Casiye Suresi

Abdulhadi Kanakeri – Casiye Suresi

Casiye suresi
1. ha mım
2. tenzılül kitabi
Minellahil azızil hakım
3. inne fis semavati vel erdı
Le ayatil lil mü’minın
4. ve fı halkıküm ve ma yebüssü min
Dabbetin ayatül li kavmiy yukınun
5. vahtilafil leyli ven nehari ve ma
Enzelellahü mines semai mir rizkın
Fe ahya bihil erda ba’de mevtiha ve
Tasıfir riyahi ayatül li kavmiy
Ya’kılun
6. tilke ayatüllahi netluha aleyke
Bil hakk fe bi eyyi hadısim
Ba’dellahi ve ayatihı yü’minun
7. veylül li külli effakin esım
8. yesmeu ayatillahi tütla aleyhi
Sümme yüsırru müstekbiran ke el
Lem yesma’ha fe beşşirhü bi
Azabin elım
9. ve iza alime min ayatina
Şey’enittehazeha hüzüva ülaike
Lehüm azabüm mühın
10. miv veraihim cehennem ve la
Yuğnı anhüm ma kesebu şey’ev ve
La mettehazu min dunillahi evliya’
Ve lehüm azabün azıym
11. haza hüda vellezıne keferu bi
Ayati rabbihim lehüm azabüm mir
Riczin elım
12. allahüllezi sehhara lekümül
Bahra li tecriyel fülkü fıhi bi
Emrihı ve li tebteğu min fadlihı
Ve lealleküm teşkürun
13. ve sehhara leküm ma fis
Semavati ve ma fil erdı cemıam
Minh inne fi zalike le ayatil li
Kavmiy yetefekkerun
14. kul lillezıne amenu yağfiru
Lillezıne la yercune eyyamellahi li
Yecziye kavmem bima kanu yeksibun
15. men amile salihan fe linefsih ve
Men esae fe aleyha sümme ila
Rabbiküm türceun
16. ve le kad ateyna benı israılel
Kitabe vel hukme ven nübüvvete ve
Razaknahüm minet tayyibati ve
Faddalnahüm alel alemın
17. ve ateynahüm beyyinatim minel
Emr femahtelefu illa mim ba’di ma
Caehümül ılmü bağyem beynehüm
İnne rabbeke yakdıy beynehüm
Yevmel kıyameti fıma kanu fıhi
Yahtelifun
18. sümme cealnake ala şarıatim
Minel emri fettebı’ha ve la
Tettebı’ ehvaellezıne la ya’lemun
19. innehüm ley yuğnu anke
Minellahi şey’a ve innez zalimıne
Ba’duhüm evliyaü ba’d vallahü
Veliyyül müttekıyn
20. haza besairu lin nasi ve hüdev ve
Rahmetül li kavmiy yukınun
21. em hasibel lezınecterahus
Seyyiati en nec’alehüm kellezıne
Amenu ve amilus salihati sevaem
Mahyahüm ve mematühüm sae ma
Yahkümun
22. ve halekallahüs semavati vel
Erda bil hakkı ve li tücza küllü
Nefsim bima kesebet ve hüm la
Yuzlemun
23. feraeyte menittehaze ilahehu
Hevahü ve edallehüllahü ala
Ilmiv ve hateme ala sem’ıhı ve
Kalbihı ve ceale ala besarihı
Ğışaveh fe mey yehdıhi mim
Ba’dillah e fe la tezekkerun
24. ve kalu ma hiye illa hayatüned
Dünya nemutü ve nahya ve ma
Yühliküna illed dehr ve ma lehüm
Bi zalike min ılm in hüm illa
Yezunun
25. ve iza tütla aleyhim ayatüna
Beyyinatim ma kane huccetehüm illa
En kalü’tu bi abaina in küntüm
Sadikıyn
26. kullillahü yuhyıküm sümme
Yümıtüküm sümme yecmeuküm ila
Yevmil kıyameti la raybe fıhi ve
Lakinne ekseran nasi la ya’lemun
27. ve lillahi mülküs semavati vel
