühu ınde rabbih
İnnehu la yüflihul kafirun
118. ve kur rabbığfir verham
Ve ente hayrur rahımın
Meali
23 – mü’minûn sûresi
118 âyet olup mekke döneminin
Sonunda nazil olmuştur. hac
Sûresi, müminlerin dünya ve
Âhirette felaha ereceğini
Bildirmişti. peşinden gelen bu
Sûre, bu felahın, hangi şartlara
Ve vasıflara bağlı olduğunu
Bildirir. daha sonraki uzun
Bölümde (23-73 âyetler) bu
Şartları haiz olan nebîlerin
Fazilet mücadeleleri örnek
Verilir. sonra âhiret hayatına
Geçilir. öldükten sonra dirilmeyi
Akıllarına sığdıramayan
Kâfirlere allah’ın muazzam
Kudretinin delilleri zikredilir.
Müteakiben iman ve inkâr ehlinin
Âhiretteki âkıbetleri bildirilir.
Hz. ömer (r.a) şöyle demiştir:
‘resulullah (a.s.) a vahiy
İndiğinde biz yanında arı
Vızıltısı gibi bir ses
İşitirdik. bir gün üzerine vahiy
İndi, bir süre bekledik. derken
Üzerindeki bu hal açıldı, hemen
Kıbleye dönüp ellerini
Kaldırdı: ‘ya rabbî, bizi
Çoğalt, eksiltme. değerimizi
Artır, bizi hakir kılma. bize ver,
Mahrum etme. bizi tercih et,
Başkalarını bizim üzerimize
Tercih etme. bizden razı ol ve bizi
Razı eyle” diye dua etti. sonra
Da: ‘bana on âyet indirildi ki kim
Bunları yerine getirirse cennete
Girer”
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – muhakkak ki müminler,
Mutluluk ve başarıya erdiler.
2 – onlar namazlarında tam bir
Saygı ve tevazu içindedirler.
3 – onlar boş şeylerden
Uzak dururlar. [25,72]
4 – onlar zekâtı ifa
Ederler. [91,9-10; 41,6-7]
5-7 – onlar mahrem yerlerini
Günahlardan korurlar. yalnız
Eşleri ve cariyeleri ile ilişki
Kurarlar. çünkü bunu yapanlar
Ayıplanamazlar. ama bu sınırın
Ötesine geçmek peşinde olanlar,
İşte onlardır haddi aşanlar.
8 – o müminler üzerlerindeki
Emanetleri gözetirler, verdikleri
Sözleri tam tamına tutarlar.
Ahitler: gerek kendi aralarındaki
Akitler, gerekse allah teâlaya
Karşı verdikleri ahitlerdir.
9 – onlar namazlarını vaktinde eda
Edip zayi etmekten korurlar.
Namazlarını vakti vaktine, huşû
İçinde devam ettirirler.
10 – işte vâris olanlar
Onlardır. [19,63; 43,72]
11 – ebedî kalacakları firdevs
Cennetine vâris olanlar onlardır.
12 – şu bir gerçektir ki biz
İnsanı süzme çamurdan
Yaratırız. [30,20; 6,2; 32,8]
İnsanın süzme çamurdan, yani
Balçığın özünden
Yaratıldığını bildiren
Âyetler, insan bedeninin toprakta
Yetişen ya da toprağın
Bileşiminde bulunan çeşitli
Organik veya inorganik maddelerden
Oluştuğuna, toprakta yetişen
Besinlerin özümlenmesi yoluyla bu
Unsurların sürekli olarak canlı
Hücrelere dönüştüğüne
İşaret etmektedir. böylesi bir
Vücuda bunca imkânları ve
Sistemleri lütfeden allah’a
Şükretme gereğini
Hatırlatmaktadır. 12-14.
Âyetlerde geçen mazi sigaları, bu
Yaratılış başından kıyamete
Kadar devam ettiğinden, muzari
(geniş zaman) anlamı
Taşımaktadırlar.
