Abdulhadi Kanakeri – Enfal Suresi

Enfal suresi
1. yes’eluneke anil enfal kulil
Enfalü lillahi ver rasul
Fettekullahe ve aslihu zate
Beyniküm ve etıy’ullahe ve
Rasulehu in küntüm mü’minın
2. innemel mü’minunellezıne iza
Zükirallahü vecilet kulubühüm ve
İza tüliyet aleyhim ayatühu
Zadethüm ımanev ve ala rabbihim
Yetevekkelun
3. ellezıne yükıymunes salate ve
Mimma razaknahüm yünfikun
4. ülaike hümül mü’minine hakka
Lehüm deracatün ınde rabbihim ve
Mağfiratüv ve rizkun kerım
5. kema ahraceke rabbüke mim
Beytike bil hakkı ve inne ferıkam
Minel mü’minıne le karihun
6. yücadiluneke fil hakkı ba’de ma
Tebeyyene keennema yüsakune ilel
Mevti ve hüm yenzurun
7. ve iz yeıdükümüllahü ıhdet
Taifeteyni enneha leküm ve
Teveddune enne ğayra zatiş
Şevketi tekunü leküm ve
Yürıdüllahü ey yühıkkal hakka
Bi kelimatihı ve yaktaa dabiral
Kafirın
8. li yühıkkal hakka ve yübtılel
Batıle ve lev kerihel mücrimun
9. iz testeğıysune rabbeküm
Festecabe leküm ennı mümiddüküm
Bi elfim minel melaiketi mürdifın
10. ve ma cealehüllahü illa
Büşra ve li tatmeinne bihı
Kulubüküm ve men nasru illa min
Indillah innellahe azızün hakım
11. iz yüğaşşikümün nüase
Emenetem minhü ve yünessilü
Aleyküm mines semai mael li
Yütahhiraküm bihı ve yüzhibe
Anküm riczeş şeytani ve li
Yerbita ala kulubiküm ve yüsebbite
Bihil akdam
12. iz yuhıy rabbüke ilel
Melaiketi ennı meaküm fe
Sebbitüllezıne amenu seülkıy fı
Kulubillezıne keferur ru’be fadribu
Fevkal a’nakı vadribu minhüm
Külle benan
13. zalike bi ennehüm şakkullahe
Ve rasuleh ve mey yüşakıkıllahe
Ve rasulehu fe innellahe şedıdül
Ikab
14. zaliküm fe zukuhü ve enne
Lil kafirıne azaben nar
15. ya eyyühellezıne amenu iza
Lekıytümüllezıne keferu zahfen
Fe la tüvelluhümül edbar
16. ve mey yüvellihim yevmeizin
Dübürahu illa müteharrifel li
Kıtalin ev mütehayyizen ila fietin
Fe kad bae bi ğadabim minellahi ve
Me’vahü cehennem ve bi’sel mesıyr
17. fe lem taktüluhüm ve
Lakinnellahe katelehüm ve ma
Rameyte iz rameyte ve lakinnellahe
Rama ve li yübliyel mü’minıne
Minhü belaen hasena innellahe
Semıun alım
18. zaliküm ve ennellahe
Muhinü keydil kafirın
19. in testeftihu fekad caekümül
Feth ve in tentehu fe hüve hayrul
Leküm ve in teudu neud ve len
Tuğniye anküm fietüküm şey’ev
Ve lev kesürat ve ennellahe meal
Mü’minın
20. ya eyyühellezıne amenu
Etıy’ullahe ve rasulehu vela
Tevellev anhü ve entüm tesmeun
21. ve la tekunu kellezıne kalu
Semı’na ve hüm la yesmeun
22. inne şerrad devabbi ındellahis
Summül bükmüllezıne la ya’kılun
23. ve lev alimellahü fıhim hayral
Le esmeahüm ve lev esmeahüm le
Tevellev ve hüm mu’ridun
24. ya eyyühellezıne
Amenüstecıbü lillahi v lir rasuli
İza deaküm lima yühyıküm va’lemu
Ennellahe yehulü beynel mer’i ve
Kalbihı ve ennehu ileyhi tuhşerun
25. vetteku fitnetel la
Tüsıybennellezıne zalemu minküm
Hassah va’lemu ennellahe şedıdül
Ikab
26. vesküru iz entüm kalılüm
Müsted’afune fil erdı tehafune ey
Yetehattafekümün nasü fe avaküm
Ve eyyedeküm bi nasrihı ve
Razekaküm minet tayyibati
Lealleküm teşkürun
27. ya eyyühellezıne amenu la
Tehunüllahe ver rasule ve tehunu
Emanatiküm ve entüm ta’lemun
28. va’lemu ennema emvalüküm ve
Evladüküm fitnetüv ve ennellahe
Indehu ecrun azıym
29. ya eyyühellezıne amenu in
Tettekullahe yec’al leküm fürkanev
Ve yükeffir anküm seyyiatiküm ve
Yağfir leküm vallahü zül fadlil
Azıym
30. ve iz yemküru bikellezıne
Keferu li yüsbituke ev yaktüluke
Ev yuhricuk ve yemkürune ve
Yemkürullah vallahü hayrul
Makirın
31. ve iza tütla alehim ayatüna
Kalu kad semı’na lev neşaü le
Kulna misle haza in haza illa
Esatıyrul evvelın
32. ve iz kalüllahümme in kane
Haza hüvel hakka min ındike fe
Emtır aleyna hıcaratem mines semai
Evi’tina bi azabin elım
33. ve ma kanellahü li
Yüazzibehüm ve ente fıhim ve ma
Kanellahü müazzibehüm ve hüm
Yestağfirun
34. ve ma lehüm ella
Yüazzibehümüllahü ve hüm
Yesuddune anil mescidil harami ve ma
Kanu evliyaeh in evliyaühu illel
Müttekune ve lakinne ekserahüm la
Ya’lemun
35. ve ma kane salatühüm ındel
Beyti illa mükaev ve tasdiyeh fe
Zukul azabe bi ma küntüm tekfürun
36. innellezıne keferu yünfikune
Emvalehüm li yesuddu an sebılillah
Fe seyünfikuneha sümme tekunü
Aleyhim hasraten sümme yuğlebun
Vellezıne keferu ila cehenneme