Ard ve yevme tekumüs saatü
Yevmeiziy yahserul mübtılun
28. ve tera külle ümmetin
Casiyeten küllü ümmetin tüd’a
İla kitabiha elyevme tüczevne ma
Küntüm ta’melun
29. haza kitabuna yentıku aleyküm
Bil hakk inna künna nestensihu ma
Küntüm ta’melun
30. fe emmelzıne amenu ve amilus
Salihati fe yüdhılühüm
Rabbühüm fı rametih zalike hüvel
Fevzül mübın
31. ve emmellezıne keferu e fe lem
Tekün ayatı tütla aleyküm
Festekbertüm ve küntüm kavmen
Mücrimın
32. ve iza kıyle inne va’dellahi
Hakkuv ves saatü la raybe fıha
Kultüm ma nedrı mes saatü in
Nezunnü illa zannev ve ma nahnü bi
Müsteykının
33. ve beda lehüm seyyiatü ma amilu ve
Haka bihim ma kanu bihı yestehziun
34. ve kıylel yevme nensaküm kema
Nesıtüm likae yevmiküm haza ve
Me’vakümün naru ve ma leküm min
Nasırın
35. zaliküm bi ennekümüttehaztüm
Ayatıllahi hüzüvev ve
Ğarratkümül hayatüd dünya
Felyevme la yuhracune minha ve la
Hüm yüsta’tebun
36. fe lillahil hamdü rabbis semavati
Ve rabbil erdı rabbil alemın
37. ve lehül kibriyaü fis semavati vel
Erdı ve hüvel azızül hakım
Meali
45 – câsiye sûresi
Mekke döneminin sonlarında nâzil
Olup 37 âyettir. câsiye ‘diz
Üstü çöken” mânasına olup,
Âhirette bütün milletlerin,
Allah’ın hâkimiyeti önünde dize
Geldiklerini ifade eden bu kelime
28. âyette geçip, sûreye adını
Vermektedir.
Sûrenin birinci kısmı, allah’ı
Bir tanımaya dâvet eder ve âhiret
Hayatını zihinlere yerleştirmeyi
Hedefler. ikinci kısım, vahyin
Gerçekliğini ispata yöneliktir.
Son kısım ise, kâfirlerin bozguna
Uğrayıp, âkibetin müminlere ait
Olduğunu vurgular.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – hâ, mîm
2 – bu kitabın indirilmesi o
(üstün kudret, tam hüküm ve
Hikmet sahibi) azîz ve hakîm allah
Tarafındandır.
3 – şüphesiz göklerde ve yerde
Müminler için allah’ın kudret ve
Hikmetine dair çok deliller
Vardır.
4 – siz insanların
Yaratılışınızda ve allah’ın
Dünyanın her tarafında yaydığı
Canlılarda, kesin bilgiye ulaşıp
Gerçekleri tasdik edecek kimseler
İçin deliller vardır.
5 – gece ve gündüzün peş peşe
Gelip müddetlerinin uzayıp
Kısalmasında,
Allah’ın gökten bir rızık, yani
Yağmur indirip onunla ölümünden
Sonra yeryüzünü diriltmesinde,
Rüzgârları evirip çevirmesinde,
Akıllarını kullanıp düşünecek
Kimseler için allah’ın kudretine
Ve hikmetine dair birçok deliller
Vardır.
Rüzgârlar gâh sıcak, gâh
Soğuk, gâh hızlı, gâh durgun,
Bazan kuru, bazan nemli olurlar.
Bazan yağmur getirirken, bazan
Bulut götürürler. bunlar elbette
Tesadüfî olmayıp, hikmet sahibi
Allah’ın kanununa bağlıdır.
Elbette mevsimlerin değişmesi,
Yeryüzünde yağmur dağılımı,
Su deveranı; güneşin, arzın,
Rüzgârların, suyun, bitkilerin,
Hayvanların yönetiminin
Birbirinden bağımsız
Düşünülmesinin imkânsız
Olduğunu ortaya koymaktadır.