13 – sonra onu nutfe (sperm) halinde
Sağlam bir yere yerleştiririz.
14 – sonra nutfeyi alakaya
(yapışkan döllenmiş hücreye),
Alakayı mudgaya, yani bir çiğnem
Et görünümündeki varlığa,
Mudgayı kemiklere dönüştürür,
Sonra da kemiklere et giydirip,
Derken yeni bir yaratılışa mazhar
Ederiz. işte bak da allahın ne
Mükemmel yaratan olduğunu bir
Düşün [22,5]
15 – ve bütün bunlardan sonra, siz ey
İnsanlar, ölürsünüz. [21,35]
16 – sonra büyük duruşma
(kıyamet) günü diriltilirsiniz.
17 – yine şu da bir gerçektir ki
Biz sizin üstünüzde yedi tabaka
Yarattık. biz yaratmadan da,
Yarattıklarımızdan da habersiz
Değiliz. [2, 29; 40,57; 32,4-12;
17,44; 71,15; 65,12]
‘tarâik” tarîkanın çoğuludur.
Bu, göklerin, allah katında inen
Emirlerin geçtiği yer olması
İtibariyledir (talak,12).
Müfessirlerin çoğu burayı yedi
Gök diye açıklarlar. elmalılı
M. h. yazır ise ‘insanın yedi
İdrâk yolu, yani görme, işitme,
Tatma, koklama ve dokunmanın
Yanında akıl ve vahiy yolları”
Olduğunu düşünür.
18 – biz gökten belirlediğimiz
Bir ölçüye göre su indirir ve
Onu yerde dinlendiririz. ama
Dilersek onu yerden gidermeye de
Kadiriz.
Âyette geçen ‘eskennâhu”
Yağmur sularının
Durgunlaştırılmasını ve yerde
Dinlendirilmesini ifade eder.
Yağmur suları toprak tarafından
Yavaş yavaş emilerek dibe iner.
Eğer böyle olmayıp birden inseydi
Veya sel halinde akıp gitseydi hem
Büyük zararlara sebep olur, hem de
Canlılar, yağmurun hayat veren
Faydalarından mahrum kalırlardı.
Diğer taraftan zümer, 21 âyetinin
Beyan buyurduğu üzere allah,
Gökten indirdiği yağmur
Sularını yerde süzdürüp
Menbalara yerleştirmekte, oralarda
Dinlendirmekte, sonra o depolardan
Yeryüzüne çıkartıp canlıların
İstifadesine vermektedir. dikkat
Etmeli ki yağmur, bütün kâinat
İçinde, milyonlarca yıldız
Arasında yalnız dünyada
Mevcuttur. bu su olmasaydı, hayat
Düşünülemezdi. bu büyük nimet
Elbette tesadüfî değildir.
19 – o su ile sizin için hurma ve
Üzüm bağları yetiştirdik ki
Onlarda size çok faydalar vardır,
Onlardan yersiniz de. [16,11;
36,34-35]
Hurma ve üzüm araplarca en marûf
Meyveler olduğundan, misal olarak
Yalnız bunlar zikredilmiştir.
20 – sina dağından çıkan bir
Nebat da yetiştirdik ki o ağaç
Hem yağ, hem de yiyenlere bir
Katık çıkarır.
Bu ağaç zeytin ağacıdır.
21 – evcil hayvanlarda da sizin
İçin ibretler vardır.
Onların içinden çıkan
Sütle sizi besleriz.
Daha onlarda sizin için
Nice faydalar bulunur.
Onların etinden de yersiniz.
[16,5-7; 36,71-73]
22 – onlara da gemilere de
Binersiniz. [17,70]
23 – bir zaman, halkını irşad etmesi
Gayesiyle nûhu gönderdik de:
‘ey halkım, dedi, yalnız
Allah’a ibadet ediniz.