Yuhşerun
37. li yemizellahül habise minet
Tayyibi ve yec’alel habıse ba’dahu
Ala ba’dın fe yerkümehu cemıan fe
Yec’alehu fı cehennem ülaike
Hümül hasirun
38. kul lillezıne keferu iy yentehu
Yuğfer lehüm ma kad selef ve iy
Yeudu fe kad medat sünnetül
Evvelın
39. ve katiluhüm hatta la tekune
Fitnetüv ve yekuned dınü
Küllühu lillah fe inintehev fe
İnnellahe bi ma ya’melune besıyr
40. ve in tevellev fa’lemu ennellahe
Mevlaküm nı’mel mevla ve nı’men nesıyr
41. va’lemu ennema ğanimtüm min
Şey’in fe enne lillahi humüsehu ve
Lir rasuli ve lizil kurba vel yetama
Vel mesakıni vebnis sebıli in
Küntüm amentüm billahi ve ma
Enzelna ala abdina yevmel fürkani
Yevmel tekal cem’an vallahü ala
Külli şey’in kadır
42. iz entüm bil udvetid dünya ve
Hüm bil udvetil kusva ver rakbü
Esfele minküm ve lev tevaadtüm
Lahteleftüm fil mıadi ve lakil li
Yakdıyellahü emran kane mef’ulel
Li yehlike men heleke am beyyinetiv
Ve yahya men hayye am beyyineh ve
İnnellahe le semıun alım
43. iz yürıkehümüllahü fı
Menamike kalıla ve lev erakehüm
Kesıral le feşiltüm ve le
Tenaza’tüm fil emri ve lainnellahe
Sellem innehu alımüm bi zatis
Sudur
44. ve iz yürıkümuhüm izil
Tekaytüm fı a’yüniküm kalılev
Ve yükallilüküm fı a’yünihim li
Yakdıyellahü emran kane mef’ula ve
İlellahi türceul ümur
45. ya eyyühellezıne amenu iza
Lekıytüm fieten fesbütu
Veskürullahe kesıral lealleküm
Tüflihun
46. ve etıy’ullahe ve rasulehu ve
La tenazeu fe tefşelu ve tezhebe
Rıhuküm vasbiru innellahe meas
Sabirın
47. ve la tekunu kellezıne haracu
Min diyarihim betarav ve riaen nasi
Ve yesuddune an sebılillah vallahü
Bi ma ya’melune mühıyt
48. ve iz zeyyene lehümüş
Şeytanü a’malehüm ve kale la
Ğalibe lekümül yevme minen nasi
Ve innı carul leküm felemma
Teraetil fietani nekesa ala
Akıbeyhi ve kale innı berıüm
Minküm innı era ma la teravne
İnnı ehafüllah vallahü şedıdül
Ikab
49. iz yekulül münafikune
Vellezıne fı kulubihim meradun
Ğarra haülai dınühüm ve mey
Yetevekkel alellahi fe innellahe
Azızün hakım
50. ve lev tera iz yeteveffellezıne
Keferul melaiketü yadribune
Vücuhehüm ve edbarahüm ve zuku
Azabel harıyk
51. zalike bima kaddemet eydıküm ve
Ennellahe leysi bi zallamil lil abıd
52. kede’bi ali fir’avne vellezıne
Min kablihim keferu bi ayatillahi fe
Ehazehümüllahü bi zünubihim
İnnellahe kaviyyün şedıdül ıkab
53. zalike bi ennellahe lem yekü
Müğayyiran nı’meten en’ameha ala
Kavmin hatta yüğayyiru ma bi
Enfüsihim ve ennellahe semıun
Alım
54. kede’bi ali fir’avne vellezıne
Min kablihim kezzebu bi ayati
Rabbihim fe ehleknahüm bi
Zünubihim ve ağrakna ale fir’avn
Ve küllün kanu zalimın
55. inne şerrad devabbi
Indellahillezıne keferu fehüm la
Yü’minun
56. ellezıne ahedte minhüm sümme
Yenkudune ahdehüm fı külli
Merrativ ve hüm la yettekun
57. fe imma teskafennehüm fil harbi
Fe şerrid bihim men halfehüm
Leallehüm yezzekkerun
58. ve imma tehafenne min kavmin
Hıyaneten fembiz ileyhim ala seva’
İnnellahe la yühıbbül hainın
59. ve la yahsebennellezıne keferu
Sebeku innehüm la yu’cizun
60. ve eıddu lehüm mesteta’tüm
Min kuvvetiv ve mir ribatıl hayli
Türhibune bihı adüvvellahi ve
Adüvveküm ve aharıne min dunihim
La ta’lemunehüm allahü
Ya’lemühüm ve ma tünfiku min
Şey’in fı sebılillahi yüveffe
İleyküm ve entüm la tuzlemun
61. ve in cenehu lis selmi fecnah
Leha ve tevekkel alellah innehu
Hüves semıul alım
62. ve iy yürıdu ey yahdeuke fe
İnne hasbekellah hüvellezı
Eyyedeke bi nasrihı ve bil
Mü’minın
63. ve ellefe beyne kulubihim lev
Enfakte ma fil erdı cemıam ma
Ellefte beyne kulubihim ve
Lakinnellahe ellefe beynehüm innehu
Azızün hakım
64. ya eyyühen nebiyyü hasbükellahü
Ve menittebeake minel mü’minın
65. ya eyyühen nebiyyü harridıl
Mü’minıne alel kıtal iy yeküm
Minküm işrune sabirune yağlibu
Mieteyn ve iy yeküm minküm mietüy
Yağlibu elfem minellezıne keferu
Bi ennehüm kavmül la yefkahun
66. el ane haffefellahü anküm ve
Alime enne fıküm da’fa fe iy
Yeküm minküm mietün sabiratüy
Yağlibu mieteyn ve iy yeküm
Minküm elfüy yağlibu elfeyni bi
İznillah vallahü meas sabirın
67. ma kane li nebiyyin ey yekune
Lehu esra hatta yüshıne fil ard
Türıdune aradad dünya vallahü
Yürıdül ahırah vallahü azızün
Hakım
68. lev la kitabüm minellahi sebeka
Lemesseküm fıma ehaztüm azabün azıym