6 – (o tekvînî âyetlerin
Yanında) işte bunlar da allah’ın
Tenzîlî âyetleridir ki,
Gerçeğin ta kendisi olarak
(cebrail vasıtasıyla) okuyup beyan
Ediyoruz.
Allah’a ve onun âyetlerine
İnanmadıktan sonra, onlar acaba
Daha hangi söze inanacaklar?
7-8 – yalana, sahtekârlığa, günaha
Dadanan her kimsenin vay haline
Böylesi, allah’ın kendisine okunan
Âyetlerini işitir de sonra kibrine
Yediremeyip büyüklük taslayarak,
Sanki onları hiç işitmemiş gibi
İnkârında direnir. ona gayet acı
Bir azabı müjdele
9 – âyetlerimizden öğrendiği
Bir şeyler olursa, onları alaya
Alır. işte onlara hor ve zelil
Edecek bir azabın geleceğini
Müjdele
10 – peşlerinde de cehennem
Onları beklemektedir. ne
Kazandıkları servetler, ne de
Allah’tan başka edindikleri dostlar
Ve hâmiler, kendilerine fayda
Vermez. onlara müthiş bir azap
Vardır.
11 – bu kur’ân, hidâyet
Rehberidir. rab’lerinin âyetlerini
Reddedenlere ise, en fenasından
Gayet acı bir azap vardır.
12 – allah o yüce zattır ki,
İçinde emri ve izni ile gemiler
Akıp gitsin diye, lütfundan
Nasiplerinizi arayasınız ve
Şükredesiniz diye denizleri sizin
Hizmetinize vermiştir.
13 – hem göklerde ve yerde ne
Varsa, hepsini kendi tarafından bir
Lütuf olarak sizin hizmetinize
Veren de o’dur. elbette bunda
Düşünecek kimseler için ibretler
Vardır. [16,53]
14 – iman edenlere söyle ki:
Allah’ın ceza günlerinin gelip
Çatacağını beklemeyenlerin
Ezalarına aldırış etmesinler,
Kusurlarını bağışlasınlar.
Çünkü nasılsa allah, herkese
Yaptıklarının karşılığını
Verecektir (iman edenlere de sabır
Ve aflarının ödülünü
Verecektir.)
Müminler, kâfirlerin dilleriyle,
Kalemleriyle veya her hangi bir
Vasıta ile yaptıkları
Suçlamalara karşı, o ahlâksız
Ve düşüncesiz insanların
Seviyelerine inmek sûretiyle, kendi
Yüksek vasıflarına zarar
Vermesinler. onların işlerini
Allah’a havale etsinler.
15 – kim güzel ve makbul bir iş
Yaparsa, kendisi için yapar.
Kim de kötülük işlerse
Kendi aleyhinedir.
Sonunda rabbinizin huzuruna
Götürüleceksiniz.
16 – gerçekten biz
İsrailoğullarına, kitap,
Hükümranlık, hikmet ve nübüvvet
Verdik.
Onları helâl ve has nimetlerle
Rızıklandırdık ve onları
İnsanlara üstün kıldık.
Âyette geçen ‘hükm” şu üç
Anlama gelebilir: 1.kitaba dair
Bilgi, feraset. 2.kitaba göre amel
Etme. 3.muamelatta muhakeme
Yeteneği.
Burası israiloğullarının daimî
Bir üstünlükleri mânasına
Gelmeyip, o dönemde allah’ın
Dinine hizmet için seçildikleri ve
Hakkı tebliğ için kitabın
Taşıyıcıları
Kılındıklarını gösterir.
17 – onlara din işinde parlak
Deliller, mûcizeler verdik.
Şimdi onların din konusunda
İhtilaf etmeleri, sırf kendilerine
Gerçeğe dair ilim geldikten sonra
Haset ve ihtirastan dolayıdır.
Senin rabbin kıyamet günü,
Ayrılığa düştükleri hususlarda
Aralarında hükmünü verecektir.