Zira sizin ondan başka ilahınız
Yoktur. gerçek bu iken hâlâ
Şirkten sakınmaz mısınız?”
24-25 – halkından ileri gelen
Birtakım kâfirler: ‘bu, dediler,
Sizin gibi bir insandan başka bir
Şey değil, böyleyken size hâkim
Olmak istiyor.”
‘allah bize mesaj ulaştırmak
İsteseydi, böyle sizin gibi birini
Göndermez, melaike indirirdi.
Nitekim biz atalarımızdan da
Böyle bir şey işitmedik.
Bu delinin tekinden başka biri değil.
Ona biraz süre tanıyın, sonra iş
Aydınlanır, siz de gereğini
Yaparsınız.”
26 – nuh: ‘ya rabbî, dedi, beni
Yalancı saymalarına karşı sen
Yardım et bana ”
27 – biz de ona vahyedip bildirdik
Ki: ‘nezaretimiz altında ve
Bildirdiğimiz şekilde gemiyi yap.
Buyruğumuz gelip tandır
Kaynayınca her cinsten birer çift
İle haklarında azap hükmü takdir
Edilmiş olanlar dışında kalan
Aile halkını yanına al. zalim ve
Kâfirler hakkında sakın bana
Başvurma. çünkü onlar suda
Boğulacaklardır.”
Hud, 40 âyeti münasebetiyle
Belirttiğimiz gibi ‘tandır
Kaynaması” mecaz olarak, işlerin
Ciddileşmesi anlamını verir.
Fakat esas anlamı, gemideki
Ocağın, su kazanını kaynatması
Demektir. şayet o zaman buharlı
Gemi yok idiyse, bu ifadenin, ileri
Çağlardaki buharlı gemilere
İşaret ettiği söylenebilir.
28 – ‘sen ve beraberinde olanlar
Gemiye yerleşince de ki: ‘bizi o
Zalim toplumun elinden kurtaran
Allah’a hamd-u senalar olsun ”
29 – ‘ya rabbî, beni güvenli ve
Kutlu bir yere indir. çünkü sen
Konuklayanların en iyisi, en
Mükemmelisin.” [43,12-13; 11,41]
Gemideki bereket ve kutluluk,
Selâmettir. karaya çıktıktan
Sonraki bereket ise neslin
Çoğalması ve peş peşe gelen
Hayırlardır.
30 – bunda elbette alınacak çok
İbretler var. gerçekten biz
İnsanları imtihan etmekteyiz.
31 – onlardan sonra başka
Nesiller yarattık.
32 – onların içinden ‘yalnız
Bir allah’a ibadet ediniz, zira
Sizin o’ndan başka tanrınız
Yoktur.
Gerçek bu iken hâlâ şirkten
Sakınmaz mısınız?” diyen bir
Peygamber gönderdik.
33-34 – onun halkından kâfir
Olup âhiret buluşmasını yalan
Sayan ve kendilerine dünya
Hayatında bol nimet verdiğimiz
Eşraf takımı:
‘bu, dediler, sizin gibi bir
İnsandan başka bir şey değil,
Baksanıza sizin yediklerinizden
Yiyor, sizin içtiklerinizden
İçiyor. eğer siz, sizin gibi bir
Beşere itaat edecek olursanız,
Büyük bir kayba ve hüsrana
Uğrarsınız.”
Peygamberin beşer oluşuna ve onun
Diğer insanlarla eşit oluşuna
Delil olarak, diğer insanlar gibi
Yeme ve içmesini ileri sürdüler.
Bunlar ise mutlak olarak her
Canlıda bulunan sıfatlardır:
Demek ki, onlar insan için de
Mükemmelliği yeme, içmede ve
Hayvani lezzetlerde görüyorlardı.
35 – ‘ne o, dediler, bu adam siz
Ölüp de toprak ve kemik haline
Geldikten sonra sizin diriltilip
Mezardan çıkarılacağınızı mı
Vaad ediyor.”