69. fe külu mimma ğanimtüm
Halalen teyyibev vettekullah
İnnellahe ğafurur rahıym
70. ya eyyühen nebiyyü kul limen
Fı eydıküm minel esra iy
Ya’lemillahü fı kulubiküm hayray
Yü’tiküm hayram mimma ühıze
Minküm ve yağfir leküm vallahü
Ğafurur rahıym
71. ve iy yürıdu hıyaneteke fe
Kad hanüllahe min kablü fe emkene
Minhüm vallahü alımün hakım
72. innelezıne amenu ve haceru ve
Cahedu bi emvalihim ve enfüsihim
Fı sebılillahi vellezıne avev ve
Nesaru ülaike ba’duhüm evliyaü
Ba’d vellezıne amenu ve lem
Yühaciru ma leküm miv velayetihim
Min şey’in hatta yühaciru ve
İnistensaruküm fid dıni fe
Aleykümün nasru illa ala kavmim
Beyneküm ve beynehüm mısak
Vallahü bi ma ta’melune besıyr
73. vellezıne keferu ba’duhüm
Evliyaü ba’d illa tef’aluhü tekün
Fitnetün fel erdı ve fesadün
Kebır
74. vellezıne amenu ve haceru ve
Cahedu fı sebilillahi vellezıne
Avev ve nesaru ülaike hümül
Mü’minune hakka lehüm mağfiratüv
Ve rizkun kerım
75. vellezıne amenu mim ba’dü ve
Haceru ve cahedu meaküm fe ülaike
Minküm ve ülül erhami ba’duhüm
Evla bi ba’dın fı kitabillah
İnnellahe bi külli şey’in alim
Meali
8 – enfal sûresi
Medine döneminde hicrî 2. yılda
Vaki olan bedir gazasından sonra
Nazil olmuş olup 75 âyettir.
Adını ilk âyetinde geçen enfal
(yani ganimetler) kelimesinden
Almıştır. a’râf sûresinde
Müşriklerin uyarılıp tehdid
Edildikleri mağlubiyet, enfal
Sûresinin indirilişinden hemen
Önce gerçekleştirildiği için,
Enfal sûresi onun peşine
Konulmuştur. enfal sûresi bedir
Gazvesinde meydana gelen olayları
Açıklayıp bu savaştan alınacak
Dersleri özetler. böylece
Müslümanlara, iman, hicret,
Dayanışma, cihad, savaş, savaş
Hukuku, anlaşmalar, ganimet, sabır
Ve sebat, ciddiyet, disiplin,
Tevekkül gibi konular hakkında
Talimatlar verilir.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
1 – sana ganimetlerin taksimini
Soruyorlar. de ki: ‘onun taksimi
Allah’a ve resulüne aittir.
Onun için siz gerçek müminler
İseniz allah’a karşı gelmekten
Sakının, birbirinizle aranızı
Düzeltin, allah’a ve resulüne
İtaat edin.
2 – gerçek müminler ancak o
Müminlerdir ki yanlarında allah
Zikredilince kalpleri ürperir,
Kendilerine o’nun âyetleri okununca
Bu, onların imanlarını artırır
Ve yalnız rab’lerine güvenip
Dayanırlar. [3,135; 39,23; 9,124]
3 – namazı hakkıyla ifa edip
Kendilerine nasib ettiğimiz
Mallardan hayırlı işlerde
Harcarlar.
4 – işte onlardır
Gerçek müminler.
Onlara rab’lerinin nezdinde,
Cennette yüksek dereceler, bir
Mağfiret ve kıymetli bir nasip
Vardır.
5-6 – nitekim pek yerinde ve
Gerekli bir iş için rabbin seni
Evinden çıkardığı zaman,
Müminlerden bir kısmı bundan
Hoşlanmamıştı.
Gerçek apaçık meydana
Çıktıktan sonra bile, onlar bu
Hususta seninle münakaşa
Ediyorladı;
Sanki gözleri göre göre ölüme sevk
Ediliyorlardı. [2,216; 3,123]
Yüce allah ganimetlerin taksimi
Hakkında hükmü bildirmediği
İçin önce bu hususta tartışma
Çıkmıştı. o konuda âdil
Hüküm allah’a ve resûlullaha ait
Olduğu gibi, allah’ın hakkı ve
Adaleti gerçekleştirmek üzere hz.
Peygamber (a.s.m.)’ı bedir gazası
İçin sefere sevketmesinde de,
Hüküm allah’a ait idi.
Sözkonusu hak: yapılması gerekli
Olan iş, şirk kuvvetleri ile
Savaşmak, hakkı izhar etmek idi.
Allah’ın rızasının müşriklerle
Savaşarak müstahak oldukları
Dersi vermekte olduğunu açıkça
Anlamalarına rağmen bir kısım
Müminler, medineden savaş
Hazırlığı yapmış olarak
Çıkmadıklarından savaşa
İsteksiz idiler.
7-8 – allah iki topluluktan birine
Sizi galip kılacağını vaad
Ettiğinde siz silahsız olan
Topluluğun (kervanın) sizin
Olmasını arzu ediyordunuz.
Halbuki allah ise, emirleriyle
Hakkı üstün kılmak
Ve şirkin kuvvetini yok ederek
Kâfirlerin ardını kesmek istiyordu ki
O suçlu müşrik gürûhu
Hoşlanmasa da, hak olan islâm’ı
Yüceltsin, batıl olan şirki de
Ortadan kaldırsın.
9 – o vakit siz rabbinizden
Yardım istiyordunuz.
O da: ‘ben size peşpeşe gelecek
Bin melaike ile imdad edeceğim”
Diye duanızı kabul buyurdu.
Bedir’e çıkarken hz. peygamber
(a.s.) ashabı ile iştişare etti:
Hedef şam’dan gelen kureyş
Kervanı mı olsun, yoksa kureyş
Ordusu mu?” ashabın bir kısmı
Savaş hazırlığı ile
Çıkmadıklarından kervanı
İstediler. peygamberimiz ordu ile
Karşılaşıp hücum eden düşman
Kuvvetini kırmak istiyordu.