18 – sonra din işinde, seni ayrı
Bir şeriat yoluna koyduk. sen ona
Tâbi ol, gerçeği bilmeyenlerin
Keyiflerine uyma. [42,13-15]
İsrailoğulları bütün insanlara
Yönelik din hizmetini
Yürütemeyince allah bu hizmeti hz.
Muhammed (a.s.)’ın ümmetine
Verdiğini bildirmektedir.
19 – çünkü allah’tan gelecek
Herhangi bir cezayı önleme
Hususunda, onlar sana hiçbir fayda
Veremezler. zalimler birbirinin
Dostudur. allah ise muttakilerin
Dostudur.
20 – bu kur’ân, delilleri ile,
Fikirleri ve kalpleri aydınlatan
Basiret nurlarıdır ve iman edecek
Kimseler için hidâyet rehberi ve
Rahmettir.
21 – yoksa o kötülükleri
İşleyip duranlar, iman edip güzel
Ve makbul işler
Gerçekleştirenlere yaptığımız
Muameleyi, kendilerine de
Göstereceğimizi,
Hayatlarında ve ölümlerinde
Onları bir tutacağımızı mı
Sanıyorlar? ne kötü, ne yanlış
Bir muhakeme [59,20]
Kâinatta atomlardan güneşlere
Kadar herşeyde hikmet, intizam,
Adalet ve ölçü ile hükmeden bir
Rubûbiyet vardır. onun, yaratma
Gayesine uygun hareket ederek
Ömürlerini geçiren müminleri
Takdir, bunun aksine hayata tuzak
Kuran, nizamı bozan kâfir ve
Fâsıkları tekdir etmemesi, adalet
Ve hikmetinden vazgeçmesi
Mânasına gelir. gerek müminler
Mükâfatlarını, gerek kâfirler
Cezalarını ekseriya bu dünyada
Almadıklarına göre, demek ki
Netice, büyük bir mahkemeye
Bırakılmaktadır.
22 – halbuki allah gökleri ve yeri hak
Ve hikmetle, gerçek bir maksatla
Ve bir de herkesin ne kazanmışsa,
Kendilerine asla haksızlık
Edilmeksizin, ona göre karşılık
Görmesi için yaratmıştır.
23 – baksana kendi heva ve
Hevesini ilah edinen,
İlmi olduğu halde allah’ın
Kendisini şaşırtıp,
Kulağını ve kalbini
Mühürlediği, gözlerine de perde
Çektiği kimsenin haline
Hakkı görmemekte ve azgınlıkta
Israr etmesi sebebiyle
Allah’ın şaşırttığı bu
Kimseyi kim yola getirebilir?
Düşünmüyor musunuz? [7,186]
Bu meal, ‘alâ ilmin” kısmının
Mef’ul zamirinden hal kabul edilmesi
Durumuna göre verilmiştir. insan,
Aklını ve ilmini, ilahî vahyin
Işığı ile aydınlatmaz da,
Benlik iddiasına girerse, güneşin
Aydınlığından kendisini mahrum
Bırakıp, azıcık ışığına
Güvendiği için kendisini gecenin
Karanlığına mahkûm eden ateş
Böceği durumuna düşer. çünkü
Heva ve şehvet, gözü kör,
Kulağı sağır, kalbi duygusuz
Eder. o kimse bilgin de olsa, ilmine
Rağmen hakkı duymaz olur. nitekim
Filozofların ve dünya
Menfaatlarına düşkün din
Bilginlerinin birçoğu böyle
Olmuştur.
Diğer muhtemel mâna ise, ‘alâ
İlmin” kaydını: failden hal
Saymaktır. buna göre ‘allah’ın,
Durumunu bildiği için
Şaşırttığı, yahut allah’ın
Bir bilgiye göre
Şaşırttığı” demek olur.
Âhireti inkâr etmek insanın
Ahlâkını tamamen felç eder. zira
İnsanı insanlık dairesinde tutan
Şey, yaptıklarından âhirette
Hesap verme inancıdır. bu inanç
Olmazsa insan vahşi hayvanlardan
Daha zalim olabilir.