36 – ‘heyhat heyhat size vaad
Edilen şey ne kadar da uzak ”
37 – ‘yaşam sadece dünya
Hayatından ibarettir,
Ölür gideriz, ancak bir kere
Yaşarız ve ölümden sonra asla
Diriltilmeyiz ”
38 – ‘bu adam, uydurduğu yalanı
Allah’a mal eden bir iftiracıdan
Başkası değildir ve biz hiçbir
Surette ona inanmayız ”
39 – o resul: ‘ya rabbî, dedi,
Beni yalancı saymalarına karşı
Sen bana yardım eyle ”
40 – allah buyurdu: ‘tasalanma, çok
Geçmeden onlar pişman olacaklardır ”
41 – derken korkunç bir ses onları
Bastırıverdi. adalet yerini buldu.
Onları sel süprüntüsüne çevirdik.
Zalimler güruhunun canı
Cehenneme [40,78]
42 – onlardan sonra yine başka
Nesiller dünyaya getirdik.
Salih, hûd, şuayb (a.s.) ve
Onlardan başka peygamberlerin
Nesilleri sözkonusudur.
43 – hiç bir ümmet vaadesini ne öne
Alabilir ne de erteleyebilir.
44 – sonra resullerimizi peşpeşe
Gönderdik. hangi ümmete peygamberi
Geldiyse onlar onu yalancı
Saydılar.
Biz de onları birbiri
Ardından imha ettik.
Onlardan geriye bıraktığımız,
Sadece ibret verici hikâyeleri
İman etmeyen o halkın canı
Cehenneme [16,36; 36,30]
45-46 – sonra da mûsa ile
Kardeşi hârun’u âyetlerimizle ve
Apaçık delille firavun ile ileri
Gelen yardımcılarına gönderdik.
Onlar da hakkı kabulden kibirlendiler.
Zaten onlar kendilerini çok
Büyük gören bir toplum idi.
47 – dediler ki: ‘kendi kavimleri
Bizim hizmetçi kölelerimiz iken
Şimdi kalkıp bizim gibi beşer olan bu iki
Adama mı inanacağız?” [26,29]
48 – böyle deyip onları yalancı
Saydılar. kendileri de helâk
Edilenler gürûhuna dahil oldular.
[28,43]
47. âyet, inkârcıların
Umumiyetle içine düştükleri bir
Hatayı ortaya koymaktadır:
Gerçekten onlar, insana, yalnızca
Bu dünyadaki mevkiine, toplum
İçindeki konumuna göre değer
Verirler. onların insan hakkında
Başta gelen değer ölçüleri
Makam ve mansıptır. böylece
Onlar, bizatihi insana, onun
Düşüncesinin ve inancının
Kalitesine, sahip olduğu ahlâkî
Ve insanî vasıflarına değer
Vermezler. 48. âyet bize
Gösteriyor ki, inkârcıların bu
Yanlış değer ölçülerine
Dayanarak peygamber hakkında
Vardıkları hüküm, kaçınılmaz
Olarak kendilerini felakete
Götürür.
49 – oysa doğru yolu tutmaları
Ümidiyle biz mûsâ’ya kitabı verdik.
Doğru yolu tutmaları söz konusu
Ümmet, hz. mûsa’nın mısır’dan
Çıkarıp kurtardığı kendi
Halkıdır, israiloğullarıdır.
Yoksa firavun ve onun ileri gelen
Çevresi ve kıbt’i halkı
Değildir. zira tevrat, firavun ve
Ordusunun boğulmalarından sonra
İndirilmiştir.
50 – meryem’in oğlunu ve annesini
Birer ibret vesilesi kıldık ve
Onları pınarları akan ve
Yerleşmeye elverişli yüksekçe
Bir yere yerleştirdik. [21,91;
19,22]
51 – siz ey peygamberler helâl
Ve hoş şeylerden yiyip için,
Makbul ve güzel işler işleyin,
Zira ben yaptığınız her şeyi
Bilmekteyim.