Yüzünde burukluk hasıl oldu.
Durumu anlayan sa’d b. ubade,
Mikdad, sa’d. b. muaz (r.a) gibi
Zatlar, sonuna kadar fedakârlığa
Hazır olduklarını bildiren,
Cesaret verici güzel sözler
Söylediler. düşman üç misli
Askeri ve savaş hazırlığı ile
Zorlu idi. efendimiz: ‘allah’ım,
Zafer vaadini gerçekleştir. bu
Cemaat helâk olursa artık
Yeryüzünde sana ibadet edecek
Kimse kalmayacak” diye dua etti.
Allah te’yidini lütfetti.
10 – allah bunu, sırf size bir
Müjde olsun ve bununla kalpleriniz
Güven duysun diye yaptı.
Yoksa gerçekte yardım ancak
Allah’tandır, başkasından değil
Çünkü allah, azîzdir, hakîmdir
(mutlak galiptir, tam hüküm ve
Hikmet sahibidir). [3,140-160; 9,14;
28,43]
11 – düşman korkusundan
Gözünüze uyku girmediği için o
Vakit allah, inâyeti ile güven ve
Sükûnet vermek için sizi hafif
Bir uykuya daldırıyordu.
Sizi temizlemek, şeytanın pisliğini,
Vesvesesini sizden gidermek,
Kalplerinize kuvvet vermek ve savaş
Meydanında ayaklarınızı sabit
Kılmak için
Gökten üzerinize su
İndiriyordu. [3,154; 94,5-6;
76,21]
12 – rabbin meleklere vahyediyordu ki:
‘muhakkak ben sizinle beraberim,
Haydi siz de müminlere
Sebat ve cesaret verin.
Kâfirlerin kalplerine
Korku salacağım.
Haydi vurun onların boyunlarına, vurun
Onların parmaklarına ” [47,4]
13 – evet böyle çünkü onlar allah’a
Ve resulüne karşı çıktılar.
Kim allah’ın ve resulünün
Karşısına çıkarsa bilmeli ki
Allah’ın cezası çetindir.
14 – işte ey kâfirler bunu
Gördünüz ya, şimdi tadın bakalım onu
Kâfirlere ayrıca bir de
Cehennem azabı var
15 – ey iman edenler ordu halinde
Kâfirlerle savaşmak için
Karşılaştığınızda, onlara
Arkanızı dönüp kaçmayın.
16 – her kim böyle bir günde,
-savaş icabı dönüp hücum etmek
İçin bir tarafa çekilmek veya
Diğer bir birliğe katılmak gibi
Taktik bir maksat dışında-
Düşmana arka çevirirse,
Allah’tan bir gazaba uğrar;
Onun varacağı yer cehennemdir, o
Ne kötü bir âkıbettir
17 – siz savaşta onları kendi
Kuvvetinizle öldürmediniz, lâkin
Allah öldürdü.
(ey resulüm) attığın vakit sen
Atmadın, lâkin allah attı.
Ve bunu, allah müminleri güzel bir
İmtihana tâbi tutmak için yaptı.
Şüphesiz ki allah hakkıyla
İşitir ve bilir. [3,123; 9,25;
2,249]
İki taraf savaşa başlayınca hz.
Peygamber (a.s.) bir avuç çakıl
Alıp ‘yüzleri kurusun ” diye
Düşman tarafına attı. her
Müşriğin gözüne bir avuç
Çakıl girmiş gibi gözleri ile
Meşgul olmaya başladılar.
Bozgunları başladı. savaştan
Sonra ‘şöyle kestim, böyle
Vurdum ” diye övünen
Müslümanları irşad için bu
Hatırlatma yapıldı.
18 – işte allah size böyle
Yaptı. çünkü allah kâfirlerin
Tedbirini zayıflatır.
19 – ey müşrikler siz zafer mi
İstiyordunuz? işte zafer geldi
Siz müminlere hücumdan vazgeçerseniz
Bu, sizin için daha iyi olur;
Yok döner yine savaşa
Başlarsanız, biz de başlarız
Askeriniz çok da olsa size hiç
Fayda vermez, çünkü allah
Müminlerle beraberdir.
20 – ey iman edenler allah’a
Ve resulüne itaat edin,
Kur’ân’ı ve resulullahın
Öğütlerini işitip dururken ondan
Yüzçevirmeyin.
21 – itaat kulağıyla işitip
Dinlemedikleri halde, bir de yalan
Atıp ‘işittik ” diyenler gibi
Olmayın.
22 – çünkü allah katında yerde
Gezinen canlıların en kötüsü, o
Düşünmeyen sağır ve
Dilsizlerdir. [7,179; 2,171]
23 – şayet allah onlarda bir hayır
Olduğunu bilseydi, onlara işittirirdi.
Fakat onlara hak sözü işittirirse
Bile onlar yine yüz çevirir ve
Döner giderlerdi.
24 – ey iman edenler allah ve
Resulü size hayat verecek
Hakikatlere sizi dâvet ettiğinde
Ona icabet edin.
Bilin ki allah insan ile kalbi
Arasına girer (dilediği takdirde
Arzusunu gerçekleştirmesini
Önler)
Ve siz dönüp o’nun
Huzurunda toplanacaksınız.
25 – bir de öyle bir fitneden
Sakının ki o içinizden yalnız
Zulmedenlere dokunmakla kalmaz,
Hepinize şamil olur.
Biliniz ki allah’ın
Cezalandırması şiddetlidir.
26 – düşünün ki bir zaman siz
Dünyada az ve zayıf idiniz.
Öyle ki insanların sizi tutup
Kapacağından endişe ediyordunuz.
Bu halde iken allah size yer yurt
Nasib etti, sizi yardımıyla
Destekledi, sizi temiz ve helâl
Şeylerle rızıklandırdı, ta ki
Şükredesiniz.
27 – ey iman edenler allah’a ve
Resulüne hıyanet etmeyin,
Bile bile aranızdaki
Emanetlerinize de hıyanet
Etmeyin.