24 – âhireti inkâr eden
Kâfirler bir de şöyle dediler:
‘hayat, sadece bu dünyada
Yaşadığımız hayattan ibarettir:
Ölürüz, yaşarız. bizi yalnız
Zamanın akışı helâk eder.
Aslında, buna dair hiçbir kesin
Bilgileri yoktur, onlar sadece
Zanlarıyla böyle söylüyorlar.
25 – kendilerine iman esaslarına
Ve bu arada âhirete dair
Âyetlerimiz açık açık
Okunduğunda, onların ileri
Sürdükleri tek iddia: ‘eğer siz
Bu inancınızda tutarlı iseniz,
Gelip geçmiş atalarımızı
Diriltin de önümüze getirin”
Demekten başka bir şey olmaz.
[2,28; 30,27]
26 – de ki: ‘size hayatı veren
Allah’tır. sonra sizi yine o
Öldürür, sonra da hepinizi,
Hakkında hiç şüphe olmayan
Kıyamet günü bir araya toplar;
Ama insanların çoğu bu gerçeği
Bilmezler. [64,9; 77,12-13; 11,104;
70,6-7]
27 – göklerin ve yerin hakimiyeti
Allah’ındır. kıyamet saati gelip
Çattığı gün, işte o gün
Batıl dâva peşinde olanlar, en
Büyük kayba uğrayacaklardır.
28 – o gün bütün ümmetleri,
Bir araya toplanmış ve diz
Çökmüş vaziyette görürsün.
Her ümmet, hesap defterlerini
Okumaya çağırılır.
Daha önce ne yaptıysanız bugün
Sadece onun karşılığını
Alırsınız. [17,14; 75,13-15;
18,49]
29 – işte karşınızda sadece
Gerçekleri dile getiren defterimiz.
Biz sizin yaptığınız her işi
Bir yere kaydediyorduk. [17,14;
18,49]
Kaydetme şekillerinden biri de
Yazmaktır. fakat dünyada insanlar
Bile kaydetmenin çeşitli
Şekillerini bulmuşlardır. allah
Teâla insanların
Davranışlarını, düşüncelerini
Kim bilir hangi tarzda kaydettirmek
Sûretiyle önlerine serecektir.
30 – iman edip makbul ve güzel
İşler yapanların yüce rab’leri,
Kendilerini rahmetine alır. işte
En kesin başarı, en büyük
Mutluluk budur.
31 – kâfirlere ise yüce allah
Tarafından, şöyle denilir:
‘âyetlerim size okunduğunda siz
Büyüklük taslamış ve hep suç
İşleyen kimseler olmuştunuz değil
Mi?”
32 – size: ‘allah’ın vaadi
Gerçektir, kıyamet saati mutlaka
Gelecektir” denildiğinde siz:
‘kıyamet neymiş bilmeyiz, biz olsa
Olsa bir zan ve tahminde
Bulunabiliriz, ama biz kesin bir
Tarzda ona inanmayız.”
Demiştiniz.
33 – derken, yaptıkları ne kadar
Kötü, pis iş varsa karşılarına
Çıktı.
Alay ettikleri cehennem azabı,
Kendilerini her taraftan sardı.
34-35 – ve kendilerine şöyle
Denildi: ‘siz bizi, daha önce
Nasıl unutup terk ettiyseniz,
Biz de bugün sizi unutup kendi
Halinize bırakacağız
Kalacağınız yer ateştir. hiçbir
Yardımcınız da yoktur.
Bu böyle olacak, çünkü siz
Allah’ın âyetlerini alay konusu
Yaptınız, dünya hayatı sizi
Aldattı.”
Bugün artık ne oradan
Çıkarılırlar, ne de özürleri
Kabul edilip dünyaya
Gönderilirler.
36 – demek ki bütün hamdler,
Övgüler göklerin rabbi, yerin
Rabbi ve âlemlerin rabbi allah’a
Mahsustur.
37 – dolayısıyla göklerde ve
Yerde ululuk yalnız o’na aittir.
Azîz ve hakîm o’dur (üstün
Kudret, tam hüküm ve hikmet
Sahibidir).