Bazı müşriklere göre peygamber
Yemek yiyemezdi [25,7]. cenab-ı
Allah buyuruyor ki: ‘helâl hoş
Yiyecekleri yemek, onlardan
Aldığı kuvveti güzel
Davranışlarda kullanmak,
Şükrünü yerine getirmek pek
Yerindedir. çirkin olan, haram
Kazanıp haram yemektir.”
52 – ve hepinizin dini bir tek
Dindir. ben de sizin rabbinizim,
Öyleyse bana karşı gelmekten
Sakının
Dinin esası akaidde, şeriatların
Esasında birdir. fakat o esasların
Dalları olmak üzere peygamberlere
İndirilen farklı şeriatlar hususi
Hükümler ihtiva ederler. bir
Hadiste: ‘peygamberler, babaları
(dinleri) bir, anneleri
(şeriatları) ayrı
Kardeşlerdir.” buyurulmuştur.
53 – ama peygamberleri
İzlediklerini iddia eden ümmetler
Fırkalara ayrılıp bölük bölük
Oldular. her grup, kendilerine ait
Görüşten ötürü memnun ve
Mutludur.
54 – sen onları, bir süreye
Kadar daldıkları gaflet içinde
Kendi hallerine bırak [86,17;
15,3]
55-56 – kendilerine verdiğimiz
Servet ve evlatlarla iyiliklerine
Koştuğumuzu mu sanıyorlar?
Hayır, onlar işin farkında
Değiller [9,55; 3,178; 68,44-45;
74,11-16]
57 – ama asıl rab’lerine duydukları
Saygıdan dolayı çekinenler.
58 – rab’lerinin
Âyetlerini tasdik edenler.
59 – rab’lerine hiç
Ortak tanımayanlar.
60 – rab’lerine döneceklerine
İnandıklarından kalpleri
Titreyenler, o’nun yolunda
Mallarını harcayanlar.
61 – evet, işte onlardır hayırlara
Koşanlar ve o işlerde öne geçenler.
62 – biz hiç kimseye takatinin
Üstünde yük yüklemeyiz.
Nezdimizde gerçeği bildiren,
İnsanların yaptıklarını tam
Tamına tesbit eden bir kitap
Vardır.
Bundan ötürü asla haksızlığa
Uğratılmazlar. [17,13; 18,49]
Kitaptan maksat: levh-i mahfuz
Veya hesap defterleridir.
63 – fakat onların
Kalbleri bundan gafildir.
Ayrıca onların bundan başka
Birtakım pis işleri daha var ki
Onları işler dururlar.
64 – en nihâyet onların refaha
Dalıp gitmiş olanlarını azapla
Kıskıvrak yakaladığımızda
Birden feryadı basarlar.
Allah mekke müşriklerini yedi sene
Kıtlıkla imtihan etti. bu âyette
Geçen azaptan maksat, bu kıtlık,
Yahut bedir’de bozguna
Uğramalarıdır.
65 – fakat onlara şöyle denilecektir:
‘hiç boşuna sızlanmayın bugün
Zira siz bizden hiçbir surette
Yardıma mazhar olmayacaksınız.”
66-67 – ‘âyetlerim size
Okunduğunda, siz kibirlenerek
Sırtınızı çevirirdiniz,
Geceleyin onun aleyhinde ileri geri
Konuşarak şaçmalıyordunuz.” [40,12]
68 – peki onlar allah’ın sözünü
Anlamaya çalışmadılar mı?
Yoksa önce geçip gitmiş
Babalarına hiç gelmemiş olan,
Ömürlerinde ilk defa duydukları
Bir şeyle mi karşılaştılar?
69 – yoksa şu aralarında
Yaşamış olan resulü,
Tanıdıkları biri olmadığı
İçin mi reddediyorlar?