28 – biliniz ki mallarınız ve
Evlatlarınız, sadece birer imtihan
Konusudur. büyük mükâfat ise,
Âhirette allah nezdindedir. [64,15;
21,35; 63,9]
29 – ey iman edenler siz allah’ı
Sayar haramlardan sakınırsanız,
Allah size hakkı batıldan ayırd
Edecek bir anlayış kuvveti verir,
Sizin günahlarınızı örter, sizi
Affeder. allah büyük lütuf
Sahibidir. [57,28]
30 – bir vakit de o kâfirler
Senin elini kolunu bağlayıp
Zindana mı atsınlar yahut
Öldürsünler mi, yahut seni ülke
Dışına mı sürsünler diye
Birtakım tuzaklar planlıyorlardı.
Onlar tuzak kuradursunlar, allah da
Tuzak kuruyordu. allah tuzak
Kuranların en hayırlısıdır.
Allah tuzak kurmaz. sadece tuzak
Kuran olursa, tuzağı boşa
Çıkarması anlamında, müşakele
Babından, bu fiil o’na isnad
Edilir. müşakele: muhatabın
Lafzını kullanarak, farklı bir
Mâna kasdetmektir. mesela
İtaatsizlik edip sırıtan
Çocuğuna babası: ‘sen gül
Bakalım, ben de sana gülerim ”
Derken, babanın gülmesi gibi.
Müşakele üslubunda olmaksızın
Allah teâla hakkında tuzak,
İstihza, hud’a vb. kavramları
Kullanmak caiz değildir.
31 – onlara âyetlerimiz
Okunacağı zaman:
‘artık anladık biliyoruz dilesek
Bunun benzerini biz de
Söyleyebiliriz. bu, önceden
Geçmiş insanların masallarından
Başka bir şey değildir” derler.
[25,5-6]
32 – hani bir zaman da onlar: ‘ya
Rabbî, eğer bu kur’ân senin
Tarafından gelmiş hak bir kitap
İse hemen üzerimize gökten taş
Yağdır, yahut bize acı bir azap
Ver ” demişlerdi.
33 – halbuki sen onların
Aralarında bulunduğun müddetçe
Allah onları azaba uğratmaz; eğer
Onlar istiğfar ederlerse allah bu
Takdirde de onlara azab etmez.
[29,53; 38,16; 70,1-3; 26,87]
Burada ‘azaba uğratmaktan”
Maksat, onları kökten imha edecek
Bir azap gönderilmesidir. hz.
Peygamber (a.s.) aralarında iken,
Allah teâla böyle bir azap
Göndermeyeceğini bildiriyor.
İstiğfardan maksat ise: ya
Müşriklerle aynı memlekette kalan
Müminlerin istiğfarları, yahud
Kendilerinin allah’tan mağfiret
Dilemeleridir.
34 – allah ne diye onları
Cezalandırmasın ki onlar kendileri
Mescid-i haramı yönetmeye layık
Olmadıkları halde, üstelik orayı
Ziyaret etmek isteyen müminleri de
Geri çeviriyorlar?
Oranın hizmet ve yönetimine asıl
Ehil olanlar, allah’ı sayıp o’na
Şerik koşmaktan sakınanlardır,
Fakat onların çoğu bunu
Bilmezler.
35 – onların mescid-i haramdaki
Duaları ise ıslık çalıp el
Çırpmaktan başka bir şey değil
Öyleyse küfür ve küfranınızdan
Dolayı tadın bakalım azabı [48,25]
Müşrikler, hz. ibrâhim
(a.s.)’ın dininin aslını
Değiştirdikleri gibi, hac
İbadetini de değiştirmişlerdi.
Erkek kadın, açık saçık elele
Tutuşur, kâbenin etrafında
Dolaşırlar, ıslık çalıp el
Çırparlardı. hele peygamberimiz
Kâbe’ye geldiğinde, ona tepkinin
İfadesi olarak bu gösterilerini
Daha da artırırlardı. bunu bir
İbadet havası içinde yaparlardı.
36 – kâfirler, insanları allah
Yolundan uzaklaştırmak için
Mallarını harcıyorlar.
Daha da harcayacaklar
Ama gayelerine ulaşamayacaklarından
Bu, onlara yürek acısı olacak,
Sonra da mağlup edilecekler.
İnkârlarında ısrar edenler
Toplanıp cehenneme sevkedilecekler,
Oraya sürülecekler.
37 – sürüklenecekler ki allah
Murdarı temizden ayırsın ve
Murdarları birbiri üzerine
Bindirip hepsini bir araya yığsın
Ve topunu birden cehenneme
Doldursun. işte herşeylerini
Kaybedenler bunlardır. [10,28;
30,14; 36,59]
38 – ey resulüm o kâfirlere de
Ki: ‘eğer peygambere
Düşmanlıktan vazgeçip islâm’a
Girerlerse daha önceki suçları
Bağışlanacak.
Yok eğer dönüp tekrar
Düşmanlığa başlayacak
Olurlarsa, zaten emsallerinin
Başlarına gelen haller gözlerinin
Önünde ”
39 – dünyada fitne kalmayıp din,
Tamamen allah’ın dini oluncaya
Kadar onlarla savaşın.
Eğer fitneden
Vazgeçerlerse, onları
Bırakın.
Allah zaten onların yaptıklarını
Hakkıyla görmektedir. [9,5-11]
Fitne’nin tefsiri için
Bakara, 191 âyetine bkz.
40 – yok eğer yüz çevirirlerse
Biliniz ki allah sizin mevlanız o
Ne güzel mevlâ, ne güzel
Yardımcıdır
41 – bir de malumunuz olsun ki
Savaşta elde ettiğiniz ganimetin
Beşte biri allah’ındır. yani
Resulullaha, onun akrabalarına,
Yetimlere, yoksullara ve yolculara
(gariplere) aittir.
Eğer allah’a ve iki ordunun
Karşılaştığı,
Hak ile batılın iyice açığa
Çıktığı o bedir günü kulumuza
İndirdiğimiz âyetlere iman
Ediyorsanız,
Bu hükmü böylece kabul
Edeceksiniz. allah her şeye
Kadirdir. [3,161; 59,6-10]
Ganimetin beşte biri allah yolunda
Harcanmak üzere ayrılır, beşte
Dördü ise gazilere dağıtılır.