Tanımamaları mümkün değildi.
Bilakis ona çocukluğundan beri
‘el-emin” derlerdi. hiç yalan
Söylemediğini, mükemmel
Ahlâkını, kimseden ilim
Öğrenmediğini, iddiacı, şöhret
Peşinde biri olmadığını pek iyi
Biliyorlardı.
70 – ne o, yoksa ‘onda bir
Delilik var ” mı diyorlar?
Oysa o onlara gerçeğin ta
Kendisini getirdi,
Ama gerçek onların
Çoğunun işine gelmiyor.
Müşrikler, hz. peygamber
(a.s.)’ın akılca pek üstün,
Fikir ve tefekkürünün gayet
Sağlam olduğunu pek iyi
Bilirlerdi.
71 – fakat gerçek onların
Keyiflerine tâbi olsaydı
Göklerin de, yerin de, oralarda
Yaşayanların da düzenleri
Bozulur, yıkılıp giderlerdi.
Halbuki biz onlara şan ve şeref getiren,
Öğüt veren kitap verdik ama,
Ne var ki onlar bu dersten yüz
Çeviriyorlar. [43,31; 44; 21,50; 17,100;
4,53]
Şan ve şeref getiren ‘kur’ân”
Dır. gerçekten kur’ân-ı kerim ve
Resul-i ekrem (a.s.) bu ümmetin
Adını ebedîleştirmiştir.
72 – ey resulüm, yoksa bu
Hizmetlerine karşılık sen
Onlardan bir karşılık istiyorsun
Da
Bu, kendilerine ağır geldiği için
Mi senden uzak duruyorlar?
Fakat bilsinler ki en iyi
Karşılık, sana rabbinin vereceği
Karşılıktır. çünkü o, rızık
Ve nimet verenlerin en
Hayırlısıdır. [6,90; 42,23;
34,47; 38,86; 36,21]
73 – sen gerçekten onları
Dosdoğru bir yola çağırıyorsun.
74 – ama şu da gerçek ki âhirete
İnanmayanlar, yoldan sapıyorlar.
75 – eğer biz onlara merhamet
Edip, uğradıkları belayı
Giderseydik, yine onlar
Azgınlıklarında devam edip
Giderlerdi. [8,23; 6,28-29]
76 – biz onları çeşitli
Azaplara da uğrattık.
Buna rağmen yine de rab’lerine boyun eğip
O’na yalvarıp yakarmadılar. [6,43]
77 – ama ne zaman onların önüne
Ceza gününe mahsus zorlu bir azap
Kapısını açarsak, işte o zaman
Birden bütün ümitlerini
Yitiriverirler.
İlk nesil için maksat, müşriklerin
Başına bedir bozgununun gelmesidir.
Ayrıca ölüm veya kıyamet günü
De kasdedilmiş olabilir.
78 – ey insanlar, rabbinizin
Buyruklarına kulak verin.
Çünkü sizde işitme ve görmeyi
Sağlayan kulakları ve gözleri,
Düşünüp hissetmenizi sağlayan
Kalbleri yaratan o’dur.
Şükrünüz ne kadar da
Az [12,103; 34,13]
79 – sizi çoğaltıp dünyaya
Yayan da o’dur, muhakkak yine onun
Huzuruna götürüleceksiniz.
80 – hayatı veren de,
Öldüren de odur.
Gece ile gündüzü
Peşpeşe getiren de odur.
Öyleyse hâla aklınızı
Başınıza alıp bunları bir
Düşünmez misiniz? [36,40; 25,62]
81 – ama böyle yapmak yerine,
Kendilerinden önceki münkirlerin
Dediklerini dediler.
82-83 – ‘ölüp toprak ve kemik haline
Geldikten sonra biz dirilecekmişiz ha
Bize de, daha önce babalarımıza
Da bu vaad edilip durdu.
Doğrusu bu dirilme işi,
Önceliklerin masallarından, başka
Bir şey değil ” dediler.
[79,11-14; 36,77-79]
84 – de ki: ‘bütün dünya ve
İçinde yaşayanlar kimindir
Söyleyin bakalım,
Biliyorsanız.”
85 – elbette: ‘allah’ındır”
Diyeceklerdir. öyleyse, sen de ki:
‘neden aklınızı başınıza
Almıyorsunuz?” [39,3]
86 – ‘peki, yedi kat göğün ve yüce
Arşın rabbi kimdir?” diye sor.
87 – elbette,
‘allah’tır”,
Diyeceklerdir.
Öyleyse, sen de ki:
‘inandığınız allah’a karşı
Gelmekten sakınmaz mısınız?”
88 – de ki: ‘peki her şeyin
Gerçek yönetimini elinde tutan,
Kendisi her şeyi koruyup gözeten,
Ama kendisi himaye altında olmayan
Kimdir? biliyorsanız söyleyin
Bakalım [36,83; 21,23; 15,92-93]
89 – elbette,
‘allah’tır” diyecekler.
Sen de ki: öyleyse nasıl oluyor da
Büyülenip gerçekten
Uzaklaşıyorsunuz?”
Cahiliye arapları, allah’ın
Varlığına ve birliğine
İnanıyorlardı. fakat kur’âna, hz.
Peygamber (a.s.)’a ve âhirete
İnanmıyorlardı.
90 – hayır, biz onlara gerçeği
Getirdik; fakat buna rağmen onlar
Yalanı tercih ediyorlar. işte
Gerçek:
91 – ‘allah asla evlat edinmedi. o’nun
Yanısıra hiçbir tanrı da yoktur.
Öyle olsaydı her tanrı kendi
Yarattıklarını yanına alır ve
Onlardan biri diğerine üstün
Gelmeye çalışırdı.
Allah o müşriklerin isnat ve
Nitelendirmelerinden münezzehtir.”
[21,22]
Öyle olsaydı, öbür tanrıların
Hâkimiyetlerini menetmeye
Çalışırdı. bu yüzden
Aralarında savaşırlardı.
92 – görünmeyen ve görünen,
Gizli ve âşikâr herşeyi bilen
Allah, onların iddia ettikleri
Şerikleri olmaktan yücedir.
[10,18]
93-94 – de ki: ‘ya rabbî, eğer
Onlara vaad edilen o azabı bana
Göstereceksen, beni o zalimler
Güruhu içinde bırakma ”
95 – biz onlara vaad ettiğimiz azabı
Sana göstermeye elbette kadiriz.
96 – fakat onlar ne yaparlarsa
Yapsınlar, sen yine de
Kötülüğü en iyi tarzda sav.
Biz onların, senin hakkındaki
Asılsız iddialarını pekiyi biliriz.
97-98 – ‘ya rabbî, de,
Şeytanların vesveselerinden,
Onların yanımda bulunmalarından
Sana sığınırım ”
99-100 – âhireti inkâr
Edenlerden birine ölüm gelip
Çatınca, işte o zaman:
‘ya rabbî, der, ne olur beni
Dünyaya geri gönderin, ta ki zayi
Ettiğim ömrümü telafi edip iyi
İşler yapayım.”
Hayır, hayır bu onun söylediği
Mânasız bir sözdür. çünkü
Dünyadan ayrılanların önünde,
Artık, diriltilecekleri güne kadar
Bir berzah vardır. [32,12; 6,27
63,10-11; 14,44; 7,53; 42,44; 40,11]
Öleceği sırada, her biri
Cehennemdeki yerini ve iman etmiş
Olması halinde gireceği cenneti
Görünce o zaman bu temennide
Bulunacaktır.
Berzah: kabir hayatı.
101 – sûra üflendiği zaman, o
Gün artık ne aralarındaki akraba
Tutkunluğu bir fayda verir,
Ne de kişi bir başkasının halini
Sormayı hatırından geçirir.