Beşte birlik kısım ise, bu
Âyette açıklanan beş gruba
Taksim edilir. bu konudaki
İçtihatların ayrıntıları,
Fıkıh kitaplarında yer alır.
Peygamberimizin hissesini
Muhtaçlara dağıttığı
Bilinmektedir.
Hz. peygamber (a.s.)’ın zekât
Alması haram olan yakın
Akrabalarına ganimetten pay
Verilmekle durum dengelenmektedir.
42 – hani bedir savaşı günü ey
Müslümanlar siz vadinin yakın
Kenarında idiniz, onlar da uzak
Tarafında idiler.
Kervan ise sizden daha aşağıda
(deniz sahilinde) idi.
Eğer sözleşmiş olsaydınız
Dahi, sözleştiğiniz vakitte öyle
Buluşamazdınız.
Fakat allah, takdir ettiği bir işi
Yerine getirmek için, sizi böyle
Buluşturdu ki
Helâk olan, bir delile göre helâk
Olsun, yaşayan da bir delile göre
Yaşasın.
Çünkü allah her şeyi hakkıyla
İşitir ve bilir. [6,122]
43 – o vakit allah sana müşrik
Askerlerini rüyanda az göstermişti.
Eğer onları çok gösterseydi
Paniğe kapılır, emir ve kumanda
Konusunda ihtilafa düşerdiniz.
Fakat allah sizi bundan kurtardı.
Çünkü o bütün sinelerin
Gizlediklerini pek iyi bilir.
44 – karşılaştığınız zaman
Allah sizin gözlerinizde onları az
Gösteriyor,
Sizi de onlara az gösteriyordu ki
Allah takdir ettiği bir
İşi yerine getirsin.
Bütün işler sonuçta allah’a raci
Olur (nihaî karar ve yürütme o’na
Aittir.) [3,13]
45 – ey iman edenler savaş
Esnasında karşı karşıya
Geldiğiniz düşman birliğine
Karşı dayanın,
Sebat edin ve allah’ı çok
Zikredin ki felah bulasınız.
46 – allah’a ve resulüne itaat
Edin, sakın birbirinizle ihtilaf
Etmeyin; sonra korkuya kapılıp
Za’fa düşersiniz, rüzgârınız
(kuvvetiniz) gider.
Bir de tam mânasıyla sabredin. çünkü
Allah sabredenlerle beraberdir.
Bu âyet, müminler arasında
İhtilaf ve tefrikanın pek büyük
Bir zarar olduğunu, ehl-i hakkın
İttifaklarının ise tevfik-i
İlahînin, yani allah’ın
Muvaffakiyet vermesinin başlıca
Vesilesi olduğunu bildirmektedir.
47 – memleketlerinden savaşa
Çalım satarak, halka gösteriş
Yaparak çıkan
Ve allah yolundan insanları
Uzaklaştıranlar gibi olmayın.
Allah onların bütün yaptıklarını
Çepeçevre kuşatmıştır.
Ne yaptılar, ne yapmadılarsa allah
Hepsini ilmiyle ve kudretiyle
Kuşatmıştır. onların iyi veya
Kötü hiçbir işleri yoktur ki ona
Ulaşmasın, onun hakimiyeti
Alanına girmesin, taltif veya
Cezasına sebep olmasın.
48 – hani şeytan onlara yaptıkları işi
Güzel gösterip şöyle demişti:
‘bugün insanlardan size galip gelecek kimse
Yoktur. ben de yanınızdayım.”
Fakat iki ordu birbirini görecek
Hale gelip karşılaşınca gerisin
Geri dönüverdi ve:
‘ben, dedi, sizden uzağım, ben
Sizin göremediğiniz şeyleri
Görüyorum, ben allah’tan
Korkarım. öyle ya, allah’ın
Azabı çok şiddetlidir.” [59,16;
14,22]
49 – o zaman münafıklar ve
Kalplerinde şüphe bulunanlar
Diyorlardı ki: ‘bu müslümanları
Dinleri aldatmış, (çünkü
Kendilerinden çok üstün bir ordu
İle savaşa girişiyorlar.)”
Hâlbuki kim allah’a güvenip
Dayanırsa allah ona yeter. şüphe
Yok ki allah azîzdir, hakîmdir
(mutlak galiptir, tam hüküm ve
Hikmet sahibidir).
50 – melekler o kâfirlerin
Yüzlerine ve arkalarına vurarak
‘tadın bakalım cayır cayır
Yanmanın acısını ” diyerek
Canlarını alırken bir
Görmeliydin [6,93]
51 – ‘işte bu, sizin ellerinizin
İşleyip öne sürdüğü işlerin
Karşılığıdır; yoksa allah asla
Kullarına zulmetmez.”
52 – bunların tutumu ve gidişi,
Tıpkı firavun hanedanının ve
Onlardan öncekilerin tutumu gibi
Oldu:
Allah’ın âyetlerini inkâr
Ettiler, allah da günahları
Sebebiyle onları bastırıverdi.
Çünkü allah pek kuvvetli,
Azabı da çok şiddetlidir.
53 – bu cezanın sebebi şudur:
Bir millet kendilerinde bulunan
Güzel ahlâk ve meziyetleri
Değiştirmedikçe allah da onlara
Verdiği nimeti, güzel durumu
Değiştirmez.
Bir de şundan ki: allah her şeyi
Hakkıyla işitir ve bilir
(dolayısıyla herkese neye
Lâyıksa onu verir).
54 – evet, tıpkı firavun hanedanının ve
Onlardan öncekilerin tutumu gibi:
Rab’lerinin âyetlerini yalan
Saydılar. biz de günahları
Sebebiyle onları imha ettik.
Firavun ve beraberindekileri
De denizde boğdu.
Doğrusu, bunların hepsi
De zalim idiler.
55 – allah indinde bütün canlı
Mahlûkat içinde en kötü olanlar,
İnkârcılıkta ısrar edenlerdir ki
Onlar imana gelmezler.
56 – onlar kendileriyle anlaşma
Yaptığında hiç çekinmeden her
Defasında antlaşmayı bozan
Kimselerdir.
57 – onları savaşta ele geçirirsen,
Kendilerine öyle bir muamele yap ki
Onların arkasındaki bütün öbür
Düşmanlara da ibret olsun da,
Akıllarını başlarına alsınlar.
Hz. peygamber (a.s.) benî kurayza
Yahudileri ile bir sözleşme
Yapmıştı. müslümanlar aleyhinde
Hiç kimseye destek vermemeyi kabul
Etmişlerdi. buna rağmen bedir
Savaşında mekke müşriklerine
Silah yardımı yaptılar.
Başkanları kâb b. eşref mekke’ye
Gidip orada müşriklerle bir
İttifak gerçekleştirdi. benî
Kaynuka yahudileri de sözleşmeye
Rağmen, kendi bölgelerine gelen
Bazı müslüman kadınları
Rahatsız edip hz. peygamberce ikaz
Edildiklerinde küstahça cevap
Verdiler. âyet bu ortamda
İndirildi.
58 – seninle sözleşme yapan bir
Millette sözleşmeye aykırı bir
Hainlik alameti tesbit edersen,
Savaş açmadan önce anlaşmanın
Artık geçersiz kaldığını ilan
Et ki bunu bilme hususunda iki taraf
Da eşit olsun.
Çünkü allah hainleri asla sevmez.
Bu âyet islâmın uluslararası
İlişkilerde çok önemli bir
Prensibini vermektedir. herhangi bir
Tarafla anlaşma yapan kimse, süre
Bitinceye kadar anlaşmaya bağlı
Kalacaktır. eğer ahdi bozmak için
Sebepler ortaya çıkmışsa,
Anlaşma ancak karşı tarafa haber
Verdikten sonra bozulabilir. halbuki
Cahiliye döneminde, karşı tarafa
Haber vermeden tek taraflı bozma
Olduğu gibi 20. asırda da bunun
Çok örneği vardır. mesela ikinci
Dünya savaşında almanya bir
Açıklama yapmadan rusya’ya
Saldırmış. aynı şekilde
İngiltere ve rusya iran’a karşı
Askeri harekâta başlamışlardı.
59 – inkâr edenler, öne
Geçtiklerini hiç zannetmesinler.
Onlar elimizden kurtulamazlar.
60 – düşmanlara karşı gücünüz
Yettiği kadar kuvvet hazırlayın.
Savaş atları yetiştirin ki bu
Hazırlıkla allah’ın
Düşmanlarını, sizin
Düşmanlarınızı
Ve onların ötesinde sizin
Bilemeyip de, ancak allah’ın
Bildiği diğer düşmanları
Korkutup yıldırasınız.
Allah yolunda her ne harcarsanız,
Onun karşılığı size eksiksiz
Ödenir, size asla haksızlık
Yapılmaz. [29,4; 24,57; 3,196-197;
9,101; 2,261]
Burada kuvvet kavramı son derecede
Kapsamlı bırakılmıştır.
Maksat, düşmana karşı
Üstünlük vesilesi olacak her
Türlü hazırlıktır. âyet, daha
Sonra, kur’ân’ın indiği ortamda
En önemli savaş vasıtalarından
Olan at yetiştirmeyi misal
Vermektedir.
61 – eğer onlar barışa
Yanaşırlarsa sen de yanaş ve
Allah’a güven. çünkü allah
Semîdir, alîmdir (herşeyi
Hakkıyla işitir ve bilir). [4,90;
47,35]
62-63 – eğer birtakım hilelerle
Seni aldatmak isterlerse, hiç
Endişe etme. allah sana yeter.
O dur ki seni nusratıyla ve bir
De müminlerle destekledi.
Müminlerin kalplerini birbirine
Isındırıp bir araya getirdi.
Şayet sen dünyada bulunan her
Şeyi sarf etseydin bile yine de
Onların kalplerini
Birleştiremezdin, fakat allah
Onları birleştirdi. çünkü o
Azizdir, hakîmdir (üstün kudret,
Tam hüküm ve hikmet sahibidir).
[3, 103]
Bu âyet-i kerime, aralarında
Düşmanlık olan, birbirlerinin
Kanlarını akıtan çeşitli
Kabilelerin, islâm sayesinde
Kaynaşmalarına işaret etmektedir.
Allah’ın bu lütfunun en bariz
Örneklerinden biri, 120 yıl
Öncesinden beri sürekli olarak
Birbirini kırıp geçiren, hatta
Âyetin inişinden daha birkaç sene
Önce bu’as savaşını yapan evs ve
Hazrec kabilelerinin birbirleriyle
Kardeş haline gelmesidir.
64 – ey peygamber allah sana ve
Seninle beraber olan müminlere yeter.
65 – ey peygamber
Müminleri savaşa teşvik et.
Eğer sizden tam sabırlı yirmi kişi
Olursa, ikiyüz kişiye galip gelir
Ve eğer siz müminlerden yüz kişi
Olursa, kâfirlerden bin kişiyi
Mağlup eder;
Çünkü o kâfirler gerçeği ve
Âkıbeti anlamayan bir güruhtur.
66 – ama şimdi allah yükünüzü
Hafifletti, çünkü sizde savaşma
Konusunda bir zayıflık olduğunu
Müşahede etti.
O halde sizden sabırlı yüz kişi,
Allah’ın izniyle onlardan iki yüz
Kâfire üstün gelir
Ve eğer sizden bin kişi olursa,
Onlardan iki bin kişiye galip gelir.
Çünkü allah sabredenlerle beraberdir.
67 – bir peygamberin, dünyada zafer
Kazanıp küfrü zelil kılmadıkça,
Esirler edinip onları fidye
Karşılığında serbest
Bırakması uygun düşmez.
Siz dünya metâını istiyorsunuz. allah
İse âhireti kazanmanızı istiyor.
Allah azizdir, hakîmdir (üstün
Kudret, tam hüküm ve hikmet
Sahibidir). [47,4]
Bu âyet, bedir gazvesinde alınan
Esirlerden fidye alınıp
Salıverilmelerinden sonra,
İndirildi. âyet-i kerime yapılan
İşin hatalı olduğunu bildirerek
Başlıyor. hemen arkasından 69.