Âhirette tek konum yoktur;
Çeşitli safhalar vardır. hesap ve
Hüküm zamanında sorma yoktur. ama
Cennetlikler ve cehennemlikler
Yerlerine girdikten sonra
Birbirlerine soru sorup konuşurlar.
102 – o gün kimin iyilikleri mizanda
Ağır basarsa onlar kurtulacaklar.
103 – kimin iyilikleri tartıda
Hafif kalırsa, işte kendilerini
Ziyana sokanlar,
Cehennemde ebedî kalanlar
Onlar olacaklardır.
104 – orada yüzlerini alevler
Yalar da, ateş dudaklarını
Yaktığında, dişleri açıkta
Kalıverir. [14,50; 21,39]
105 – allah teâla onlara
Şöyle buyurur:
‘âyetlerim size okunur da siz
Onları yalan sayardınız değil
Mi?” [4,165; 17,15; 67,8-11]
106-107 – ‘ey ulu rabbimiz”,
Derler, ‘azgınlığımız, kötü
Talihimiz ağır bastı,
Biz de yoldan sapan
Kimseler olduk bir kere.
Ama ne olur ey kerim rabbimiz,
Kurtar bizi bu ateşten, eğer bir
Daha o kötülükleri yaparsak
İşte o zaman, kendimize iyice yazık
Eder, zalimin teki oluruz.”
108 – ‘kesin sesinizi, sakın bir
Daha bana bir şey söylemeye
Kalkışmayın ” buyurur.
109-110 – kullarımdan, bir
Kısmı ‘inandık ya rabbi affet
Günahlarımızı, merhamet et bize,
Çünkü sen merhamet edenlerin en
İyisi, en hayırlısısın ”
Dediklerinde, onları alaya alan
Sizler değil miydiniz?
Sonunda sizin bu davranışlarınız
Beni gönlünüzden geçirmeyi, beni
Yâdetmeyi size unutturdu da,
Onlarla eğlenip gülüp durdunuz.
111 – işte ben de sabretmelerine
Karşılık bugün onları ödüllendirdim.
İşte umduklarına
Kavuşanlar onlardır.
112 – sonra allah cehennemdekilere
Der ki: ‘size kalsa, dünyada kaç
Yıl kaldınız?” [30,55; 46,35]
113 – onlar: ‘bir gün veya daha
Da az. ne bilelim, isterseniz bunu
Tam tamına aklında tutanlara sor
Zira bizim aklımız başımızdan gitmiş
Durumda.” diye cevap verirler.
114 – bunun üzerine allah teâlâ
Şöyle buyurur: ‘siz, doğrusu pek
Az kaldınız.
Bu gerçeği bir bilseydiniz,
Bana isyan etmezdiniz.”
115 – ‘bizim sizi boşuna
Yarattığımızı,
Bizim huzurumuza dönüp hesap
Vermeyeceğinizi mi sandınız?”
Bütün canlıların gayesi,
Allah’ın kendilerine verdiği
İmkânları, hilkate uygun bir
Şekilde kullanmaktır.
116 – ‘öyleyse artık şu gerçeği
Bilin ki allah yüceler yücesidir.
Gerçek hükümran o’dur. o’ndan
Başka tanrı yoktur.
Pek değerli arşın rabbidir”
117 – o halde, kim
Tanrılığını ispat edecek hiç
Bir delili olmamasına rağmen,
Allah’ın yanısıra başka
Bir tanrıya taparsa,
Âhirette rabbinin huzurunda hesabını
Verecek, cezasını çekecektir.
Şurası muhakkak ki kâfirler
Asla iflah olmazlar.
118 – öyleyse ey resulüm ve ey
Mümin sen şöyle dua et:
‘ya rabbî, sen bizi affet,
Sen bize merhamet et.
Zira merhamet edenlerin en
Hayırlısı sensin sen