Âyet o uygulamayı kabul edip,
Bundan dolayı gönülleri
Ferahlatarak şüpheye yer
Bırakmıyor. hatta hatalı olduğu
Bildirilen bu uygulama, bundan
Böyle, benzeri durumlarda bir kural
Haline getiriliyor. kur’ân hz.
Peygamber (a.s.)’ın sözü
Olsaydı, bu sözün baş tarafını
Söyleyen biri olarak, sonunu da
Söylemesi tasavvur edilemezdi. zira
Aynı anda iki zıt rûhî durum
Mümkün değildir. sonki ruh hali
Galip geldiği takdirde, zaten
Hatalı olan öncekini silmiş
Olması gerekirdi. artık kendisini
Küçük düşürecek olan o
İsabetsizliği zikretmezdi.
Psikoloji bilginleri, burada iki
Ayrı şahsiyet bulunduğunu ve
Sözün şöyle diyen bir hâkim’e
Ait olduğunu söylerler:
‘yaptığın iş pek doğru değil,
Bununla beraber seni affettim, bu
Hususta sana izin verdim, artık
Böyle yapabilirsin.”
68 – eğer yanılma neticesi
Verilen hükümlerden ötürü azap
Etmeyeceğine dair allah’ın levh-i
Mahfuzda yazdığı daha önceki bir
Hüküm olmasaydı, aldığınız
Fidyeden dolayı size büyük bir
Azap dokunurdu.
69 – (ama bundan böyle fidyeyi ve
Ganimeti size mübah kıldım)
Artık aldığınız ganimetleri
Helâl ve hoş olarak yeyin. allah’a
Karşı gelmekten sakının.
Gerçekten allah gafurdur, rahîmdir
(affı, merhamet ve ihsanı boldur).
70 – ey peygamber
Ellerinizdeki esirlere de ki
‘eğer allah sizin kalplerinizde
Hayır yani iyi niyet, iman ve ihlas
İstidadı bulursa,
Sizden alınan fidyelerden daha
Hayırlısını size verir ve
Günahlarınızı bağışlar.
Çünkü allah gafurdur, rahîmdir
(affı, merhamet ve ihsanı boldur).
Peygamberimizin amcası abbas, bedir
Savaşında esir edilmiş,
Hürriyetine kavuşmak için hem
Kendisinin, hem de yeğenleri akîl
İle nevfel’in fidyelerini vermesi
İstenmişti. o da imkânı
Olmadığını ifade etmişti. oysa
Mekke ordusunun iaşesini üstüne
Alan on kureyşli zenginden biri idi
Ve harcama sırası kendisine
Gelmeden savaş sonuçlanmıştı.
Peygamberimiz bu maksatla
Harcayacağı parayı kendisine
Bırakmayacağını ifade etti. o:
‘geri kalan ömrüm boyunca
Kureyşin eline mi bakayım?” diye
Acındırmak isteyince
Peygamberimiz: ‘savaşa çıkarken
Hanımın ümmü’l-fadl’a teslim
Ettiğin altınlar var” deyince
‘hiç kimsenin bilmediği bu olay
Karşısında, mûcizeyi ve
Peygamberimizin risaletini içinden
Kabul etmişti.
Sonra serveti iyice artmış olan
Hz. abbas (r.a) şöyle demiştir:
Allah’ın, alınandan daha
Fazlasını verme vaadi
Gerçekleşti. umarım affı da
Gerçekleşir.”
71 – eğer sana hıyanet etmek
İsterlerse unutmasınlar ki
Daha önce de onlar allah’a hıyanet
Etmişlerdi de, allah onlara karşı
Sana imkân ve kudret vermişti,
Onları senin eline
Düşürmüştü. allah alîmdir,
Hakîmdir (her şeyi hakkıyla
Bilir, tam hüküm ve hikmet
Sahibidir).
72 – iman edip allah yolunda
Hicret edenler, mallarıyla ve
Canlarıyla allah yolunda cihad
Edenlerle onları barındıran ve
Onlara yardım eden ensar var ya,
İşte bunlar birbirlerinin velileridir
(malda da birbirlerinin varisidirler).
İman edip de hicret etmeyenlere
Gelince, onlar hicret etmedikçe,
Sizin için mirasda onlara hiçbir
Velayet yoktur.
Bununla beraber eğer din hususunda
Sizden yardım isterlerse
Sizinle aralarında sözleşme bulunan bir
Topluluk aleyhine olmamak şartıyla,
Onlara yardım etmeniz gerekir.
Allah bütün yaptıklarınızı
Görmektedir. [9,100-117; 59,8-9]
Müminlerin medine’ye 622’de hicret
Etmelerinin hemen akabinde,
Muhacirlerle ensar arasında hz.
Peygamber (a.s.) kardeşleştirme
(muahat) gerçekleştirmişti.
Birbirlerine varis oluyorlardı.
Bazı tefsirlere göre, daha sonra
İndirilen 75. âyet bu
Kardeşliğin, mirasla ilgili
Hükümlerini kaldırarak bundan
Böyle müminler arasında mirasın,
Yalnız akrabalar arasında geçerli
Olacağını bildirmektedir.
73 – dini inkâr edenler de
Birbirlerinin velileridir. eğer siz
Bunu yapmazsanız, birbirinize
Yardımcı olmazsanız, dünyada bir
Fitne kopar, müthiş bir bozukluk,
Bir fesat ortaya çıkar.
74 – iman edip hicret edenler,
Allah yolunda cihad edenlerle onlara
Kucak açıp yardım eden ensar var
Ya,
İşte bunlardır gerçek müminler.
Bunlara bir mağfiret, pek
Değerli bir nasip vardır.
75 – bunlardan sonra iman edip
Hicret edenler, sizinle beraber
Cihad edenler var ya işte onlar
Da sizdendir.
Allah’ın hükmüne göre,
Akrabalık yönünden
Yakınlıkları olanlar,
Birbirlerine varis olmaya daha
Münasip ve lâyıktırlar. muhakkak
Ki allah her şeyi hakkıyla bilir.
[9,100; 33,6; 59,10]